
YDH - Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Münih Güvenlik Konferansı kulisinde yaptığı değerlendirmelerde, Avrupa'nın küresel boyutta yükselen "düzensizliğe" karşı koyabilmesi için güç kazanmasının elzem olduğunu ifade etti.
The Guardian'ın aktardığına göre Frederiksen, "Maalesef güç, bu yeni dünya düzensizliğinde işe yarayan araçlardan biri; bu nedenle Avrupa yeterince güçlü olmak zorundadır" dedi.
Financial Times'a verdiği mülakatta ise Frederiksen, devletlerin gücünün belirleyici rol oynadığı bu dönemde Avrupa'nın "olağanüstü hal düşüncesine" geçmesi gerektiğini vurguladı.
Danimarka Başbakanı, "Kendini savunma kabiliyetine ve hazırlığına sahip olmayan bir Avrupa, bir noktada yok olacaktır" uyarısında bulundu.
Frederiksen'e Münih'te Dışişleri Bakanı Lars Lökke Rasmussen ve Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen eşlik ediyor.
Bu ziyaret, ABD ile ilişkileri geren Grönland krizinden bu yana Danimarka hükümetinin katıldığı ilk büyük uluslararası organizasyon olma özelliğini taşıyor.
Frederiksen'in ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya gelerek Arktik bölgesindeki gelişmeleri ve ikili ilişkileri ele alması bekleniyor.
Danimarka heyetinin konferans boyunca transatlantik ilişkiler ve Arktik bölgesinin güvenliği üzerine yürütülen tartışmalara aktif katılım sağlaması öngörülüyor.
NATO güçlerinin Grönland yakınlarında "Arctic Muhafızı" operasyonunun planlamasına başladığı bildirilmişti.
NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı (SHAPE) Sözcüsü Martin O’Donnell, bu harekatın NATO'nun Arktik ve Uzak Kuzey'deki konumunu daha da tahkim edeceğini kaydetti.
Avrupa'nın stratejik geleceğine ilişkin benzer bir uyarı da 10 Şubat'ta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan gelmişti.
Macron, Avrupa'nın jeopolitik ve ekonomik tehditler karşısında aktif önlemler almaması durumunda "beş yıl içinde silinip gidebileceğini" ifade etmişti.
Cumhurbaşkanı Macron, Avrupa ülkelerinin ABD'nin politikaları ve Çin'in artan ekonomik baskısı nedeniyle derin bir güven krizi ve stratejik belirsizlik yaşadığını belirtti.
Avrupa'nın artık "Amerikalıların ne kadar ileri gitmeye hazır olduğunu" anlayamadığını savunan Macron, gerilim dönemlerini takip eden "korkakça rahatlama" süreçlerinin sahte bir istikrar algısı yarattığına dikkat çekti.