
YDH- Japonya ile Çin arasındaki deniz sınırları, sivil bir balıkçı teknesinin alıkonulmasıyla yeniden ısınmaya başladı.
Japonya Su Ürünleri Ajansı tarafından yapılan açıklamada, Nagasaki eyaletinin güneybatı açıklarında rutin denetimler sırasında bir Çin teknesinin "dur" ihtarına uymayarak kaçtığı belirtildi.
Yaşanan kovalamacanın ardından durdurulan gemiye el konulurken, gemi kaptanı tutuklandı; teknede bulunan diğer 10 mürettebat ise gözaltına alındı.
Pekin yönetimi hadiseye jet hızıyla yanıt vererek, Tokyo’ya mürettebatın güvenliğini sağlama ve iki ülke arasındaki mevcut balıkçılık anlaşmalarına sadık kalma çağrısında bulundu.
Bu son gelişme, Tokyo ve Pekin hattında son aylarda tırmanan diplomatik savaşın en somut yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gerilimin fitili, geçtiğimiz Kasım ayında Japonya’nın yeni muhafazakâr lideri Sanae Takaichi’nin, Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir askeri harekatına Tokyo’nun askeri karşılık verebileceğini ima etmesiyle ateşlenmişti.
Önceki başbakanlara kıyasla çok daha şahin bir tutum sergileyen Takaichi’nin bu çıkışı, Pekin’de sert karşılık buldu.
Japonya’nın yeni rotasına yanıt olarak Çin, diplomatik ve ekonomik kartlarını masaya sürdü. Japon büyükelçisinin dışişlerine çağrılmasını; Rusya ile ortak hava tatbikatları, kritik nadir toprak elementlerine yönelik ihracat kontrolleri ve Japon deniz ürünlerine uygulanan ithalat yasakları izledi.
Hatta Pekin, "yumuşak güç" diplomasisinin bir parçası olan son iki pandayı da geri kabul ederek diplomatik hoşnutsuzluğunu sembolik düzeyde de pekiştirdi.
Denizdeki sürtüşmeler, havadaki gerilimle eşzamanlı seyrediyor. Aralık ayında Japonya’nın, Çin askeri uçaklarının Okinawa Adaları yakınlarında Japon jetlerine radar kilidi attığını duyurması, bölgedeki kaza veya çatışma riskinin ne kadar yüksek olduğunu kanıtlamıştı.
Özellikle Çin’in "Diaoyu", Japonya’nın "Senkaku" olarak adlandırdığı adalar üzerindeki egemenlik iddiaları, iki dev güç arasındaki stratejik rekabetin merkezinde durmaya devam ediyor.