Rubio’dan ‘Batı medeniyeti’ üzerinden yeni dış politika mesajı

16 Şubat 2026

Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada “Batı medeniyeti” vurgusu üzerinden, Trumpçı dış politika yaklaşımının süreceğini vurguladı.

YDH- Axios’un haberine göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, cumartesi günü Almanya’da düzenlenen Munich Security Conference’ta yaptığı konuşmada, “MAGA” çizgisindeki ABD dış politikasının geleceğine dair çerçeveyi ortaya koydu.

Rubio’nun, konuşmasında kitlesel göçü Batı toplumları için “tehlikeli” olarak nitelediği, buna karşılık Avrupa ile ABD arasındaki “ortak mirası” özellikle öne çıkardığı aktarıldı.

Münih’te “Trumpçı hattın” teyidi

Haberde, Rubio’nun “Batı’yı Yeniden Büyük Yap” mesajının, bir yıl önce aynı konferansta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından dile getirilen görüşlerle büyük ölçüde örtüştüğü belirtildi.

Axios, Rubio’nun söyleminin Vance’e kıyasla daha yumuşak bir üslup taşıdığını, retoriğinin ise daha “yüksek perdeden” kurulduğunu; bu nedenle konuşmanın salonda alkışla karşılandığını yazdı. Buna karşın Vance’in geçen yılki konuşmasının Avrupa çevrelerinde şaşkınlık ve tepki yarattığı hatırlatıldı.

Axios’a göre, Rubio ve Vance’in Münih’te yaptıkları bu iki konuşma birlikte ele alındığında, ABD Başkanı Donald Trump’ın “küresel vizyonunu” daha sistematik ve açık biçimde ifade ediyor.

Haberde, söz konusu çıkışların Cumhuriyetçi Parti’nin dış politika çizgisini önümüzdeki yıllar için şekillendirdiği ileri sürüldü.

Trump sonrası senaryo iddiası

Axios, Rubio ve Vance’in Trump’ın “en uygun standart taşıyıcıları” olarak görüldüğünü aktardı.

Haberde, iki ismin Trump’ın ardından birlikte bir başkanlık biletiyle seçime girme ihtimalinin güçlendiği iddia edildi.

“Kurallara dayalı düzen”e açık itiraz

Haberde, Trump–Vance–Rubio doktrininin, Rubio’nun “tehlikeli bir yanılsama” olarak tanımladığı iki temel varsayımı reddettiği ifade edildi.

Bunların, “serbest ticaretin insanları özgürleştirdiği” ve küresel sistemin gerçekten “kurallara dayalı” olduğu iddiası olduğu kaydedildi.

Axios, bu yaklaşımın ulusal egemenliği, karşılıklı çıkarı, güçlü askeri kapasiteyi ve “medeniyet temelli değerleri” esas alan çok kutuplu bir dünya tasavvuruna dayandığını belirtti.

Göç karşıtlığı merkezi başlık

Axios’un haberine göre, Rubio ve Vance’in Münih konuşmalarını birleştiren ana eksen, “kitlesel göçe karşı açık ve tavizsiz muhalefet” oldu.

Bu tutumun, Trump’ın son on yıldaki seçim kampanyalarında sürekli tekrarlanan söylemlerle uyumlu olduğu ifade edildi.

Haberde, bu yaklaşımın Atlantik’in her iki yakasında göçü “temel bir iyilik” olarak gören ilerici çevrelere yönelik kapsamlı bir reddiye anlamına geldiği vurgulandı.

Rubio’nun, “Ülkelerimize kimlerin ve kaç kişinin gireceğini kontrol etmek yabancı düşmanlığı değildir” dediği aktarıldı.

Rubio’nun bunun “nefret” olmadığını, “ulusal egemenliğin temel bir eylemi” olduğunu savunduğu belirtildi. Kontrolün sağlanmamasının ise “toplumsal dokuyu ve medeniyetin devamını tehdit eden acil bir risk” oluşturduğunu ileri sürdüğü kaydedildi.

Avrupa’ya “medeniyet” vurgusu

Axios, Rubio’nun “eski bir dostluğu canlandırma” ihtiyacına yaptığı vurguya dikkat çekti. Bu ifadenin, Avrupa liderlerinin Trump’ın gümrük tarifeleri, NATO’ya yönelik eleştirileri ve Vance’in geçen yılki konuşması nedeniyle ciddi biçimde sarsıldığını gösterdiği aktarıldı.

Rubio’nun, “Biz tek bir medeniyetin parçasıyız, Batı medeniyetinin” sözlerini kullandığı; ABD ile Avrupa’nın “ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras ve dil” üzerinden birbirine bağlı olduğunu iddia ettiği belirtildi.

Haberde, Rubio’nun söylemini yalnızca Vance’ten devralmakla kalmadığı, Trumpçı yaklaşımı Reagan dönemi anlatılarıyla birleştirdiği ifade edildi.

Rubio’nun, 1945’ten itibaren “büyük Batı imparatorluklarının”, komünist devrimler ve sömürgecilik karşıtı ayaklanmalarla hızlanan bir gerileme sürecine girdiğini öne sürdüğü aktarıldı.

Çin adı anılmadan hedef alındı

Axios, Rubio’nun konuşmasında Çin’in adını doğrudan anmadığını, ancak ABD’nin “en büyük stratejik rakibinin” serbest ticaret ve sanayisizleşme politikalarından orantısız biçimde faydalandığını ima ettiğini yazdı.

Rubio’nun, “serbest ve sınırsız ticaret” konusunda “dogmatik bir vizyonu” benimsediklerini söylediği aktarıldı.

Habere göre Rubio, bazı ülkelerin ekonomilerini koruyup şirketlerini sübvanse ederek ABD’yi sistematik biçimde zayıflattığını; bunun da fabrikaların kapanmasına, milyonlarca orta sınıf ve işçi sınıfı işinin yurtdışına taşınmasına ve kritik tedarik zincirlerinin rakiplerin eline geçmesine yol açtığını iddia etti.

İklim politikaları ve askeri güç vurgusu

Axios, Rubio’nun sera gazı sınırlamalarını “iklim kültü” olarak tanımladığını ve bu politikaların tek taraflı olduğunu savunduğunu bildirdi.

Rubio’nun, rakip ülkelerin petrol, kömür ve doğal gazı yalnızca ekonomilerini ayakta tutmak için değil, aynı zamanda ABD’ye karşı “baskı aracı” olarak kullandığını ileri sürdüğü aktarıldı.

Rubio’nun, “Ordular soyut kavramlar için savaşmaz” diyerek temel sorunun “neyi savunduğumuz” olduğunu söylediği belirtildi. Haberde, Rubio’nun orduların “bir halk, bir ulus ve bir yaşam biçimi” için savaştığını savunduğu kaydedildi.

BM’siz güç kullanımı iması

Axios’un analizine göre, Rubio’nun ifadeleri, ABD’nin BM’yi ikinci plana iterek daha fazla tek taraflı askeri güç kullanabileceği bir yaklaşımı ima ediyor.

Rubio’nun, Trump yönetiminin Birleşmiş Milletler’i devre dışı bırakarak Gazze’de “kırılgan bir barış” sağladığını ileri sürdüğü, Ukrayna ile Rusya’yı müzakere masasına oturtmayı kendi diplomatik başarısı olarak sunduğu aktarıldı.

Rubio ayrıca, Venezuela’da “hakkında dava açılmış liderin görevden uzaklaştırıldığını” savundu ve İran’a yönelik saldırıların “nükleer programı sınırlama” amacı taşıdığını iddia etti.

“Tek başımıza da yaparız” mesajı

Haberde, Rubio’nun konuşmasını “Gerekirse bunu tek başımıza yapmaya hazırız” sözleriyle tamamladığı, ancak tercihinin Avrupa’daki müttefiklerle birlikte hareket etmek olduğunu ifade ettiği belirtildi.

Axios, bu mesajın işbirliği çağrısı kadar, ABD’nin tek taraflı hareket etme iradesini de açık biçimde yansıttığını kaydetti.