Arap kamuoyundan ABD ve İsrail’e ret

16 Şubat 2026

Arap dünyasında en geniş çaplı araştırma, katılımcıların %87’sinin İsrail’in tanınmasına karşı çıktığını ve ABD’ye yönelik olumsuz algıların “dış politika kaynaklı” olarak keskinleştiğini ortaya koydu.

YDH- Arap Merkezi Araştırma ve Politika Çalışmaları, 2025 yılı için hazırladığı Arap Kamuoyu Endeksi (AOI) sonuçlarını perşembe günü yayımladı.

15 Arap ülkesinde 40 bin 130 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapılarak elde edilen veriler, bölgede şimdiye kadar yapılan “en büyük kamuoyu araştırması” niteliğinde.

Araştırma, Filistin, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ne dair Arap kamuoyunun tutumlarının net bir şekilde belirginleştiğini, “normalleşme” anlaşmaları ve diplomatik girişimlerin bu algıyı değiştirmede etkili olamadığını gösterdi.

Katılımcı profili ve kapsam

Kasım 2024 ile Ağustos 2025 arasında yürütülen AOI’nin dokuzuncu sayısında, Cezayir, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Libya, Moritanya, Fas, Filistin, Katar, Suudi Arabistan, Sudan, Suriye ve Tunus’tan katılımcılar değerlendirildi.

Genel hata payı ±2–3% olarak hesaplandı.

İsrail’e karşı güçlü muhalefet

Araştırmaya katılanların %87’si ülkelerinin İsrail’i tanımasına karşı çıktığını, sadece %6’sının desteklediğini belirtti.

Bu destekçilerin yarısı, tanımanın ancak bağımsız bir Filistin devletinin kurulması durumunda geçerli olacağını ifade etti. Bu oranlar, 2019/20 anketine göre “en yüksek karşıtlık seviyesini” işaret ediyor.

Libya %96 ile en yüksek muhalefeti gösterirken, bunu Ürdün (%95), Moritanya (%95) ve Kuveyt (%94) izledi.

“Normalleşme” anlaşmaları imzalanan ülkelerde, kamuoyunun muhalefet eğilimi yumuşamak yerine güçlenmiş görünüyor. Örneğin, Fas’ta İsrail’in “tanınmasına” destek 2022/23’te %20 iken 2025’te %6’ya düştü; Sudan’da ise bu oran %7’ye geriledi.

Katılımcılar, “tanımaya” karşı çıkış gerekçelerini ağırlıklı olarak siyasi sebeplerle açıkladı. %31,5’i “İsrail rejiminin Filistin’i işgal eden bir yerleşimci-kolonyal devlet” olarak görülmesini, %13,3’ü bölgedeki genişlemeci emellerini, %9,1’i Filistinlilere yönelik süregelen baskıyı belirtti. Dini gerekçeler sadece %2,3 oranında gösterildi; bu oran 2019/20'de yaklaşık %7 idi.

Gazze ve Lübnan

Anket, İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik savaşının katılımcılar üzerinde kişisel olarak ciddi etkiler bıraktığını ortaya koydu; katılımcıların %87'si doğrudan savaşın yol açtığı psikolojik stres yaşadığını belirtti. Ayrıca %70'i savaşı aktif şekilde takip ettiğini ve bunu yaparken ağırlıklı olarak uydu televizyonu (%57) ile interneti (%35) kullandığını ifade etti.

Uluslararası aktörlerin algısı

Güney Afrika, Filistinlilere karşı en iyi tavrı sergileyen ülke olarak %15'lik oranla en olumlu değerlendirilen uluslararası aktör oldu; bu oran, tek bir ülke için kaydedilen en yüksek değer olarak öne çıktı. Katılımcıların %83'ü, Pretoria'nın 'İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı davanın morallerini yükselttiğini belirtti. İspanya ve İran ise %7'lik oranla ikinci sırada yer aldı.

Ayrıca, Filistin'e yönelik uluslararası politikaları değerlendirmeleri istendiğinde, katılımcılar Güney Afrika'yı %62 ile 'en olumlu' ülke olarak gösterdi. Türkiye %49 ile ikinci sırada yer alırken, İran %45 ile üçüncü oldu. Batı ülkeleri arasında ise İspanya %43 ile 'en olumlu' değerlendirmeye sahip ülke olarak kaydedildi.

Öte yandan, ankete katılanların %76'sı ABD'nin Filistin'e yönelik politikasını 'olumsuz' değerlendirdi; bu, ankete katılan tüm ülkeler arasında en kötü puan olarak kaydedildi. İngiltere %60, Fransa %58 ve Almanya %55 ile olumsuz değerlendirmeler aldı.

ABD’ye bakış

AOI 2025, ABD’ye dair 2014’te sorulan soruları tekrarladı ve neredeyse her ölçütte olumsuz görüşlerde belirgin bir artış gözlendi. Katılımcıların %56’sı ABD’ye olumsuz hisler beslediğini, bunun %54’ünün Amerikan dış politikasına dayandığını belirtti.

Bu oran 2014’te %50 idi. Filistin (%78), Ürdün (%72) ve Mısır (%67), olumsuz görüşlerini ağırlıklı olarak dış politikaya bağladı.

ABD’ye yönelik olumsuz algı, pratik tercihlere de yansıdı. Arapların ABD’yi tercih ettikleri alanlarda düşüş gözlendi: Turizm %34’ten %14’e, üniversite eğitimi %48’den %28’e, sağlık hizmetleri %45’ten %32’ye geriledi. Amerikan ürünleri satın alma oranı %42’den %25’e indi.

ABD toplumu algısı da zayıfladı. 1–10 ölçeğinde demokrasi 7,5’ten 6,7’ye, kişisel özgürlük 7,5’ten 6,9’a, hoşgörü 5,8’den 5,5’e, azınlıklara saygı 6,5’ten 5,7’ye düştü. Tek yüksek not teknoloji alanında korundu (8,1).

Kamuoyu talepleri

Katılımcıların %44’ü, ABD politikasının Filistin’e yönelik değişmesi durumunda Washington algısının iyileşeceğini belirtti. Öne çıkan talepler arasında “İsrail’e askeri desteğin durdurulması” (%17), “Filistinlilerin korunması” (%14) ve “Filistin meselesinin adil çözümü” (%13) yer aldı. %9’u ise hiçbir değişiklik olmayacağını ifade etti.

Üçte iki oranında katılımcı, ABD politikalarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtti. %50–66’lık kesim, Washington’un Arap ülkelerini kontrol altına aldığını, politikalarını dayattığını, Arap devletleri arasında bölünmeleri derinleştirdiğini ve demokratik olmayan hükümetleri desteklediğini ifade etti. %55, ABD’nin bölgedeki insan haklarını koruduğu iddiasını reddetti.

Sonuç

2025 AOI, Arap kamuoyunun Filistin konusunda tutumunun sertleştiğini ortaya koyuyor; “normalleşme” anlaşmaları ve zaman, kamuoyu desteğini değiştirmekte etkili olamamış.

İsrail’i tanımaya karşı çıkış neredeyse tarihsel zirveye ulaşmış durumda ve siyasi gerekçeler bu tutumun temelini oluşturuyor.

Gazze’ye yönelik savaş, ABD’ye karşı önceden var olan güvensizliği derinleştirmiş; bu olumsuz algı artık Amerikan toplumu, kültürü ve yetkinliği alanlarına da yansımış durumda.

Washington ve Arap başkentlerindeki politika yapıcılar için mesaj açık: Diplomatik anlaşmalar imzalanabilir, ancak kamuoyunun meşruiyeti olmadan gerçek kabul görmez.