Gazze ve Batı Şeria’da yaşam koşulları çöküş noktasında

18 Şubat 2026

Birleşmiş Milletler, Gazze ve Batı Şeria’daki abluka ve işgal uygulamalarının Filistinlilerin temel ihtiyaçlara erişimini ciddi ölçüde sınırladığını bildirdi.

YDH- Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), işgal altındaki Filistin topraklarının, onlarca yıla yayılan İsrail askeri işgali, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna uyulmaması ile Filistinliler arasındaki iç bölünmelerin etkisiyle şekillenen uzun süreli bir siyasi krizle karşı karşıya olduğunu belirtti.

OCHA, Gazze Şeridi’nin 2007 yılından bu yana farklı yoğunluklarda İsrail ablukası altında bulunduğunu ve İsrail güçleri ile Filistinli silahlı gruplar arasında tekrarlayan çatışma tırmanışlarına sahne olduğunu kaydetti.

Gazze’de eşi görülmemiş yıkım

OCHA’nın aktardığına göre, Ekim 2023’te başlayan son savaş, “ölüm, yıkım ve acı açısından eşi benzeri görülmemiş düzeylere” yol açtı.

“On binlerce kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin İsrail tarafından esir alındığı ve Filistinlilerin büyük çoğunluğunun defalarca yerinden edildiği” bildirildi.

Barınma, gıda, sağlık hizmetleri, temiz su, eğitim ve geçim kaynaklarına erişimde yaşanan ağır yetersizliklerin krizi daha da derinleştirdiği ifade edildi.

OCHA, Gazze’de sivillerin, çatışmaların büyük bölümünde “insan yaşamına uygun olmayan koşullarla” karşı karşıya kaldığını; Gazze Şeridi içinde “güvenli hiçbir yer bulunmadığını” ve bölge dışına kaçma imkânı olmadığını kaydetti.

Ayrıca, 2023 ve 2024 yıllarında Gazze’nin, dünya genelinde yardım çalışanları için “en ölümcül yer” haline geldiği de belirtildi.

Batı Şeria’da yapısal baskılar ve yerinden edilme

Batı Şeria’da ise insani ihtiyaçların, İsrail’in Doğu Kudüs’ü tek taraflı ilhakı ve kalan toprakların A, B, C, H1, H2 bölgeleri ile doğal koruma alanlarına parçalanması gibi politikalar ve uygulamalardan kaynaklandığı aktarıldı. Bu bölünmenin, Filistin yönetiminin hizmet sunma kapasitesine farklı düzeylerde kısıtlamalar getirdiği vurgulandı.

OCHA’yagöre, İsrail makamlarının yerleşimlerin ve askeri üslerin kurulması, “dikiş bölgeleri” ve “ateş bölgeleri” oluşturulması, kontrol noktaları ve fiziki engellerin dayatılması gibi tek taraflı adımları, Filistinlilerin hareket özgürlüğünü, güvenliğini ve geçim kaynaklarını daha da sınırlıyor.

C Bölgesi ve Doğu Kudüs’te uygulanan “kısıtlayıcı ve ayrımcı” planlama rejiminin, Filistinlilerin temel barınma, geçim ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamasını engellediği ifade edildi.

OCHA, aşırı güç kullanımı, yıkımlar, tahliyeler, yerleşimlerin genişlemesi ve yerleşimci şiddeti gibi “zorlayıcı ortam” unsurlarının güvensizliği beslemeye, temel insan haklarını inkâr etmeye ve insani ihtiyaçları artırmaya devam ettiğini bildirdi.

Ayrıca, 2025 yılında İsrail güçleri tarafından yürütülen geniş çaplı operasyonlar sırasında, kuzey bölgelerinden “on binlerce kişinin yerinden edildiği” ve bu kişilerin çoğunlukla geri dönmelerinin engellendiği; operasyonlarda sıklıkla “ölümcül, savaş benzeri taktikler” kullanıldığı belirtildi.

Yardım faaliyetleri artan risk altında

İnsani yardım topluluğunun İşgal altındaki Filistin toprakları genelinde Filistinlilerin ihtiyaçlarına yanıt vermek ve acılarını hafifletmek için yoğun çaba gösterdiği kaydedildi. Ancak OCHA, yardım kuruluşlarının “ağır kısıtlamalarla ve giderek daha tehlikeli koşullarla” karşı karşıya olduğunu da vurguladı.