
YDH- Middle East Eye’da yer alan habere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaş sonrası Gazze’yi yönetmek üzere oluşturduğu “Barış Kurulu”nun ilk büyük zirvesi için uluslararası liderler perşembe günü Washington’da bir araya gelmeye hazırlanıyor.
Zirve, Ekim 2023’ten bu yana “72 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği”, resmi olarak ekimde imzalanan ateşkese rağmen İsrail bombardımanının sürdüğü yıkıma uğramış Gazze Şeridi için yüksek katlı konutlar ve veri merkezleri içeren “gösterişli” planların açıklandığı bir dönemde düzenleniyor.
Haberde, Trump’ın en büyük müttefiklerinden bazıları da dahil kurula davet edilen ülkelerin yaklaşık yarısının kurulu boykot etmeyi tercih ettiği aktarıldı.
Şu ana kadar 28 ülkenin katıldığı belirtilen kurulun, Trump tarafından “herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde bir araya getirilmiş en büyük ve en prestijli kurul” olarak tanımlandığı ve kalıcı üyelik için “1 milyar dolarlık giriş ücreti” şartı bulunduğu kaydedildi.
Kurulun, Trump’ın 20 maddelik barış planının parçası olarak geçen eylül ayında ilan edildiği ve 22 Ocak’ta Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda resmen başlatıldığı ifade edildi.
Kurulun, Gazze planının ateşkes ve insani yardımlara odaklanan birinci aşamasından, “silahsızlanma ve yeniden inşayı” kapsayan ikinci aşamaya geçişi denetlemeyi amaçladığı bildirildi.
Yetki alanı ve BM endişeleri
Haberde, kurulun 17 Kasım’da kabul edilen “BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararı” uyarınca Gazze’de “uluslararası bir istikrar gücü” oluşturma yetkisine sahip olduğu belirtildi. Ancak kurulun tüzüğünde Gazze’ye açık bir atıf yapılmamasının, Birleşmiş Milletler gibi mevcut uluslararası kurumları devre dışı bırakabilecek “daha geniş bir rol” üstlenebileceği yönünde endişelere yol açtığı aktarıldı.
Trump’ın 21 Ocak’ta, kurulun BM’nin yerini alıp alamayacağı sorulduğunda “Olabilir” yanıtını verdiği ve “BM’nin pek yardımcı olmadığını, potansiyelini hiçbir zaman gerçekleştiremediğini” söylediği bildirildi. Tüzükte, barışın “çok sık başarısız olan yaklaşımlar ve kurumlardan ayrılma cesareti” gerektirdiği ifadesinin yer aldığı kaydedildi.
Trump’ın kurulun başkanı olduğu, görev süresine ilişkin bir sınırlama bulunmadığı ve üyeleri atama ya da görevden alma yetkisine sahip olduğu belirtildi.
Yürütme kurulu ve yönetim yapısı
Trump’ın altında, yedi üst düzey isimden oluşan bir “yürütme kurulu” bulunduğu aktarıldı. Bu isimler arasında Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, ABD’li özel sermaye milyarderi Marc Rowan ve ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Robert Gabriel yer alıyor.
Trump’ın 21 Ocak’ta bu atamaları savunduğu, “Tartışmalı insanlarım var ama bunlar işi bitiren, büyük etkiye sahip kişiler” dediği aktarıldı.
Yürütme kurulunun, dünyanın dört bir yanından devlet başkanlarıyla birlikte Gazze’ye ilişkin öneriler üzerinde oy kullanacağı; önerilerin başkan tarafından onaylanması gerekeceği kaydedildi.
Bu yapının, Gazze’de lojistik işleri yürütecek “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi”ni (GUYK) denetleyeceği belirtildi. GUYK’un, eski Filistinli Planlama Bakan Yardımcısı Ali Şaat başkanlığında 15 Filistinliden oluştuğu ve “siyasi bir rolünün olmadığı” ifade edildi. Ayrıca, eski Bulgaristan Dışişleri Bakanı ve BM diplomatı Nikolay Mladenov’un, kurul ile GYUK arasındaki bağlantıyı sağlayacak “Gazze Yüksek Temsilcisi” olarak atandığı bildirildi.
Bölgesel katılımlar ve çıkar hesapları
Haberde, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan şu ana kadar 10 ülkenin kurula katılacağını açıkladığı aktarıldı. Katılımcıların, müzakere masasında yer almanın yanı sıra Washington nezdinde “ayrıcalık” elde edeceği; Trump’ın Ocak 2025’te göreve dönüşünden bu yana “dost” ülkelere kârlı anlaşmalar sunduğu, diğerlerine ise gümrük vergileri tehdidiyle baskı uyguladığı ifade edildi.
19 Ocak’ta ilk katılanların Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Bahreyn olduğu; bu ülkelerin 2020’de “İsrail’le ilişkileri normalleştiren” “İbrahim Anlaşmaları”nı imzaladığı hatırlatıldı. BAE Dışişleri Bakanlığı’nın, Trump’ın barış planını “Filistin halkının meşru haklarının hayata geçirilmesi açısından kritik” olarak nitelendirdiği bildirildi.
Mısır’ın 21 Ocak’ta kurula katıldığı, Gazze’ye komşu olması ve müzakerelerde oynadığı rol nedeniyle masada söz sahibi olmak istediği; Kahire’nin, Filistinlilerin kitlesel biçimde Mısır’a sürülmesinden endişe duyduğu aktarıldı.
Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Katar’ın da ortak bir açıklamayla katılım sinyali verdiği; Filistin’in “uluslararası hukuka uygun kendi kaderini tayin ve devletleşme hakkını” desteklediklerini belirttiği kaydedildi.
İsrail’in katılımı ve iç tepkiler
Habere göre, en tartışmalı katılım İsrail oldu ve Tel Aviv yönetimi 12 Şubat’ta resmen imza attı. Başbakan Benyamin Netanyahu’nun, daha önce Katar ve Türkiye’nin dahil edilmesini “İsrail’le koordine edilmediği” gerekçesiyle eleştirdiği aktarıldı. İsrail siyasetinde, koalisyon içinden de itirazlar geldiği belirtildi.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in, İsrail’in bunun yerine Gazze’de “askeri bir hükümet kurması ve göç ile yerleşimi teşvik etmesi” gerektiğini söylediği aktarıldı.
Muhalefet lideri Yair Lapid’in ise Netanyahu’ya hitaben, “Gazze’yi yönetmesi için Hamas’ın ideolojik ortaklarının davet edildiğini” savunduğu kaydedildi.
Netanyahu’nun 21 Ocak’ta tutum değiştirerek İsrail’in kurula katılacağını açıkladığı, ancak Davos’taki açılışa katılmadığı belirtildi.
Dışlanan aktörler ve eleştiriler
Haberde, İran’ın davet edilmediği; Lübnan ve Suriye’nin de temsil edilmediği aktarıldı. Yürütme kademesinde hiçbir Filistinli temsilcinin yer almadığı; ne Hamas’ın ne de Filistin Yönetimi’nin davet edildiği kaydedildi.
Hamas yetkililerinden Usame Hamdan’ın, Netanyahu’nun katılımını “çağın en büyük komedis” olarak nitelediği; Filistinli insan hakları örgütü el-Hak’ın ise planı “uluslararası toplum için karanlık bir gün” olarak tanımladığı aktarıldı.
Açıklamada, planın “İsrail’in hukuka aykırı işgalini sona erdirmek yerine, onu genişlettiği, derinleştirdiği ve uluslararasılaştırdığı” ifade edildi.