ABD Adalet Bakanlığı Epstein dosyaları nedeniyle yasa ihlaliyle suçlanıyor

19 Şubat 2026

ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası kapsamında yayımladığı son isim listesi, Kongre’de büyük bir tepkiye yol açtı.

YDH - ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca yaptığı son açıklama Kongre'de büyük bir tepki dalgasına neden oldu.

Janis Joplin, Julian Assange ve eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney gibi birbirinden çok farklı isimlerin yer aldığı uzun liste, milletvekilleri tarafından bakanlığın yasadan doğan nihai yükümlülüklerini yerine getirmediği şeklinde yorumlandı.

Cumartesi günü yapılan açıklama, Adalet Bakanlığı’nın dosyalara ilişkin son sözü olarak tasarlandı. Bakanlığın hangi belgeleri neden sakladığını açıklaması ve isimleri gizlemenin hukuki dayanaklarını sunması bekleniyordu.

Ancak milletvekilleri, bakanlığın daha fazla şeffaflık sağlama konusundaki yasal sorumluluğundan kaçtığını ve ünlü isimlerden siyasetçilere kadar uzanan kapsamlı bir listeyi yeterli açıklama yapmadan yayımlayarak durumu daha da belirsizleştirdiğini belirtti.

Temsilciler Meclisi Üyesi Pramila Jayapal, salı öğleden sonra sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, "Bu, Adalet Bakanlığı'nın gerçeği bir kez daha örtbas etmesidir" ifadesini kullandı.

Listede ölen sanatçılar ve siyasetçiler yer alıyor

Toplamda 250’den fazla ismin bulunduğu listede, Mick Jagger’dan Kraliçe II. Elizabeth’e kadar tanınmış simaların yanı sıra her iki partiden siyasi figürler de yer alıyor.

Listedeki bazı isimlerin hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile ne tür bir bağı olduğu, hatta bir bağları olup olmadığı bilinmiyor. Birçok ismin, Epstein veya FBI tarafından paylaşılan ve Epstein ile ilgili haberlerin de yer aldığı medya derlemelerinde sadece atıf olarak geçtiği görülüyor.

Yasanın sponsorlarından biri olan Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, "Epstein 17 yaşındayken ölen Janis Joplin ile yüzlerce genç kadına yönelik cinsel istismar ve çocuk pornografisinden hapse giren Larry Nassar’ın, dosyalarda nasıl geçtiğine dair hiçbir açıklama yapılmadan aynı listede yer alması saçmalıktır" diye yazdı.

Güçlü isimlerin korunduğu iddiası gündemde

Khanna, Adalet Bakanlığı’nın karartılan kısımlar için bir gerekçe sunmayarak yasayı ihlal ettiğini savundu. Bakanlığın Sultan Ahmed bin Sulayim ve Victoria’s Secret’ın eski CEO’su Leslie Wexner gibi güçlü isimleri koruduğunu ileri süren Khanna, isimlerin bağlamından koparılarak yayımlandığını belirtti.

Wexner, çarşamba günü Temsilciler Meclisi Denetim ve Hükümet Reformu Komisyonu’na ifade vermişti.

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı Sultan Ahmed bin Sulayim ise, bir işkence videosuna atıfta bulunan e-postası ortaya çıktıktan sonra şirketinden istifa etmişti.

Khanna, "Adalet Bakanlığı kimin saldırgan olduğunu, kimin ise sadece bir e-postada adının geçtiğini bilinçli olarak karıştırıyor" dedi.

Bakanlık idari imtiyazların arkasına sığınıyor

Epstein yasası, kurbanların isimleri dışındaki karartmalar için bakanlığa sınırlı seçenekler tanıyor. Devam eden soruşturmalarda bile karartmaların "dar kapsamlı ve geçici" olması şart koşuluyor.

Ancak Adalet Bakanlığı’nın cumartesi günü gönderdiği mektupta, avukat-müvekkil gizliliği ve "müzakere süreci imtiyazı" gibi gerekçelerle bazı belgelerin gizlendiği ifade edildi.

Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, bu durumun yasayı doğrudan ihlal ettiğini savundu.

Pazar günü ABC’nin "This Week" programına katılan Massie, "Belgeleri yayımlamamak için müzakere süreci imtiyazına atıfta bulunuyorlar. Sorun şu ki, Ro Khanna ile yazdığımız yasa tasarısı, soruşturma açıp açmama veya dava açıp açmama kararlarına ilişkin tüm iç notların ve e-postaların açıklanmasını zorunlu kılıyor" diye konuştu.

Soruşturulmayan isimler için açıklama bekleniyor

Massie, Adalet Bakanlığı’nın Epstein’in suç ortağı Ghislaine Maxwell dışındaki kişilere neden dava açmadığını anlamaya çalıştıklarını belirtti.

Savcılar tarafından hazırlanan potansiyel suç ortakları listesine rağmen neden başka işlem yapılmadığı milletvekilleri tarafından sorgulanıyor.

Ayrıca Epstein’e 2008 yılında verilen ve dışarıda çalışma izni sağlayan hafif cezanın gerekçeleri de inceleme altında. Massie, "Yasaya uymaları önemli, çünkü ancak o zaman Leslie Wexner hakkında neden dava açılmadığını ve 2008’de Jeffrey Epstein’e neden o kadar hafif bir ceza verildiğini öğrenebiliriz" dedi.

Temsilciler Meclisi Üyesi Dan Goldman da isim listesinin yoğunluğunu halkın kafasını karıştırma yöntemi olarak nitelendirdi. Pazartesi günü MS NOW programında konuşan Goldman, "Bu, suyu bulandırmaktır. Epstein’in suçları ve fuhuş ağıyla hiçbir ilgisi olmayan bariz kişileri, suç ortakları veya olaya karışmış olabilecek kişilerle aynı kefeye koyuyorlar. Bu, pedofilleri ve suç ortaklarını korumaya yönelik bir çabadır" ifadelerini kullandı.

Goldman, Donald Trump tarafından imzalanarak yasalaşan bir metne rağmen Adalet Bakanlığı’nın bu kurallara uymamasını "vahim" olarak değerlendirdi. Adalet Bakanlığı ise konuyla ilgili açıklama taleplerine yanıt vermedi.

İsimlerin bağlamı netleştirilmedi

Bakanlığın mektubunda, dosyalarda geçen tüm hükümet yetkilileri ve "siyasi nüfuz sahibi kişilerin" listelendiği, ancak bazılarının Epstein ile hiçbir bağı olmayabileceği notu düşüldü.

Mektupta, isimlerin çok çeşitli bağlamlarda geçtiği; bazılarının doğrudan e-posta trafiğinde yer aldığı, bazılarının ise sadece konuyla ilgisiz bir gazete haberinde isminin geçtiği belirtildi.

Ancak listede ismi bulunan Pramila Jayapal, bu yapının yasaya aykırı olduğunu ve asıl yanlış yapanların tespit edilmesini zorlaştırdığını söyledi.

Jayapal, "İki şekilde örtbas ediyorlar: Birincisi, benim gibi sadece basın kupürlerinde adı geçenleri, Epstein’in halkasının bir parçası olan Leslie Wexner, Alan Dershowitz ve hatta Trump gibi isimlerle aynı listeye koyuyorlar. İkincisi, hala bazı isimlerin dışarıda bırakıldığına inanıyoruz" diye konuştu.

Gerçeklerin karartılmasına yönelik bilinçli çaba

Jayapal, Adalet Bakanlığı’nın bu durumu şeffaflık olarak pazarlamasını eleştirerek, kendisi gibi isimlerin gerçek suçlularla aynı listede gösterilmesinin gerçeği bulandırmaya yönelik bilinçli bir girişim olduğunu vurguladı.

Jayapal, bu yöntemin medyada yanlış algı yarattığını ve Amerikan halkının gerçeğe ulaşmasını zorlaştırdığını belirtti. Adalet Bakanlığı ise dosyalardaki tüm isimlerin listede yer aldığını savunmaya devam ediyor.