
YDH - Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında nükleer program konusunda bir anlaşmaya varılabileceğine dair iyimserlik artarken, uzmanlar İsrail'in süreci sekteye uğratma girişimi ve müzakerelerdeki temel uyuşmazlıklar nedeniyle savaş ihtimalinin güçlü bir şekilde masada kalmaya devam ettiğini belirtiyor.
ABD ve İranlı yetkililer, Cenevre'de yürütülen son tur görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini teyit etse de Washington bölgedeki askeri yığınağını artırmayı sürdürüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, tarafların bir anlaşma taslağının hazırlanmasına olanak sağlayacak temel rehber ilkeler üzerinde mutabık kaldığını açıkladı.
Ancak ABD tarafı, Tahran'ın uranyum zenginleştirmeyi askıya alma teklifinin, zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen sonlandırılmasını talep eden Başkan Donald Trump'ın beklentilerini karşılamadığını ifade ediyor.
Axios'a konuşan bir ABD'li yetkili, önümüzdeki haftalarda İran'a yönelik bir askeri harekat ihtimalinin yüzde 90 seviyesinde olduğunu iddia ederek, Trump'ın sürecin yavaş ilerlemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Görüşmelerde ana uyuşmazlık noktası, uranyum zenginleştirme oranları üzerinde yoğunlaşıyor.
El-Cezire kanalına konuşan İran Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Maşallah Şemsulvaizin, Tahran'ın zenginleştirme oranını ABD'nin talep ettiği yüzde 1,6 ile yüzde 3,6 aralığına çekmeyi kabul edebileceğini, ancak Washington'ın bölgedeki yoğun askeri tahkimatının güven ortamını zedelediğini belirtti.
Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Vekili Heino Klinck ise Washington'ın sadece uranyum zenginleştirmenin sıfırlanması konusunda değil, aynı zamanda Tahran'ın füze programı ve bölgesel nüfuzu konularında da tavizsiz olduğunu hatırlattı.
Klinck, bu hususların Trump tarafından "kırmızı çizgi" olarak belirlendiğini ve mevcut askeri hareketliliğin, özellikle de hava kuvvetlerinin tahkim edilmesinin, diplomatik başarısızlık durumunda savaş seçeneğinin hazır tutulduğunu gösterdiğini vurguladı.
Siyonist rejim, nükleer müzakerelerin nihayetinde başarısız olacağına ve askeri çatışmanın kaçınılmaz olduğuna dair görüşünü koruyor.
İsrail uzmanı Mühenned Mustafa, Tel Aviv'in İran'a yönelik ortak bir saldırı için hazırlıklarını en üst seviyeye çıkardığını ifade etti.
Mustafa, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı bulunan Başbakan Benyamin Netanyahu'nun, İran'ın nükleer ve füze programları tamamen tasfiye edilse dahi bir anlaşmaya karşı olduğunu ve savaş seçeneğini tek çözüm olarak gördüğünü belirtti.
Netanyahu'nun Amerikalı yetkilileri İran'ın sadece zaman kazandığına ikna etmeye çalıştığını kaydeden Mustafa, İsrail'in muhtemel bir savaşın kapsamı ve şiddeti üzerine planlamalar yaptığını bildirdi.
Şemsulvaizin de Tahran yönetiminin Washington'ın bu adımları Tel Aviv adına attığının farkında olduğunu, ancak geniş çaplı bir savaşın ABD'nin bölgedeki son iki yıldaki kazanımlarını tehlikeye atabileceğini sözlerine ekledi.
Öte yandan Ortadoğu politikaları uzmanı Dr. Mahcup Zuveiri, İran'ın rejim güvenliğini korumak adına Barack Obama döneminden daha büyük tavizler vermeye hazır olduğunu ifade etti.
Zuveiri, İran'ın bölgedeki müttefiklerinin zayıfladığını ve Tahran'ın uranyumu yurt dışına çıkarma teklifine sıcak bakabileceğini, ancak asıl meselenin bu uranyumun akıbeti ve iade süreci olacağını belirtti.
İran Hükümet Sözcüsü Fatıma Muhacirani, Tahran'ın ulusal çıkarlarını korumak amacıyla "müzakere kanallarını açık tutma" ve "savunma hazırlığı" stratejilerini eş zamanlı olarak yürüttüğünü açıkladı.
Muhacirani, diplomatik görüşmeler sürerken İran silahlı kuvvetlerinin her türlü senaryoya karşı tam teyakkuz halinde olduğunu ve gerekli tüm tedbirlerin alındığını vurguladı.