İsrail ordusu Winograd Raporu’ndan ders almamış

19 Şubat 2026

İkinci Lübnan Savaşı’nı inceleyen Winograd Komisyonu’nun uyardığı komuta, istihbarat ve saha hatalarının, “Uli’l-Bas” Muharebesi’nde de büyük ölçüde tekrarlandığı belirtildi.

YDH- Temmuz 2006’da yaşanan İkinci Lübnan Savaşı’nın askeri ve siyasi seyrini inceleyen Winograd Komisyonu’nun nihai raporu, söz konusu savaşta İsrail’in komuta ve yönetim düzeyinde yaşanan başarısızlıklarını ele alan en kapsamlı soruşturmalardan biriydi.

Raporun taşıdığı önem, başkanlığını Eliyahu Winograd’ın yaptığı Komisyona tanınan geniş yetkilerden kaynaklanıyordu.

Bu çerçevede komisyon, hem siyasi hem de askeri düzeydeki karar alıcıların büyük bölümünü sorgulayabildi; farklı rütbelerdeki yüzlerce asker ve subayın ifadesine başvurabildi.

Winograd Raporu’nun uyarıları ve tekrar eden hatalar

El-Menar’da yer alan makalede, “Uli’l-Bas” Muharebesi’nde İsrail ordusunun, Temmuz 2006 savaşında yaptığı ve Winograd Raporu'nun tespit edip uyardığı hataların neredeyse aynısını tekrarladığı, hatta bazı yönlerden daha büyük başarısızlıklar sergilediği belirtildi.

Haberde, İsrail tarafının başlangıçta rapordaki bazı tavsiyeleri, özellikle istihbarat ve teknik alanlarda uygulamaya çalıştığı, ancak kısa sürede raporun uyardığı stratejik ve operasyonel hataları yeniden üretmeye döndüğü ifade edildi. İlk aşamada hayata geçirilen önerilerin devamının getirilmediği kaydedildi.

İstihbarat, komuta ve sahadaki zaaflar

Makalede, Siyonist işgal ordusunun etkili bir saha istihbaratı geliştirmekte başarısız olduğu bildirildi. Bu durumun, direniş güçlerinin “asimetrik savaş” yöntemleriyle, küçük birlikler kullanarak geniş çaplı taarruz manevralarını hem hareket hem de ateş gücü açısından boşa çıkarmasına imkân tanıdığı aktarıldı.

İsrail askeri ve siyasi liderliğinde “disiplin eksikliği” yaşandığı, subaylar arasındaki görüş ayrılıklarının komuta birliğini zayıflattığı ve karar alma süreçlerinde tutarlılığı aşındırdığı belirtildi.

Ayrıca, uygun muharebe planlarının hazırlanamadığı, ordunun net bir operasyonel vizyon olmaksızın günlük ayarlamalar ve doğaçlama düzeltmeler içinde sıkışıp kaldığı ifade edildi.

Birleşik kuvvet manevrası ve direniş taktikleri

Haberde, İsrail ordusunun “birleşik kuvvet manevrası” konseptini uygulamaya çalıştığı ancak direnişin esnek taktikleri karşısında başarısız olduğu bildirildi.

Bu taktikler arasında “hareketli savunma, pusu kurma, tanksavar silahlarının kullanımı ve sürü saldırıları” yer aldı.

Savaşın ilk kara harekâtı safhasında, İsrail ordusunun kara çatışmalarını yönetemediği ve direnişin destek silahlarına ve sürü saldırılarına dayalı ateş manevralarını karşılayamadığı belirtildi.

“Hızlı zafer”den “zafer görüntüsü”ne

Makalede, İsrail’in savaşa “hızlı zafer” anlayışıyla başladığı, daha sonra bu yaklaşımı “zafer görüntüsünü elde etme” hedefine dönüştürdüğü aktarıldı.

Bu tutumun, Winograd Komisyonu’nun tavsiye ettiği “ölçülü, planlı ve profesyonel askeri strateji” ile çeliştiği vurgulandı.

“Uli’l-Bas” Muharebesi’nde İsrail ordusunun, başlangıçta stratejik istihbarata dayanarak Winograd derslerini uyguladığına inandığı, ancak doğrudan kara çatışmaları başladığında 2006 savaşında düştüğü aynı operasyonel tuzaklara yeniden yakalandığı kaydedildi.

Kararsızlık, geri çekilme ve sonuçsuzluk

Makalede, İsrail’in “kesin bir askeri zafer” elde edemediği, derin bir işgal yerine “zorlayıcı keşif” yaklaşımını benimsediği; ilerleme ve geri çekilmenin iç içe geçtiği bu taktiğin, Winograd Komisyonu’nun eleştirdiği “tereddüt ve kararsızlık” sorunlarını yansıttığı belirtildi.

Bu çerçevede, tavsiyelere bağlılığın “yüzeysel” kaldığı, asıl sorunun pratik uygulamada yaşandığı ifade edildi.

İsrail’in savaşa, gelişmiş stratejik istihbarat, sayıca daha büyük bir kuvvet ve ileri siber ile yapay zekâ teknolojileriyle başladığı; ancak direnişin komuta-kontrol yapısının, bazı liderlerin hedef alınmasına rağmen ayakta kalmasıyla birlikte İsrail planlamasının çöktüğü ve 2006’daki hataların tekrarlandığı aktarıldı.

Değişmeyen tablo

Makalede, öne çıkan başarısızlıklar arasında, yeterli piyade desteği olmadan tankların imha edilmesi, zayıf taktik keşif nedeniyle özel kuvvetlerin pusulara düşmesi, subayların kamuoyu önünde birbirini suçladığı “komuta karmaşası” ve savaşın sonuna kadar füze ile İHA saldırılarının engellenememesi sayıldı.

Sonuç bölümünde, İsrail ordusunun “ilk safhada” hava, siber ve istihbarat alanlarında teknolojik olarak ileri bir güç gibi göründüğü; buna karşın kara savaşı ve arazi hakimiyetinde taktik açıdan zayıf kaldığı ifade edildi. Bu zayıflığın, Winograd Raporu’nda daha önce açıkça uyarıldığı ancak “temelden ele alınıp giderilmediği” belirtildi.