İşbirlikçileri suçludan polise dönüştürmek: Gazze’de iç savaşın 'reçetesi'

20 Şubat 2026

"Bu senaryoda İsrail’in işbirlikçileri toplumla vekaleten savaşacak ve Gazze, sonunda hiçbir ışığın görünmediği karanlık bir tünele hapsedilecektir."

YDH - ABD ve İsrail’in, Gazze’nin gelecekteki güvenliğini sağlamak amacıyla yerel suç çeteleri ve işgal ordusuyla işbirliği yapan sabıkalılardan oluşan bir polis gücü kurmayı planladığı bildiriliyor. Gazze halkının ve ailelerinin bu "hain" ve "suçlu" olarak anılan grupları reddetmesine, ayrıca bölgesel düzeydeki vetolara rağmen, plan Refah’taki yeni yerleşim alanlarını denetlemek için bir "B planı" olarak korunuyor. El-Ahbar gazetesi muhabiri Yusuf Faris'in aktardığına göre işbirlikçilerin ve idam mahkumu suçluların toplumun üzerine salınması Gazze'yi bir iç savaşa sürükleyecek, "barış" adı altında sunulan bu projeler aslında savaş içinde yeni bir savaş başlatma potansiyeli taşıyor.

"Barış Kurulu" tarafından ilan edilen ve yatırım kanalları ile yeniden inşa süreci üzerinden pazarlanan Gazze planlarının gölgesinde; kapalı kapılar ardında, gelecek yıllar için tahminlerin çok ötesinde karanlık senaryolar kurgulanıyor.

Bu senaryoların merkezinde ise işgal ordusunun Gazze Şeridi'nin doğusunda kontrol altında tuttuğu bölgelerde faaliyet gösteren suç çeteleri ve işbirlikçiler yer alıyor.

İngiliz Daily Telegraph gazetesinin yayımladığı bir haber, ABD'nin bu çetelerden Gazze'de bir polis gücü oluşturmayı planladığını ortaya koydu. Oysa "Gazze Yönetim Komisyonu" dün resmen yeni polis gücüne katılım sürecini başlattığını duyurmuş, dahası gelecekte bölgenin herhangi bir şekilde yönetilmesinde adı kötüye çıkmış işbirlikçi grupların yer almasına dair hem Arap dünyasında hem de uluslararası düzeyde bir veto yükselmişti.

Öte yandan İsrail basınından Israel Hayom da İsrail güvenlik yönetiminde bu gruplara sağlanan fonların kesilmesi yönünde fikirler olduğunu bildirdi. İngiliz gazetesinin haberi ise söz konusu işbirlikçi figürlerin kurulması beklenen güvenlik gücüne dahil edilmesi noktasında bir İsrail-ABD mutabakatı olduğunu işaret ediyor.

Gazeteye göre, bu milislerin bazı üyelerinin ABD destekli bir barış gücü bünyesinde kullanılması fikri, üst düzey Amerikalı komutanların itirazıyla karşılaştı. Aşiret nüfuzuna dayalı bu silahlı milislerin organize suç örgütleriyle on yıllara dayanan belgelenmiş ilişkileri bulunuyor ve Gazze’deki sivil halk nezdinde hiçbir meşruiyetleri yok.

Bu gruplar yardım tırlarını yağmalamak, cinayet ve adam kaçırma suçlarını işlemek ve işgal ordusuyla yakın işbirliği yapmakla suçlanıyor.

Haberde, İsrail destekli yerel gruplara bel bağlama planının Noel kutlamalarından önce gündeme geldiği ve bu durumun İsrail’in güneyinde yeni kurulan çok uluslu sivil-askeri "Koordinasyon Merkezi" içinde anlaşmazlığa yol açtığı kaydedildi.

Ancak İsrail ve ABD’nin bu gruplara yaptığı yatırım, bir polis gücü inşasında kullanılamasa dahi, Refah şehrinde inşa edilen ve "Güvenli Yerleşim Alanları" olarak adlandırılan bölgelerin güvenliği ve denetimi için gereken işbirlikçi ihtiyacıyla bağlantılı bir "B planı" halini alıyor.

Söz konusu alanların, silahsızlandırma bahanesiyle savaşın yeniden alevlenmesi durumunda Gazze halkının sürüleceği alternatif yerleşim yerleri olması öngörülüyor. Kaynaklara göre, ABD Başkanı'nın damadı Jared Kushner, bu plan üzerinde İbrahim Anlaşmaları Enstitüsü Başkanı Aryeh Lightstone ile yakından çalışıyor.

Güvenlik konusunda İsrail’in pozisyonunu benimsediği ve bir Filistin devletinin kurulmasına karşı çıktığı söylenen Lightstone’un, Gazze’nin geleceğine yönelik resmi olmayan planlama sürecinin büyük bölümünü Tel Aviv sahilindeki bir otelden yönettiği ve bu kapsamda milyarder yatırımcılarla görüşmeler yaptığı ifade ediliyor.

Batılı yetkililer bu yaklaşımın sonuç vereceğinden şüphe duyuyor. Daily Telegraph’a konuşan bir yetkili, "Kushner, Lightstone ve arkadaşlarının, Filistinlilere Hamas’tan kaçma fırsatı verirlerse bunu hemen değerlendireceklerine dair bir hisse kapıldıklarını" belirtti.

Ancak sahadaki gerçeklik şu ki; "Gazze halkının çoğu Hamas’ı sevmese de bu aile milislerinden de nefret ediyor, onlara güvenmiyor ve üyelerini suçlu olarak görüyor." Ayrıca, ABD yönetiminin ideolojik kanadının bir noktada Filistinlilere, "Size Hamas'tan ayrılma fırsatı verdik, eğer bunu reddediyorsanız hareketle sempati duyuyor olmalısınız" diyerek İsrail’e savaşı yeniden başlatması için yeşil ışık yakmasından endişe ediliyor.

Şu an için hangi aile milislerinin Gazze’nin yeni polis gücüne devşirilmesi amacıyla önerildiği bilinmese de Beyaz Saray böyle bir eğilimin varlığını yalanlamadı.

Peki, bu işbirlikçiler ordusu nereden geldi? Gazze’de işbirlikçi aile milislerinin bulunduğu iddiası, büyük-küçük tüm ailelerin işbirliğine karıştığı kanıtlanan herkesten bağını kestiğini duyurduğu Gazze toplumuna yönelik açık bir ithamdır.

Ebu Şebab, ed-Dehini, Cundiye, Hillis, el-Mensi ve el-Astal gibi, içlerinden bir hainin çıkmasıyla adı anılan aileler, düşmanla işbirliği yapan evlatlarını reddettiklerini açıklamıştı. Şeridin kuzeyinde ve güneyinde bu gruplara dahil olanların sayısının birkaç yüz olduğu tahmin ediliyor.

Bunların çoğu, aslında idam mahkumu olan ve Gazze'deki güvenlik birimlerine ait cezaevlerinde tutulurken savaşın ilk günü kaçan adli suçlulardan oluşuyor. El-Ahbar'a konuşan bir güvenlik kaynağı, "Güvenlik birimleri yönetiminin savaş başladığında tehlikeli mahkumları nakletmek için bir acil durum planı olmadığını, zaten haklarında idam kararı bulunan büyük işbirlikçiler, suçlular ve katiller hakkında kimsenin karar veremediğini" belirtti.

Bu kişiler güvenlik şartlarının zorlamasıyla serbest kalmış oldu. Çoğu aşiret intikamı nedeniyle aranan ve işbirlikçilikleri bilinen bu isimler için savaş, düşmanın kucağına açıkça atılma fırsatı sundu. Savaş boyunca yardım tırlarını çalma gibi suçlar işleyen bu grup, "işbirlikçiler ordusu" olarak resmen organize edildikleri ilan edilmeden önce işgal ordusu mevzilerine yakın bölgelerde konuşlanmıştı.

Kaynak ayrıca şunları kaydetti:

"Daha da garibi, Gassan ed-Dehini ve İsam en-Nebahin gibi bazı üst düzey işbirlikçi liderlerin, daha önce radikal fikirleri ve IŞİD ile bağlantıları nedeniyle İçişleri Bakanlığı cezaevlerinde tutulmuş olmasıdır. Bu kişiler polis merkezlerini bombalama ve güvenliği sarsma suçlarından hüküm giymişti. Kendilerini dışlayan toplumda hiçbir kabul görme şansları kalmayan bu suçlular, savaşın durmasının yeniden tutuklanmaları ve yargılanmaları anlamına geleceğini gördüler; bu yüzden alenen ihanet yolunu seçtiler."

Bu unsurları topluma entegre etme yönündeki tüm çabalara rağmen, halktan ve resmi makamlardan gelen tepkiler ABD-İsrail planının aslında bir iç savaş reçetesi olduğunu teyit ediyor.

Bir yanda, Hamas veya diğer direniş gruplarına yönelik tutumundan bağımsız olarak, ihanet lekesini topyekûn reddeden bir toplum; diğer yanda ise toplumun doğasına aykırı hareket eden işbirlikçiler, hainler, sabıkalılar ve ahlaki yozlaşma içindeki suçlu gruplar bulunuyor. Bu durum, pazarlanan "barış planını" savaş içinde yeni bir savaş üretme planına dönüştürme riski taşıyor.

Bu senaryoda İsrail’in işbirlikçileri toplumla vekaleten savaşacak ve Gazze, sonunda hiçbir ışığın görünmediği karanlık bir tünele hapsedilecektir.

Çeviri: YDH