İsrail, ordudaki İngiliz askerlerin statüsünden endişeli

20 Şubat 2026

İsrail Adalet Bakanlığı'nın, İngiliz vatandaşlarının İsrail ordusunda görev almasının İngiltere’de yaratabileceği hukuki riskleri gizlice incelediği bildirildi.

YDH- Sızdırılan belgelere göre, İsrail, İngiliz vatandaşlarının İsrail ordusunda görev yapmasının "hukuki sonuçları" konusunda gizlice danışmanlık talep etti.

Dosya paylaşım sitesi Distributed Denial of Secrets (DDoS) tarafından yayınlanan “İsrail Adalet Bakanlığı” belgeleri, İsrail ordusundaki İngilizlerin "İngiltere’de cezai kovuşturmaya uğrayabileceği" endişesini gözler önüne seriyor.

İsrailli yetkililer, eski bir Muhafazakar bakanın medyadaki eleştirileri üzerine alarma geçti ve yabancı askerlerin "hukuki durumunu" belirlemek için güçlü hukuk firmalarından görüş aldı.

Danışmanlık talebi, özellikle İngiltere vatandaşlarının "yabancı ordularda görev yapıp yapamayacağı" ve "İngiltere’ye dönerken risk altında olup olmayacakları" konularına odaklandı.

Alman, Fransız, Belçikalı, İspanyol ve Güney Afrikalı askerlerin hukuki durumu hakkında da ek tavsiyeler istendi.

Bu gelişme, Declassified'in Gazze'deki saldırılar sırasında İsrail için "50.000'den fazla yabancı uyruklunun" savaştığını tespit etmesinin ardından geldi.

Toplam insan gücünün neredeyse “yüzde 10”unu oluşturan bu sayının içinde "2.000'den fazla İngiliz" bulunuyordu.

Bugüne kadar İsrail ordusunda görev yapanlar Gazze'deki roller nedeniyle İngiltere'de tutuklanmadı. İnsan hakları avukatı Daniel Machover, savaş suçu şüphelilerinin sorgulanmamasını "hükümetin ihmali" olarak nitelendirdi.

Warsi'nin çıkışı ve İsrail'in tepkisi

2014'te Barones Sayeeda Warsi, İngiltere'nin İsrail'in Gazze saldırısını kınamaması nedeniyle kabineden istifa etmişti. İstifa mektubunda İngiltere'nin İsrail desteğini "ahlaken savunulamaz" olarak tanımladı.

Üç yıl sonra Middle East Eye'a konuşan Warsi, İsrail ordusunda savaşan İngilizlerin "yabancı savaşçı muamelesi görmesini" talep etti.

Warsi, İngilizlerin devlet dışı aktörler için değil ama devletler için savaşmasına izin verilmesini "büyük bir boşluk" olarak nitelendirdi ve "bu boşluğun var olmasının tek nedeninin İsrail ordusu olduğunu" söyledi.

Sızdırılan dosyalar, Warsi'nin röportajının “İsrail Adalet Bakanlığı”nda alarm zilleri çaldırdığını gösteriyor.

Üst düzey yetkili Marlene Mazel, röportajın yayınlanmasından bir gün sonra avukatlardan konuyu incelemelerini istedi. Mazel, "Bizim için endişe verici bir konu" diyerek olası düzenlemelerin neden sorunlu olacağına dair konuşma noktaları hazırlanmasını talep etti.

Avukatlar, 1870 tarihli Yabancı Askerlik Yasası'nı ve evrensel yargı yetkisini önemli mevzuatlar olarak sıraladı. "İngiltere için en büyük endişenin" eğitim kamplarına katılıp "terörist olarak dönenler" olduğunu belirten avukatlar, İsrail ordusunda görev yapanları terörist olarak nitelendirme girişimlerinin başarılı olmasının "olası olmadığını" ifade etti.

"Yabancı savaşçılar" ve hukuki danışmanlık talepleri

“İsrail Adalet Bakanlığı” 2019'da, "İngiliz vatandaşlarının yabancı ordularda görev yapıp yapamayacağına" dair yasal düzenlemeler hakkında İngiliz avukatlara gönderilmek üzere bir anket hazırladı.

Anketin temel amacı, yurtdışına seyahat eden İsrail ordusu mensupları için "yeterli güvenceler" sağlamaktı. Adalet Bakanlığı, özellikle İsrail ordusunda görev yapmış veya yapmakta olan bir "İngiltere vatandaşının" İngiltere’ye dönerken risk altında olup olmadığını netleştirmek istedi.

Benzer anketler Güney Afrika, Belçika, Fransa, İspanya, İsviçre ve Almanya için de hazırlandı.

E-postalar, “İsrail Adalet Bakanlığı”na hukuki tavsiye verildiğini, ancak tam içeriğin sızdırılan belgeler arasında olmadığını gösteriyor.

Bir diğer endişe konusu ise İsrail ordusunda "askeri olmayan rollerde" gönüllü olan yabancıların hukuki statüsüydü. Yetkililer, İsrail ordusuna lojistik destek sağlayanların hukuki durumunun değişip değişmeyeceğini merak ediyordu.

Bu endişeler muhtemelen İsrail Lojistik Kolordusu'nun direktifleriyle çalışan ve bir ordu birimi olarak işlev gören gönüllü projesi “Sar-El”in faaliyetlerine odaklanıyordu.

İsrail ordusuna göre Sar-El'deki yabancı gönüllüler "askeri hayata tamamen entegre" oluyor, üniforma giyiyor ve askerlerin emrinde çalışıyor. 7 Ekim'den bu yana İngiltere ve İrlanda'dan yaklaşık 700 kişi Sar-El ile İsrail'e gitti.

İsrail'in evrensel yargı hamlesi

İsrail, İngilizlerin hukuki durumu hakkında danışmanlık ararken, kendi yetkililerini İngiltere'deki cezai işlemlerden korumak için de bir kampanya yürüttü.

2000'li yıllarda İngiltere'yi ziyaret eden İsrailli yetkililer hakkında birkaç tutuklama başvurusu yapılmasının ardından İsrail hükümeti, İngiltere'yi evrensel yargı mevzuatını değiştirmesi için lobi yaptı.

İngiltere Adalet Bakanlığı'na gönderilen bir İsrail notunda, "evrensel yargı davalarında mevcut cezai prosedürlerin kötüye kullanılması" endişesi dile getirildi. Not, tutuklama emri çıkarılmadan önce "Başsavcı veya Kamu Savcılığı Direktörü’nün onayının" alınması gibi yasal değişiklikler yapılmasını teşvik etti. İsrail'in tavsiyeleri “iyi” karşılandı.

Eylül 2011'de David Cameron hükümeti, evrensel yargı tutuklama emirleri için Kamu Savcılığı Direktörü’nün onayını gerektiren yeni bir yasa çıkardı.

Dönemin Dışişleri Bakanı William Hague, değişikliklerin "İsrailli siyasetçilerin bu ülkeyi ziyaret edemeyeceklerini hissetmemeleri" için uygulandığını belirtti.