
YDH- Önde gelen Amerikalı dış politika analisti ve Dış İlişkiler Konseyi (CFR) eski başkanı Richard Haass, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı kapsamlı bir savaş başlatma konusunda temkinli olduğunu ileri sürdü.
[video]
Haass’a göre Trump, böylesi bir çatışmada Tahran’ın direnç kapasitesinin nihai olarak ABD’nin kararlılığını geride bırakabileceğine inanıyor:
''Trump yönetimi, Venezuela'dan sonra, kendilerini evrenin efendileri sandı. Tek yapmaları gerekenin tehdit etmek, bir donanma (armada) bir araya getirmek olduğunu ve İranlıların geri adım atacağını düşündüler.''
Hem siyasi hem de stratejik gerekçelerle uzun süreli bir savaştan kaçınma eğiliminin baskın olduğunu ifade eden Haass, "Böyle bir savaşta İran’ın ayakta kalma gücü, ABD’ninkini pekâlâ aşabilir," dedi.
Haass, ABD’nin süreç sonunda "maliyetli bir aşağılanma" ile karşı karşıya kalabileceğini savundu.
Washington’ın bölgeye ciddi bir kuvvet kaydırdığını belirten Haass, "Bu yığınağın amacının ne olduğu belirsizliğini koruyor. Ortadoğu’ya bu düzeyde bir ateş gücü aktarılmasının, İran’ı nükleer programından vazgeçmeye ikna ettiğine dair elimizde çok az kanıt var," değerlendirmesinde bulundu.
Olası bir savaşın ABD açısından doğuracağı ağır sonuçlara karşı uyarıda bulunan Haass, zorlama politikalarının başarısız olması durumunda yaşanacakları sorguladı.
İsrail’in, ABD ile birlikte ya da bağımsız olarak İran’ın balistik füze stoklarını vurma niyetine dikkat çeken analist şöyle dedi:
"Böyle bir durumda İran; bölgedeki ABD kuvvetlerini, İsrail’i, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini veya Ortadoğu genelindeki enerji tesislerini hedef alarak misillemede bulunacaktır,"
Askeri bir tırmanmanın enerji piyasalarındaki yansımasına da değinen Haass, petrol fiyatlarının dramatik bir şekilde yükselebileceği uyarısını yaptı.
Trump’ın iç siyasi dengeler nedeniyle bu tür bir senaryodan kaçınmak isteyeceğini belirten Haass, Amerikalı seçmenler için satın alma gücünün temel öncelik olduğunu ve Kongre ara seçimlerine yalnızca dokuz ay kaldığını hatırlattı.
Washington’ın bugün kabul etmeye yanaşmadığı nükleer kısıtlamaları içeren bir anlaşmaya, askeri bir başarısızlığın ardından razı gelmek zorunda kalabileceğini belirten analist, bunun stratejik bir yenilgi olacağını vurguladı.
Savaş yoluyla İran’daki siyasal sistemi istikrarsızlaştırma veya değiştirme tehditlerini "altı boş" olarak nitelendiren Haass, askeri bir müdahalenin rejimi zayıflatmak yerine aksine güçlendirebileceğine dikkat çekti.
Sistemin çökmesi halinde bile yerine neyin geleceğine dair bir öngörü bulunmadığını ekleyen analist, kullanılan araçlar ile hedeflenen politikalar arasında rasyonel bir bağ olmadığını ifade etti.
İran’a yönelik askeri bir harekat için meşru bir gerekçe bulunmadığını savunan Haass, ABD çıkarlarına yönelik askeri cevap gerektiren yeni bir tehdit olmadığını belirtti.
Ayrıca, yürütülen politikanın kamuoyunda tartışılmamasını ve Kongre denetiminden yoksun oluşunu da eleştirdi.
Haass, Trump’ın Venezuela gibi kısıtlı müdahalelerdeki göreceli başarıları İran gibi farklı coğrafyalara uygulama yanılgısına düştüğünü savundu.
2003 Irak ve 2011 Libya müdahalelerinin felaketle sonuçlandığını hatırlatan Haass, analizini şu sert uyarıyla noktaladı:
"Başarı her zaman ihtimal dahilinde olsa da, herkes anlamalıdır ki mevcut senaryo, geçmişte yıkıcı sonuçlar doğuran 'tercihli savaşların' bir yenisidir. Bu yol, son derece vahim, gereksiz ve üzerinde yeterince düşünülmemiş bir risktir."