
YDH - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, haftalık basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Nükleer müzakerelerin geleceğine ilişkin spekülasyonlara değinen Bekai, Tahran yönetiminin şu an kendi görüşlerini derleme ve hazırlama aşamasında olduğunu bildirdi.
Tesnim ajansının aktardığına göre Bekai, nükleer program ve yaptırımların kaldırılması konusundaki detayların yalnızca müzakere masasında ele alınacağını vurguladı.
Müzakere sürecine ilişkin "geçici anlaşma" iddialarını kesin bir dille reddeden Bekai, "Bu tür spekülasyonların hiçbir gerçekliği yok. Geçici anlaşma formülü gündemimizde değil ve bir temeli bulunmuyor" diye konuştu.
Bekai, her müzakere sürecinin ortak bir çalışma olduğunu ve İran'ın yaptırımların sona erdirilmesi ile nükleer konular hakkındaki tutumunun net olduğunu ifade etti.
Sözcü, müzakerelerin yeni turunun önümüzdeki iki-üç gün içinde gerçekleşmesini umduklarını da sözlerine ekledi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ilişkilere de değinen Bekai, Ajansın tesisleri ziyareti konusunda bir ön koşullarının olmadığını belirtti.
Bekai, hasar gören tesislerin ziyareti konusunun ise denetim prosedürleri kapsamında farklı bir hukuki rejim gerektirdiğini ve bu konuda Meclis kararları doğrultusunda yeni bir usul üzerinde anlaşılması gerektiğini kaydetti.
Avrupa Birliği'nin (AB) bazı İranlı kurum ve kişileri "terör" listesine dahil etme kararını eleştiren Bekai, bu adımın uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı ve haksız olduğunu ifade etti.
Bekai, "Bir ülkenin resmi güçlerine bu tür etiketler yapıştırılması kabul edilemez. Bizim tepkimiz bu adıma karşılık olacaktır. Bundan sonra bölgemizdeki Avrupa güçlerine bakış açımız değişecektir; bu durumun kendi içinde sonuçları ve etkileri olur" uyarısında bulundu.
ABD'nin müzakere sürecindeki tutumu ve Witkoff'un son açıklamalarına yanıt veren Bekai, İran'ın haklılığına ve tarihsel mirasına güvendiğini belirtti.
Bekai, "Teslimiyet kelimesi İran halkı ve kültürü için kabul edilemez. Bizim duruşumuz, haklarımızı savunma noktasında kararlıdır. Her türlü etkileşim, devletlerin egemenliğine saygı temelinde yürütülmeli" dedi.
Witkoff'un "sıfır zenginleştirme" gibi ifadelerini ise bir "dil sürçmesi" olarak değerlendirmek istediklerini söyleyen Bekai, ABD'li yetkililerin çelişkili açıklamalarının müzakereler önündeki temel engel olduğunu vurguladı.
İsrail makamlarının "Şii ekseniyle mücadele" iddialarına tepki gösteren Bekai, "İsrail için Şii, Sünni, Arap veya Acem fark etmiyor; asıl hedefleri tüm bölge üzerinde hakimiyet kurmak" değerlendirmesinde bulundu.
Bekai, bölge ülkelerinin İsrail'den kaynaklanan bu tehlikeye karşı daha fazla işbirliği yapması gerektiğini kaydetti. Ayrıca, Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilime ilişkin olarak her iki komşu ülkeye de itidal çağrısında bulunan Bekai, Tahran'ın arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
ABD'nin müzakereler sürerken dile getirdiği tehditlere de değinen Bekai, "Diplomasi masasındayken askeri güçlerimiz her zamankinden daha uyanık ve teyakkuz halinde. Bir çatışma durumunda savaşçılarımız gereken cevabı verir ancak bizim önceliğimiz diplomasidir" dedi.
Bekai, karşı tarafın süreci bir aldatmaca olarak kullandığının hissedilmesi durumunda İran'ın uygun pozisyonu alacağını belirtti.
Gelecek hafta yapılacak görüşmelerde İran'ın haklarının korunmasının birincil öncelik olduğunu hatırlatan Bekai, "Müzakereler ancak bir sonuç doğurduğunda faydalıdır; süreci uzatmak niyetinde değiliz" diyerek sözlerini noktaladı.