
YDH- The New York Times, İran’ın, Amerikan savaş gemileri ve savaş uçaklarının kıyılarında yığınak yapmasıyla yüksek riskli bir "uçurum diplomasisi" ile karşı karşıya kalmasına rağmen, Trump'ın nükleer programı ve silahlarına ilişkin taleplerine boyun eğmediğini belirtti.
Haberde, ABD'li yetkilileri şaşkına çeviren bu tutumun, uzmanlara göre Tahran ile Washington arasındaki tehlikeli bir "algı uyumsuzluğundan" kaynaklandığı kaydedildi.
Haberde, İran'ı yöneten yetkililerin, ABD'nin taleplerine boyun eğmenin, kendi temel ideolojilerinden ve egemenliklerinden taviz vermek anlamına geleceğini düşündüğü ifade edildi. Bu kesimler için söz konusu tavizlerin, savaş riskinden daha büyük bir tehdit oluşturduğu aktarıldı.
Tahran Üniversitesi'nden siyaset bilimci Sasan Kerimi, savaştan kaçınmanın yüksek bir öncelik olduğunu ancak "her ne pahasına olursa olsun" olmadığını söyledi.
İran'ın önceki hükümetinde stratejiden sorumlu cumhurbaşkanı yardımcılığı görevinde bulunan Kerimi, özellikle ideolojik bir devletin, anlık varlığını sürdürmekten çok, tarihteki yerini önemseyebileceğini ifade etti.
Nükleer dosya ve füze kapasitesi
Haberde, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde tıkanıklığın, tarafların birbirinden farklı "kırmızı çizgileri" nedeniyle aşılamadığı ifade edildi.
Trump yönetiminin, İran'ın nükleer silah geliştirememesi için "sıfır uranyum zenginleştirme" taahhüdünde bulunmasını istediği belirtildi. ABD'li yetkililerin ayrıca, zaman zaman İran'ın balistik füzelerinin menzilinin sınırlandırılması ve ülkenin bölgedeki müttefik gruplara verdiği desteğin sonlandırılması konusunda da ısrar ettiği aktarıldı.
İran'ın ise nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlara hizmet ettiğini belirterek, nükleer zenginleştirmenin "vazgeçilmez bir hak" olduğunu savunduğu kaydedildi. Bu hakkın, Dini Lider Ayetullah Ali Hamenei tarafından desteklendiği ve yetkililerin bundan feragat etmesinin beklenmediği ifade edildi. Ayrıca, Tahran'ın, İsrail'e kadar ulaşabilen füzelere sahip olmayı "kendini savunma" için hayati gördüğü aktarıldı.
Cenevre'de son diplomasi şansı
ABD'li ve İranlı yetkililerin, bu perşembe günü Cenevre'de bir araya geleceği belirtilen haberde bu görüşmelerin, Trump'ın saldırı emri vermesinden önce bir uzlaşma bulunması için "son çaba" olarak değerlendirildiği ifade edildi.
Yönetim içindeki değerlendirmelere aşina kaynaklara göre, tarafların savaşa bir alternatif sunan bir öneriyi ele alacağı bildirildi: İran'ın sivil amaçlarla sınırlı bir nükleer zenginleştirme programına izin verilmesi.
Bölgesel yetkililerin, Trump yönetiminin İran'ı o kadar zayıf gördüğünü ve bu nedenle Tahran'ın ABD taleplerini kabul etmesi gerektiğini düşündüğünü aktardığı kaydedildi.
Zayıflık algısı neden direnci artırdı?
Haberde, geçtiğimiz Haziran ayında İsrail'in başlattığı ve ABD savaş uçaklarının katıldığı 12 günlük savaşın, İran'a ağır darbeler vurduğu iddia edildi. Bu çatışma ve uluslararası yaptırımların, İran ekonomisini daha da derin bir krize sürüklediği belirtildi.
Tüm bunlara ek olarak, Tahran yönetiminin Basra Körfezi'nde iki uçak gemisi saldırı grubu da dahil olmak üzere büyük bir Amerikan askeri gücü yığınağı ve Ortadoğu genelinde keşif ile yakıt ikmal uçaklarının konuşlandırılmasıyla karşı karşıya kaldığı belirtildi.
Haberde, Trump'ın İran başmüzakerecisi Steve Witkoff'un hafta sonu Fox News'e verdiği röportajda başkanın, İran'ın neden teslim olmadığı konusunda "meraklı" olduğunu söylediği aktarıldı.
Başkan Yardımcısı JD Vance'in de geçen hafta Fox'a yaptığı açıklamada, savaş tehdidine rağmen İranlıların "başkanın taleplerini gerçekten kabul etmeye ve bunlar üzerinde çalışmaya henüz istekli olmadığını" ifade ettiği belirtildi.
Ancak uzmanlara göre, Tahran'ı direnmeye iten şeyin tam da İran'ın zayıflığına dair bu algı olduğu kaydedildi.
Uluslararası Kriz Grubu'nun İran direktörü Ali Vaiz Tahran'ın bakış açısını, "İran için ABD'nin şartlarına teslim olmak, bir ABD saldırısına daha maruz kalmaktan daha tehlikeli. Bir kez teslim olduklarında ABD'nin baskıyı hafifleteceğine inanmıyorlar. Tam tersine, bunun ABD'yi İran'ın 'can damarına' saldırmaya teşvik edeceğini düşünüyorlar" sözleriyle özetledi.
Ayetullah Hamenei'nin, Washington'un nihai hedefinin İran'ın yönetim sistemini devirmek olduğu yönündeki görüşünü defalarca vurguladığı belirtildi. 2024 yılında yaptığı bir konuşmada, "Sorun nükleer enerji değil, insan hakları da değil; Amerika'nın sorunu İslam Cumhuriyeti'nin bizzat varlığıyla" dediği aktarıldı.
Atlantik Konseyi uzmanı ve eski İsrail Askeri İstihbaratı İran şube başkanı Danny Citronowicz'in, Ayetullah Hamenei için uranyum zenginleştirmenin stratejik hesapların ötesinde "rejimin kendisinin bir direği" olduğunu vurguladığı belirtildi.
Citronowicz'in, İranlı liderlerin bu noktalarda taviz vermesi halinde "rejimin varlığını baltalayacaklarını" belirterek, "Sanırım askeri seçeneğe bahse girmekten başka çareleri yok" ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Olası bir çatışmanın boyutları
Haberde, olası bir çatışma öncesindeki iki temel sorunun, bir ABD saldırısının İran'daki siyasi sistemi devirmeye kadar varıp varmayacağı ve Tahran'ın misillemesinin Trump için de sancılı olup olamayacağı olduğu belirtildi.
Washington Enstitüsü'nden Farzin Nedimi, Tahran'ın, muhtemelen sınırlı saldırıları absorbe etmeye ve misillemesini, geçen haziranda olduğu gibi, Ortadoğu'daki ABD üslerine saldırılarla sınırlamaya çalışacağını iddia etti.
Nedimi, Trump'ın daha ileri gitmesi halinde ise ABD güçlerinin, muhtemelen İsrail'in yardımıyla, İran'ın daha şiddetli ve geniş çaplı bir misilleme girişimini engellemek için ilk günlerde İran'ın askeri kapasitesini olabildiğince yok etmek zorunda kalacağını ifade etti. Bunun için "hava gücünün yanı sıra kara unsurlarını da içeren kapsamlı bir çaba" gerekeceğini belirtti.
Bölgesel uzmanlara göre İran'ın, buna karşılık olarak Yemen'deki müttefiki Ensarullah’ın başarısını uygulamaya çalışacağı ifade edildi.
Ensarullah 2023'te, Kızıldeniz'de İsrail’le ilişkili gemilere yönelik saldırılarını durdurmayı amaçlayan bir ABD askeri operasyonu başarısızlığa uğratmıştı. ABD'ye ait insansız hava araçlarına ve bir Amerikan uçak gemisi de dahil olmak üzere İsrail’e ait gemilere saldırmıştı.
Haberde, 31 gün süren bu çatışmanın Washington'a bir milyar dolardan fazlaya mal olduğu ve Trump'ın uzun süreli bir askeri angajman riskine girmek yerine bir anlaşma yapmayı tercih ettiği aktarıldı.
Analistlerin, İran'ın bu kez, Trump'ı ara seçim yılında zor durumda bırakacak uzun süreli ve ölümcül bir çatışma yaratmaya çalışabileceği görüşünde olduğu kaydedildi.
Bilinmeyenler ve olası senaryolar
İran analisti ve Amwaj.media editörü Muhammed Ali Şabani'ye göre, İran'ın Hürmüz Boğazı gibi stratejik nakliye hatlarından geçen petrol tankerlerine saldırıp saldıramayacağı veya Ensarullah aracılığıyla Kızıldeniz'deki gemileri vurup vuramayacağı belirsizliğini koruyor.
Şabani'nin, yeni bir çatışmanın benzin fiyatlarını galon başına bir veya iki dolar artırması durumunda, bunun sonbahardaki ara seçimler öncesinde Trump için çok riskli olabileceğini belirttiği aktarıldı.
Haberde, ABD ve İsrail güçlerinin, geçtiğimiz haziran ayında olduğu gibi hızlı ve yıkıcı bir darbe indirebileceği iddia edildi. O dönemde saatler içinde bir dizi üst düzey İranlı askeri yetkilinin öldürüldüğü, İran'ın nükleer ve askeri tesislerinin hasar gördüğü hatırlatıldı. Ancak İranlı ve bölgesel yetkililerin, Tahran'ın bu savaştan dersler çıkardığını ve öldürülen herkesin yerini alacak çok katmanlı bir liderlik yapısı hazırladığını belirttiği ifade edildi. Bunun amacının, Ayetullah Hamenei ve diğer liderler ölse bile sistemin çatışmadan sağ çıkmasını sağlamak olduğu aktarıldı.
Tahran ve Washington'la görüşen bölgesel yetkililerin, Trump'ın saldırıyı seçmesi halinde amacının muhtemelen İran liderliğini kendi şartlarıyla müzakere masasına dönmeye zorlayacak kadar sarsmak olduğunu söylediği kaydedildi. Fakat birçok uzmanın, İran'ın son savaştan sonra da ABD'nin şartlarına boyun eğmediğini ve bir başka savaştan sağ çıkması halinde yine boyun eğmeyi reddedeceğini belirttiği aktarıldı.
Vaiz'e göre, "Her savaşın İran'ı daha esnek hale getirdiğini ya da diplomasiyi kolaylaştırdığını düşünmek bir yanılsamadan ibaret."