
YDH- Uluslararası deniz güvenliği tartışmalarında ve dijital mecralarda fiziksel yapısı nedeniyle sıklıkla hafife alınan İran’ın Gadir sınıfı denizaltıları, Batı Asya analistleri ve askeri gözlemciler tarafından kapsamlı bir incelemeye tabi tutuluyor.
Analistler, bu araçların sosyal medyadaki algısının aksine, Fars Körfezi’ndeki stratejik dengeleri sarsabilecek kapasitede olduğu konusunda uyarıyor. Gözlemciler, dijital platformlarda Gadir sınıfı üzerinden yapılan esprilerin sahadaki operasyonel gerçekliği yansıtmadığını vurguluyor.
❯❯❯❯❯ İran, ABD ile savaşa nasıl hazırlanıyor?
Programında konuyu derinlemesine ele alan analizci Emir Hüseyin Berazende, bu denizaltının Fars Körfezi’ndeki etkisini, "ele batan ve öldürmeyen ancak büyük bir acı veren küçük bir tahta parçasına" benzeterek, aracın asıl amacının devasa filoları operasyonel olarak yıpratmak olduğunu ifade ediyor.
Askeri uzmanların paylaştığı verilere göre, 1385 (2006) yılından itibaren hizmete giren Gadir sınıfından bugüne kadar 21 adet üretildi ve tamamı operasyonel durumda bulunuyor.
Her birinin üretim maliyeti yaklaşık 18 milyon dolar olan bu araçlar; 29 metre uzunluğa, 3 metre genişliğe ve 115 ton ağırlığa sahip.
7 kişilik mürettebatla çalışan denizaltıların üzerinde, 100 kilometre menzile sahip iki adet 533 mm'lik torpido fırlatma tüpü yer alıyor.
Batı Asya analistleri, Gadir’i ABD’nin devasa nükleer denizaltılarıyla kıyaslamanın bir doktrin hatası olduğunu belirtiyor. Gözlemcilere göre bu iki sınıf birbirinin rakibi değil; zira teknoloji, menzil ve avlanma ağı bakımından farklı liglerde yer alıyorlar.
Ancak uzmanlar, savaş sahnesi Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi sığ sulara, yoğun gemi trafiğine ve yüksek gürültü seviyesine sahip bir alana kaydığında, Gadir’in dezavantaj gibi görünen "küçüklüğünün" en büyük avantaja dönüştüğünü kaydediyor.
═══════════════════════════════
İran bir kaleye dönüştü: Tahran 'gelmekte olanı' biliyor ve hazır
═══════════════════════════════
Askeri gözlemciler, Fars Körfezi'nin bir okyanus olmadığını, sonarların kolayca kandırılabildiği, sıcaklık ve tuzluluk katmanlarının sürekli değiştiği karmaşık bir ortam olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, 3-4 metrelik gelgitlerin ve ticari tanker trafiğinin yarattığı ses arka planının, Gadir gibi mini denizaltılar için mükemmel bir gizlenme alanı sunduğunu savunuyor.
Bu ortamda küçük denizaltıların teknoloji düellosunu kazanmasına gerek kalmıyor; sadece doğru yerde pusuya yatması, karşı tarafı maliyetli ve yorucu bir sürecin içine çekmeye yetiyor.
Gadir’in yarattığı tehdit sadece askeri kayıplarla sınırlı kalmıyor. Berazende, bu mini denizaltıların bölgedeki trafiği yavaşlatma, eskort gemi ihtiyacını artırma ve denizaltı karşıtı uçuşları yoğunlaştırma kapasitesine sahip olduğunu belirtiyor. Bu durumun doğal bir sonucu olarak mayın temizleme faaliyetlerinin artması, gemi sigorta maliyetlerinin fırlaması ve siyasi risklerin yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor. Uzmanlar, Gadir’in kendi ağırlığından çok daha büyük bir etkiyi tam da bu noktada yarattığını vurguluyor.
Dizel-elektrik motoruyla su üstünde 20 km, su altında ise 14 km hız yapabilen Gadir sınıfı, 1 dakikadan kısa sürede operasyona geçebiliyor. Berazende, bu aracın "mini ve düşük sesli" olmasının temel varoluş felsefesi olduğunu, okyanus devriyeleri için değil, kıyıya yakın pusu görevleri için üretildiğini ifade ediyor.
╰┈➤ İran, İsrail'i harabeye döndürebilir, ABD'yi mühimmatsız bırakabilir
Eğer Gadir’e doğru görev tanımlanırsa (nakliye rotalarına yaklaşma veya kısa süreli torpido saldırısı gibi), akustik izinin düşüklüğü sayesinde avcıları için tespit edilmesi imkansıza yakın bir hedefe dönüşüyor.
Analistler, Gadir’in sahadaki kullanımını üç ana başlıkta topluyor:
1- Hürmüz’de torpido angajmanı: Büyük savaş gemileriyle değil, eskort ve destek gemileriyle çatışarak risk algısını ve sigorta maliyetlerini yükseltmek.
2- Gizli mayınlama: Küçük yapısı sayesinde kıyı şeridinde ve dar rotalarda fark edilmeden mayın dökerek karşı tarafın temizleme operasyonlarını felç etmek.
3- Psikolojik savaş: Ateş etmese bile varlık ihtimaliyle ABD’li komutanları rota değiştirmeye ve havada sürekli denizaltı karşıtı helikopter tutmaya mecbur bırakmak.
Uzmanlar, Gadir’in tehlikeleri kadar kısıtlılıklarının da altını çiziyor. Menzilinin kısalığı, mühimmat kapasitesinin sınırlı olması ve mürettebat alanının dar olması ciddi handikaplar olarak görülüyor.
Berazende, gerçek bir operasyonda torpido ateşlemenin krizin sonu değil, başlangıcı olduğunu; zira atıştan sonra başlayan takip ve ifşa sürecinde Gadir’in kaçış ve hayatta kalma şansının ciddi şekilde test edileceğini belirtiyor.
═══════════════════════════════
İran: Uçak gemileri angajman sınırımız değil; ateş Beyaz Saray’a ulaşır
═══════════════════════════════
Ayrıca, bu denizaltıların kıyıdan gelecek hedefleme bilgilerine ve güçlü bir iletişim ağına bağımlı olduğu, bu zincir bozulduğunda işlerinin zorlaşacağı vurgulanıyor.
Berazende, ABD’li komutanların Gadir tehdidini asla bir şaka olarak görmediğini, en küçük ihtimalleri dahi ciddiye aldıklarını hatırlatıyor. Deniz savaşındaki tek bir hatanın stratejik bir felakete yol açabileceği gerçeği, İran’ın asimetrik savaş yeteneklerine yönelmesini anlamlı kılıyor.
Uzmanlara göre, dünyanın en iyileriyle teknolojik olarak yarışamasa bile, Hürmüz gibi kritik bir darboğazda "en ucuz silah, en pahalı reaksiyonu" dayatabiliyor. Sonuç olarak Gadir sınıfı, bir mucize beklememek kaydıyla, kimsenin görmezden gelemeyeceği bir potansiyel tehlike olarak bölgedeki yerini koruyor.