
YDH- Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek için siyasi bir çözüm bulunması amacıyla geçtiğimiz günlerde Cenevre'de yeni bir üçlü müzakere turu gerçekleştirildi.
El-Cezire, görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin büyük ölçüde bilgi verilmezken, tarafların kısa açıklamaları ışığında, taraflar arasındaki uçurumun büyüklüğü ve birçok konuda görüş ayrılıkları nedeniyle müzakere sürecinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini söylemek için henüz çok erken olduğunu belirtti.
Habere göre, çatışmaya barışçıl çözüm için gerçek diplomatik hareketlilik, geçtiğimiz Ağustos ayında Alaska'nın Anchorage kenti yakınlarındaki Elmendorf-Richardson ABD askeri üssünde ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen zirvenin ardından başladı.
Bu zirvenin, ciddi bir müzakere süreci başlatmak için bir yol haritası oluşturan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın adını taşıyan 28 maddelik bir öneri şeklinde formüle edilen Rus-Amerikan mutabakatlarını ortaya çıkardığı belirtildi.
ABD önerilerinin Ukrayna ve Avrupa'dan tepkiyle karşılaştığı, Kiev'in Avrupalı müttefiklerinin yardımıyla Trump'ın önerilerinde değişiklik yaparak 20 maddelik bir formül sunmaya çalıştığı, ancak bunun Rusya tarafından reddedildiği ve herhangi bir müzakere veya çözümün Anchorage zirvesinin ruhuna uygun olması gerektiği konusunda ısrar edildiği aktarıldı.
Moskova'nın müzakere stratejisi
Haberde, Rusya'nın müzakere stratejisini, diplomatik ve askeri olmak üzere iki paralel yoldan vazgeçmeyeceği bir yaklaşımla inşa ettiği belirtildi. Rusya'nın, müzakerelerin çatışmayla paralel yürüyebileceğini ve savaşa girdiği koşulların gerçekleşmesini garanti altına alabileceğini düşündüğü ifade edildi.
Rusya'nın taleplerinin şu noktalarda yoğunlaştığı kaydedildi:
Rusya'nın ve bölgesel Avrupa güvenliğinin sağlanması
NATO'nun doğuya genişlemesinin durdurulması
Ukrayna'nın tarafsız kalması
Ukrayna'nın askeri kapasitesinin azaltılması
Rusça konuşanların haklarının güvence altına alınması
Ukrayna'da Nazizm'in ortadan kaldırılması (Rusya, Ukrayna'nın doğu bölgelerinde "soykırım" uyguladığına ve neo-Nazilerin kontrolünde olduğuna inanıyor)
Ukrayna topraklarından Rusya'ya anayasal olarak bağlanan Kırım, Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgeleri olmak üzere sahada oluşan yeni durumun resmen tanınması.
Bu bağlamda, Moskova'nın savaşı tamamen sona erdiren ve dondurmayan kapsamlı bir anlaşmaya varılmadan önce herhangi bir ateşkesi kesin bir dille reddettiği belirtildi.
Moskova'nın, herhangi bir ateşkesin Ukrayna tarafına nefes alma ve özellikle Avrupalıların yardımıyla askeri kapasitesini güçlendirme ve çatışmaya geri dönme imkanı vereceğine inandığı ifade edildi.
Rus yetkililerin, savaş alanındaki askeri baskının ve Rus kuvvetlerinin çeşitli cephelerdeki ilerleyişinin, Rusya'nın müzakere masasındaki konumunu güçlendirirken Ukrayna'nın konumunu zayıflattığını açıkça ifade ettiği aktarıldı.
Anlaşmanın önündeki engeller
Haberde, resmi açıklamalara göre, toprak meseleleri ve güvenlik garantilerinin anlaşmaların ana hatlarının belirlenmesinde temel engel olduğu vurgulandı. Özellikle Ukrayna ve Avrupa'dan gelen farklı sesler göz önüne alındığında, bu konularda karşılıklı bir anlayışa varıldığına inanmanın zor olduğu ifade edildi.
Ukrayna tarafının devlet topraklarından vazgeçmesinin ve Rus güçlerinin Donbass bölgesinde fiilen kontrol etmediği topraklardan çekilmesi yönündeki Rus taleplerini karşılamasının kolay olmadığı belirtildi.
Kiev'in ayrıca, Rusya'nın yeni bir işgalini önlemek için gerçek güvenlik garantileri istediği; Ukrayna'ya göre bu garantilerin, Avrupalıların veya NATO'nun topraklarında askeri varlığıyla sağlanabileceği, ancak bunun Moskova tarafından kesinlikle reddedildiği kaydedildi.
Diğer taraftan, Rusya'nın da güvenlik garantilerine ihtiyacı olduğu; daha önce bahsedilen temel nedenlerden birinin NATO tehdidi olduğu ve bu nedenle bu ikilemden bir çıkış yolu aramanın kısır döngüde bitmeyen bir dönüş gibi göründüğü ifade edildi.
Zelenskiy'nin meşruiyet sorunu
Haberde, Batı medyası ve siyasi çevrelerinin, toprak ve güvenlik meselelerinden daha az karmaşık olmayan diğer Rus taleplerini görmezden geldiği belirtildi. Kremlin'in, diplomatik zorunluluk nedeniyle Volodimir Zelenskiy hükümetiyle müzakere etmeyi kabul etse de beklenen herhangi bir barış anlaşmasını "gayrimeşru" bir hükümetle imzalamayı tamamen reddettiği ifade edildi.
Moskova'nın Zelenskiy'nin yetki süresinin aylar önce sona erdiğini ve bu nedenle herhangi bir anlaşma imzalama yetkisine sahip olmadığını düşündüğü aktarıldı. Trump'ın acil cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılması yönündeki talebinin ardından bu meselenin Ukrayna sahnesinde aniden ortaya çıktığı belirtildi.
Kiev'in alenen "60-90 gün içinde hazırız" yanıtını verdiği, ancak ateşkes gerektiren uygun koşullarda seçim yapılması için zamana ihtiyaç olduğu ve bunun da Rusya'nın reddettiği maddeler arasında yer aldığı kaydedildi.
Kremlin'in, Ukrayna'da dış yönetim dayatılması fikrine karşı olmadığı; bunun diğer çatışmalarda emsalleri olduğu ve bu dış yönetimin, Kiev'de meşru bir otorite getirecek seçimlerin yapılması için uygun koşulları yaratacağı ifade edildi.
Burada Moskova'nın ek bir şart daha koyduğu belirtildi: Seçimlere, Ukrayna dışında yaşayan Ukrayna vatandaşları, özellikle de Rusya'da yaşayanlar (sayılarının 6 ila 8 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor) katılmalıdır ki bu rakamın seçim açısından belirleyici olabileceği kaydedildi.
Ukrayna ve Avrupa'da Zelenskiy'e olası halef olarak isimlerin gündeme gelmeye başladığı; bunlar arasında Ukrayna'nın eski askeri komutanı ve mevcut Londra Büyükelçisi Valeriy Zalujni, Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kiril Budanov ve Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko'nun bulunduğu belirtildi. Tüm bu isimlerin, "Ukrayna'nın Rusya karşıtı bir Batı projesi" olduğu fikrinin varyasyonları olduğu ifade edildi.
Trump'ın savaşa bakışı
Moskova'nın, Trump'ın Ukrayna'daki çatışmanın demokrasi için bir savaş olmadığını anladığına inandığı belirtildi.
Habere göre, Moskova Trump'ın bu savaşı Avrupa üzerinde baskı aracı, Rusya'yı zayıflatma aracı, kaynakları sömürme aracı ve aynı zamanda Amerikan silahlarını satma fırsatı olarak gördüğünü düşünüyor.
Moskova'nın ayrıca, Amerika'nın kimse için barış sağlamadığına, aksine sorumluluktan kurtulmak, ellerini yıkamak ve bunu Avrupalılara yüklemek için özel bir operasyon yürüttüğüne ikna olduğu ifade edildi. Bunun, Ukrayna'nın değil, Amerika'nın çıkarlarını garanti altına almak için izlenen jeopolitik stratejisinin bir parçası olduğu kaydedildi.
Moskova'ya göre, tarihsel olarak dış politika felsefesinin "Rusya'yı çevreleyen devlet ya Rusya'ya dost olmalı, ya tarafsız kalmalı ya da Rusya'nın bir parçası olmalıdır; başka seçenek yoktur" şeklinde açık ve basit bir kodu olduğu vurgulandı. Bunun, Ukrayna'ya ilişkin herhangi bir barış anlaşmasının, "Rusya karşıtı Ukrayna projesinin" değiştirilmesiyle bağlantılı olması gerektiği anlamına geldiği; uluslararası hukuk, devletlerin egemenliğine ve sınırlarına saygı hakkındaki söylemlerin ise slogan düzeyinde kaldığı ifade edildi.
Rus müzakere ekibi
Haberde, son aylarda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Ukrayna dosyasındaki rolünün, daha doğrusu görünürlüğünün azaldığı gözlemlendiği belirtildi.
Lavrov'un, Rusya içinde katı tutumu nedeniyle çok sayıda eleştiriye maruz kaldığı; hatta Başkan Putin'in onu esprili bir dille Dışişleri Bakanı'ndan ziyade Savunma Bakanı'na benzetmesiyle müzakere sürecinin, diplomatik kurum dışındaki isimlerin başını çektiği ve doğrudan Putin'in liderliğinde yürütüldüğü ifade edildi.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve eski Kültür Bakanı Vladimir Medinski'nin, Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte öne çıktığı; Beyaz Rusya'daki ilk turdan itibaren ve ardından İstanbul ile Cenevre'deki turlarda Rus müzakere heyetine başkanlık ettiği belirtildi.
Medinski'nin tarih doktorası olduğu, Ukrayna'nın Çerkası bölgesindeki Smila kasabasında doğduğu ve Forbes dergisi tarafından "Vladimir Putin'in ideolojik çevresinden bir adam" olarak tanımlandığı aktarıldı. ABD'nin 2017'den beri Medinski'ye "yanlış bilgi yayma ve Rus propagandasına karışma" suçlamasıyla yaptırım uyguladığı ve Putin'in, soğukkanlılığı ve kışkırtılmamasıyla bilinen, ayrıca kökeni nedeniyle Ukrayna'yı çok iyi tanıyan Medinski'den müzakere sürecinde vazgeçmeyeceği belirtildi.
Alaska zirvesinin ardından öne çıkan ikinci müzakerecinin ise Doğrudan Yatırımlar Fonu Başkanı ve Devlet Başkanı'nın Uluslararası Yatırım İşbirliği Özel Temsilcisi Kirill Dmitriyev olduğu kaydedildi.
Dmitriyev'in, Kremlin ile Beyaz Saray arasında mesaj taşıyan ve Rusya Devlet Başkanı adına ABD Başkanı'nın elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile doğrudan müzakere eden "gölge adam" olduğu ifade edildi.
Dmitriyev'in 1975'te Kiev'de doğduğu, Stanford Üniversitesi'nden yüksek onur derecesiyle mezun olduğu ve Harvard Business School'dan MBA derecesi aldığı belirtildi. 2011'de Rusya Doğrudan Yatırımlar Fonu'nun CEO'su olduğu; 2022'de Ukrayna'daki askeri operasyonun başlamasının ardından Dmitriyev ve fonun ABD, Kanada, İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda tarafından yaptırım listelerine alındığı aktarıldı.
Haziran 2017'de CNN'in, ABD Senatosu'nun Trump ekibi ile Rusya Doğrudan Yatırımlar Fonu arasında bağlantılar olduğu iddialarını araştırdığını bildirdiği hatırlatıldı. 2018'de Financial Times'ın, Dmitriyev'in Trump'ın eski danışmanı ve Blackwater özel askeri şirketinin kurucusu Erik Prens ile Seyşeller'de görüştüğüne dair bir haber yayımladığı; daha önce de The Intercept ve The Washington Post'un benzer haberler yaptığı belirtildi.
Rusya'daki siyasi çevrelere göre, Dmitriyev'in, Amerikalıları hem kendi çıkarlarına hem de Rusya'nın çıkarlarına hizmet edecek şekilde ikna edebilen "teknokratik gri adam" için ideal seçim olduğu ifade edildi. Ukrayna kökeni nedeniyle hem Ukrayna hem de Amerikan kültürleri ile ABD'deki siyasi ve ekonomik seçkinler hakkında derin bir anlayışa sahip olduğu; Amerikan eğitimi ve mali deneyimi bulunduğu ve Cumhuriyetçi yapıyla kişisel ilişkileri olduğu kaydedildi.
Tüm bu verilerin, müzakere sahnesine iş adamlarının damgasını vurmasıyla birlikte, Ukrayna meselesinin siyasi boyutları olan bir ticari anlaşma şeklinde tanımlanmasına yol açtığı belirtildi.
Doğal kaynaklar faktörü
Haberde, Rus hükümetinin 2050 yılına kadar maden ve cevher tabanının geliştirilmesi stratejisinde, doğal kaynak arama ve çıkarma ekipmanı ithalatına büyük bir bağımlılık olduğunu kabul ettiği; bu bağımlılığın sondaj ekipmanlarında %90'ı, madencilik makinelerinde %50'yi ve yer jeofiziği ekipmanlarında %30'u aştığı belirtildi. Kremlin'in, Ukrayna'daki çatışmayı barışçıl bir şekilde sona erdirmek için, özellikle ABD'nin Kuzey Kutbu'ndaki doğal kaynakların işletilmesine dahil edilmesiyle ilgili olarak, bir anlaşma koşullarıyla uzlaşmaya hazır olduğunu açıkladığı ifade edildi.
ABD Hazine Bakanlığı'nın projeye mühendislik, inşaat ve nakliye hizmeti veren şirketlere yaptırım uygulamasının ardından durdurulan "Arctic LNG 2" projesine Amerikalıların çekilmesinden söz edilebileceği kaydedildi.
Yaptırımların, Yamal LNG tesislerinden gaz taşımacılığının lojistik altyapısında yer alan şirketleri ve gemileri kapsadığı ve bunun sonucunda projenin fiilen durduğu, Çin, Fransa ve Japonya gibi yabancı ortakların dağıldığı belirtildi.
Ayrıca, ABD'de petrol ve gaz piyasasının durumunun iç açıcı olmadığı ve Trump yönetimini özellikle endişelendiren şeyin, ABD'nin öncelikli olarak dağıtmaya çalıştığı Çin ile Rusya arasındaki stratejik işbirliği olduğu ifade edildi. Bu nedenle, resmi diplomasi (Lavrov-Rubio) ve özel elçiler (Dmitriyev, Witkoff, Kushner) tarafından yürütülen ticari anlaşmanın paralel ancak farklı ritimlerde ve farklı hedeflerle ilerlediği kaydedildi.
Ukrayna kuvvetlerinin Donbass'tan çekilmesinin, Rus enerji ve altyapı sektörlerine Amerikan yatırımlarını ve Rus yöneticilerin küresel seçkinlere dönüşünü içeren, Rusya'nın "Ukrayna krizinden" çıkması karşılığında gerçekleşecek "Anchorage Anlaşması"nın temel bir parçası olduğu belirtildi.
"Anlaşma masanın altında yazılıyor"
Rusya ve Ukrayna'nın bir anlaşmaya varması halinde, resmi anlaşma için farklı seçeneklerin mevcut olduğu; bunlardan birinin Rusya, Ukrayna ve ABD arasında üçlü bir anlaşma yapılmasına olanak sağladığı ifade edildi.
Haberde, savaşın bir zaferle ya da yenilgiyle değil, şu anda "masanın altında yazılan bir anlaşmayla" sona ereceği vurgulandı.
Ukrayna Devlet Başkanı'nın eski danışmanı Aleksey Arestoviç'in şu sözlerine yer verildi: "Ukrayna'nın trajedisi, milyonlarca insanın zarar görmüş olması, her yerde mezarlar olmasına rağmen, şimdi savaşın ilk gününde ve çok daha iyi şartlarla imzalanabilecek bir anlaşmanın imzalanmasından söz ediliyor. Bu yılların sonucunda Ukrayna'nın tamamı satıldı, her şey satıldı ve şimdi onu, kalan, henüz çıkarılmamış ve hatta bir kilometre derinlikte toprak altında olan her şeyin de verilmesini, yani egemenlikten vazgeçilmesini gerektiren bir anlaşmayı imzalamaya zorluyorlar."
Avrasya jeopolitiğindeki uzman çevrelerinde, eski Sovyetler Birliği mirasının paylaşılması komplosunun pratikte kritik bir aşamaya girdiği görüşünün hakim olduğu belirtildi.
Bunun sonuçlarının, uygulanması hızlı olmayacak, son derece karmaşık ve aylarca hatta yıllarca sürebilecek bir barış anlaşması ve buna paralel olarak, öncelikle Amerikalıların ve daha az ölçüde Rusların faydalandığı jeopolitik-ticari bir anlaşma olabileceği ifade edildi. Bu durumun şu şekilde özetlendiği kaydedildi:
Para Amerika'ya
Toprak Rusya'ya
Borçlar Avrupa'ya
Zafer Ukrayna'ya