İsrail'in Mescid-i Aksa stratejisi: Dini ve tarihsel statükoyu değiştirme çabaları

25 Şubat 2026

Kudüs ve Mescid-i Aksa uzmanı Ziyad Bhis, İsrail makamlarının kutsal mekandaki yönetim biçimini ve tarihsel kimliği hedef alan dört temel uygulamasına dikkat çekerek, bölgede bir "tasfiye savaşı" yürütüldüğünü vurguladı.

YDH - Kudüs ve Mescid-i Aksa uzmanı Ziyad Bhis, Kudüs'te mevcut aşamada tanıklık edilen dört temel meselenin, Mescid-i Aksa'nın yönetim biçimini, dini ve tarihsel kimliğini değiştirmeyi amaçlayan bir tırmanışı yansıttığı uyarısında bulundu.

Şehab Haber Ajansına konuşan Bhis, ilk meselenin işgal makamlarının cami içerisinde uyguladığı kısıtlamalar olduğunu belirtti.

Bhis, avlulara şemsiye sokulmasının yasaklanması nedeniyle cemaatin uzun yıllardır ilk kez ramazan ayını bu imkandan mahrum geçirdiğini kaydetti.

Ayrıca toplu iftar ve sahur yemeklerinin engellenmesi gibi önlemlerin, İslami Vakıflar İdaresi üzerinde birer baskı aracı olarak kullanıldığını ifade etti.

Vakıf idaresi polis denetimine zorlanıyor

Uzman Bhis, söz konusu uygulamaların Kudüs'teki İslami Vakıflar İdaresini işgal makamlarına boyun eğdirmeyi amaçlayan, perde arkasında yürütülen "sessiz bir savaş" olduğunu belirtti.

Bhis, İsrail'in Mescid-i Aksa yönetimini İsrail polisinin kararlarına tabi kılmaya çalıştığını, bunun da kutsal mekanların 1967 öncesinde olduğu gibi tamamen İslami yönetimde kalmasını öngören "statüko"nun açık bir ihlali anlamına geldiğini vurguladı.

Bhis, işgalci rejimin namazların düzenlenmesi, itikaf ve iftar sofralarına kadar her türlü ayrıntıya müdahale ederek vakıf yetkilerini gasp ettiğini belirtti.

Bu hamlenin, Vakıflar Meclisi Başkanı'nın İsrail polisiyle görüşmeyi reddetmesinin ardından güvenlik baskılarının artırılmasıyla tetiklendiği kaydedildi.

Darul Hadis binası üzerinden mekansal bölünme projesi canlandırılıyor

İkinci mesele olarak Bhis, Ramazan ayından yaklaşık iki hafta önce İsrail polisinin Mescid-i Aksa içindeki kubbe ve odalara düzenlediği benzeri görülmemiş baskınları ifşa etti.

Avrupa heyetinin Vakıflar Meclisi tarafından kabul edilmesinin ardından gerçekleşen operasyonda iki muhafızın gözaltına alındığını ve vakıf birimlerinin kapı kilitlerinin değiştirilmesinin engellendiğini belirtti.

Baskının en kritik hedefinin Baburrahme Mescidi'nin kuzeyinde yer alan Darul Hadis binası olduğunu söyleyen Bhis, bu durumun 2019'daki Baburrahme direnişiyle akamete uğrayan "mekansal bölünme" projesinin yeniden canlandırılmasına işaret ettiğini kaydetti. Bhis, bu noktaların polis merkezlerine dönüştürülme riskine dikkat çekti.

Üçüncü mesele, yerleşimci platformlarında Mescid-i Aksa'nın Müslümanlara tamamen kapatılması yönünde yükselen çağrılarla ilgili.

Bhis, bu yeni yaklaşımın İran ile olası bir askeri çatışma hazırlığı bağlamında gündeme getirildiğini ifade etti.

İşgalci rejimin Haziran 2025'teki askeri tırmanış sırasında "acil durum önlemleri" bahanesiyle camiyi 12 gün boyunca kapattığını hatırlatan Bhis, yerleşimci grupların taleplerinin artık sadece baskınların genişletilmesi değil, Müslümanların tamamen dışlanması seviyesine ulaştığını vurguladı.

Dördüncü mesele olarak Bhis, Eski Şehir'in kuzeyinde bulunan ve bölgenin en büyük açık alanı olan Babur Lallak Toplum Merkezi'nin kapatılmasına değindi. Bünyesinde spor kulübü ve eğitim merkezi barındıran kurumun, 1994 tarihli ve Filistin Yönetimi ile bağlantılı faaliyetleri yasaklayan bir İsrail yasasına dayandırılarak kapatıldığı bildirildi.

Bhis, tüm bu uygulamaların Kudüs'ü Filistin çevresinden izole etmeyi amaçlayan kapsamlı bir "tasfiye savaşı" olduğunu belirterek, İslam alemini sadece sözlü tepkilerle yetinmeyip pratik adımlar atmaya çağırdı.