
YDH- Amerika merkezli bağımsız sivil toplum kuruluşu Americans for Democracy & Human Rights in Bahrain (ADHRB), Körfez ülkelerinde ev işçileri sektörünün “görünmez bel kemiğini” oluşturduğunu ve birçoğunun yalan vaatlerle bu sektöre girdiğini, kısa sürede uluslararası tanımlara göre “zorla çalıştırma” koşullarında bulunduğunu bildirdi.
ADHRB’ye göre, sahte işe alım uygulamaları küresel bir suç olarak rapor edilse de Körfez’de bu durum, özellikle kapalı kapılar ardında çalışan ve hükümetlerin korumakta yetersiz kaldığı ev işçileri için “sömürüye açılan sistemik bir kapı” işlevi görüyor.
Kenyalı kadınlar üzerindeki sömürü belgelendi
Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre, Suudi Arabistan’da ev işçisi olarak işe alınan “70’ten fazla Kenyalı kadının” çalışma koşulları konusunda yanıltıldığı belgelendi.
Kadınlara başlangıçta profesyonel roller veya insani ev işleri vaat edilmiş olsa da daha sonra “günde 16 saatten fazla, ücret ödenmeden ve ayrılma özgürlüğü olmadan” çalıştırıldıkları, özel evlere girdiklerinde kötü muameleye maruz kaldıkları, pasaport ve telefonlarına el konulduğu, ücretlerinin ödenmediği, izole edildikleri ve sistematik ayrımcılığa uğradıkları aktarıldı.
ADHRB, Körfez’deki temel sorunun tesadüfi değil, yapısal olduğunu belirtti. Uygulamaların aldatıcı işe alım ajanslarını kapatmaya odaklansa da varış sonrası sömürüyü önlemede yetersiz kaldığı kaydedildi.
Rapora göre, ev işçileri Suudi iş yasası kapsamındaki korumaların dışında bırakıldığı için sömürü denetimsiz bir şekilde sürüyor; hanelerin özel alanına girildiğinde gözetim asgari düzeyde kalıyor ve işçiler istismar ve baskıya karşı savunmasız hale geliyor.
ADHRB, sahte işe alımların “işçilerin aldatıldığı ve sömürüye maruz kaldığı kalıcı bir döngü” yarattığını vurguladı.
Yetersiz denetim ve hukuki boşluklar
2026 başında BAE İnsan Kaynakları ve Emirlikleştirme Bakanlığı, lisanssız ev işçisi alımı reklamı yapan “230 sosyal medya hesabını kapattı”; çoğunun doğrulanmamış ve yasa dışı faaliyet yürüttüğü belirtildi.
ADHRB’ye göre, sosyal medya, sahte işe alımı hızlandırıp ölçeklenebilir hâle getirse de sorun çevrimiçi dolandırıcılıklardan daha derin; işçiler yola çıkmadan önce yanıltılabiliyor, varışta ise tamamen izole edilmiş ve koruma veya adalet arayabilecek etkili kanallardan yoksun kalıyor.
Zayıf uygulama mekanizmaları ve düzenleyici boşluklar, işe alım sahtekarlığını zorlayıcı çalışma koşullarına giden bir boru hattına dönüştürüyor. Körfez hükümetlerinin iş yasalarını güçlendirmedeki başarısızlığı, bu sömürünün sürmesinde merkezi bir rol oynuyor.
ADHRB, sorunun çözümü için sadece sosyal medya hesaplarını kapatmanın veya aldatıcı ajanslara para cezası vermenin yeterli olmadığını belirtti.
Göçmen ev işçilerinin istihdam türüne bakılmaksızın “iş yasası kapsamında eşit şekilde korunması”, işverenlerin “yerel mevzuat uyarınca istismardan sorumlu tutulması” ve özel evlerde yaygın istismarla mücadele etmek ile uyumu izlemek için “etkili bir ulusal denetim mekanizması” oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Bu adımların atılmasıyla işe alım sürecinin “sömürüye açılan bir kapı” olmaktan çıkabileceği ve işçilerin “hak temelli bir işgücü sistemi” kapsamında korunabileceği kaydedildi.