
YDH- Defense Security Asia'ya göre, Fars Körfezi’nin sığ coğrafyası ve yoğun ticari trafiği, İran’ın geliştirdiği yeni nesil insansız su altı platformları için stratejik bir harekat sahasına dönüşüyor.
Teknik bir mühimmat gelişiminin ötesinde, bölgedeki güç dengesini yeniden yapılandıran bu sistemler, Pentagon’un uçak gemisi odaklı harekat doktrinini operasyonel düzeyde zorluyor.
İran savunma sanayii, denizaltı platformlarından fırlatılan intihar İHA’larını devreye alarak deniz savaşında dikey entegrasyon dönemini başlatıyor.
Su altından yükselerek havada hedefe yönelen bu otonom araçlar, savunma sistemlerinin radar ve sonar birimlerini aynı anda yüksek veri akışına maruz bırakıyor.
Geleneksel koruma kalkanlarının su altı ve hava tehditlerini ayrı katmanlarda analiz etme ilkesi, reaksiyon süresini saniyelere indiren bu yeni teknoloji karşısında işlev kaybı yaşıyor.
Bölgenin dar yapısı ve ticari gemilerin yarattığı gürültü kirliliği, İran’ın 20’den fazla Gadir sınıfı mini denizaltısı için korunaklı bir lojistik üs işlevi görüyor.
İnsansız araçlar için "ana gemi" vazifesi gören bu denizaltılar, Nazir-5 gibi torpido formlu ve yüksek dayanıklılıklı platformları sessizce sahaya sürüyor.
24 saat boyunca aktif kalabilen bu araçlar, sığ sulardaki gürültü perdesinin arkasına gizlenerek gelişmiş sensör ağlarını bypass ediyor ve Körfez’i bir nevi "akıllı mayın tarlasına" dönüştürüyor.
Küresel petrol sevkiyatının kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, düşük iz bırakan bu otonom sistemlerin doğrudan etki alanına giriyor.
ABD Donanması, bölgedeki saldırgan manevra kabiliyetini korumak yerine, bütçe ve lojistik kaynaklarının önemli bir kısmını bu yaygın tehdidi tespit etmeye ayırmak zorunda kalıyor.
Askeri-endüstriyel kompleksin hantal yapısına karşı, yüksek verimli ve düşük maliyetli bu sistemler, "erişimi engelleme" (A2/AD) stratejisinin sahadaki etkisini artırıyor.
İran’ın derinleştirdiği su altı mimarisi, büyük çaplı bir su üstü platformunu imha etme hedefinden ziyade, o platformun bölgedeki varlığını sürdürülemez maliyetlere taşıma prensibine dayanıyor.
Yapay zeka destekli hedefleme sistemleri, Batı Asya sularındaki yabancı askeri unsurların operasyonel niyetlerini baskılayan bir belirsizlik kalkanı oluşturuyor.
Mevcut jeopolitik tabloda Körfez’deki hakimiyet, gemi tonajlarından ziyade suyun altındaki sessizliği ve otonom teknolojiyi yöneten aktöre doğru kayıyor.
Uzmanlar, Gadir sınıfı mini denizaltılarına da dikkat çekiyor.
Modernizasyon sürecinin ardından bu platformların su üstünde yaklaşık 1010 kilometre, su altında ise 300 kilometreye varan harekât menziline ulaştığı belirtiliyor.
Araçların, su altından ateşlenebilen 300 kilometre menzilli Cask-2 gemisavar füzeleri ile saatte 360 kilometre hıza ulaşabildiği ifade edilen süperkavitasyon torpidolarıyla donatıldığı aktarılıyor.
Lityum batarya ve fırçasız motor entegrasyonu sayesinde su altında kesintisiz 8 güne kadar görev yapabildiği öngörülen denizaltılar, dijital kontrol ekranları ve termal görüş sistemleriyle de gece operasyonlarına uygun hale getiriliyor.