
YDH - İran'da faaliyet gösteren Sosyal Analiz Merkezi (Meta), ülkenin askeri bir tehditle yeniden karşı karşıya kalması durumunda toplumsal bütünlüğün ne ölçüde korunacağına dair kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştirdi.
Haziran 2025'te ülke genelinde 18 yaş üstü bin 200 kişinin katılımıyla Meta Ulusal Paneli üzerinden yürütülen çalışma, toplumdaki birleşme ve dayanışma eğilimlerini ele aldı.
Son dönemde yaşanan çatışmaların toplumsal kırılmalar yaratma potansiyeline rağmen, uzman görüşleri ve mevcut bulgular toplumda geniş çaplı bir ayrışmanın gözlemlenmediğini ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçları, İran toplumunun İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanabilecek olası bir çatışmada sergileyeceği direnç kapasitesine dair algısını da yansıtıyor.
Verilere göre, katılımcıların yüzde 36,2'si direnç kapasitesini "çok yüksek", yüzde 30,6'sı ise "kısmen yüksek" olarak nitelendiriyor.
Toplamda yüzde 67'ye ulaşan bu oran, toplumun genelinde güçlü bir mukavemet inancı olduğunu gösteriyor.
Dikkat çekici bir veri olarak, kadınların olası bir savaşta halkın direnme kabiliyetine olan inancının erkeklere oranla daha yüksek olduğu kaydedildi.
Olası bir savaşın yeniden patlak vermesi durumunda İran halkının saldırı ve tehditler karşısında ne ölçüde birleşeceği sorusuna katılımcıların yüzde 72'si olumlu yanıt verdi.
Katılımcıların yüzde 42,9'u toplumsal bütünlüğün "çok yüksek", yüzde 29,3'ü ise "kısmen yüksek" düzeyde kalacağını öngörüyor.
Bu veriler, kriz anlarında İran toplumunun pasif kalmayacağına ve krizden çıkış sürecinde etkin bir rol üstleneceğine dair güçlü bir toplumsal kolektif bilincin işareti olarak değerlendiriliyor.
Meta Center tarafından Temmuz 2025'te, son ateşkesin ardından gerçekleştirilen bir diğer anket çalışması ise doğrudan katılım iradesini ölçtü.
Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 71'i, ülkenin yeniden bir savaşa sürüklenmesi durumunda cephe hattında bizzat savaşmaya hazır olduklarını beyan etti.
Bu oran, toplumsal direncin sadece psikolojik bir algıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda somut bir katılım hazırlığına dönüştüğünü gösteriyor.
Halkın savaş durumundaki katılım düzeyine ilişkin genel algısı da bireysel beyanlarla paralellik gösteriyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 70'i, ihtiyaç duyulması halinde İran halkının yarısından fazlasının savaşa fiilen katılacağını ifade etti.
Detaylara bakıldığında, katılımcıların yüzde 56'sı "halkın çok büyük bir kesiminin" katılım sağlayacağını düşünürken, yüzde 14'ü bu oranı "yaklaşık yarı yarıya" olarak tahmin ediyor.