İsrail'de asker açığına ‘yabancı lejyon’ formülü

27 Şubat 2026

İsrail’de, ordudaki personel açığı için yabancı gönüllülere beş yıl hizmet karşılığı vatandaşlık vaat eden "yabancı lejyon" modeli gündemde.

YDH- “Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü”/Jerusalem Institute for Strategy and Security (JISS) tarafından yayınlanan kapsamlı bir analiz, 7 Ekim 2023 saldırıları ve ardından gelen "Demir Kılıçlar" savaşından bu yana İsrail ordusunun karşı karşıya kaldığı derin personel krizini mercek altına alıyor.

Personel krizi derinleşiyor

Analiz, yedek kuvvetler üzerindeki sürekli baskı ve düzenli ordu birliklerine artan ihtiyaç nedeniyle ortaya çıkan bu krizin, İsrail'in zorunlu askerlik modeli ve "askerlik yükünün eşit paylaşımı" ilkesini tartışmaya açtığını belirtiyor.

İsrail ordusu Personel Dairesi Başkanı Tümgeneral Dado Bar-Kalifa'nın 17 Eylül 2025'te Knesset'e sunduğu rapora göre, orduda yaklaşık 12 bin asker açığı bulunuyor ve bunların yaklaşık 7 binini muharip birliklerdeki personel eksikliği oluşturuyor.

Geleneksel çözümler yetersiz kalıyor

Analiz, mevcut askerlik politikasının İsrail ordusunun ihtiyaçlarını karşılamadığını açıkça ifade ederken, krizin çözümü için geleneksel yöntemlerin “yetersiz kaldığını” savunuyor.

Nüfusun yaklaşık yüzde 15'ini oluşturan Haredi (ultra-Ortodoks) kesimde askerlik oranlarının düşüklüğüne dikkat çeken analistler, yeni bir yasa çıkarılsa bile bu topluluğun entegrasyonunun toplumsal normlardaki köklü değişiklikler ve iç direnç nedeniyle ancak kademeli ve sınırlı olabileceğini belirtiyor.

Benzer şekilde, nüfusun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturan Arap vatandaşların da güvenlik yüküne katılmadığı hatırlatılıyor. İsrail'in genel askerlik oranının Batı standartlarına göre nispeten yüksek olmasına rağmen ülkenin nüfus tabanının küçük olduğu vurgulanarak, ek insan kaynağı kaynaklarının incelenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Radikal öneri: "Yabancı lejyon"

Bu noktada analiz, radikal bir çözüm önerisiyle dikkat çekiyor: "Yabancı lejyon". Mevcut denizaşırı gönüllü programı Mahal'in genişletilmesiyle oluşturulacak "Mahal+" programı, İsrail vatandaşı olmayan yabancıların sözleşmeli olarak orduda görev yapmasını öngörüyor.

Öneriye göre bu, sınırlı bir sözleşmeli hizmet olacak; İsrail ordusuna tam entegrasyon, sıkı güvenlik taraması ve "halk ordusu" modelinin “meşruiyetini” zedelemeyecek ölçülü teşvikler içerecek.

Tarihsel emsaller ve ideolojik çelişki

Analistler, yabancı lejyon kavramının, İsrail'in savunmada uzun süredir var olan "ulusal öz güvenlik anlayışı" ile çeliştiğini ve birçok İsrailliyi rahatsız edeceğini kabul ediyor. Ancak “İsrail'in zaman zaman güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarına bağımlı olan küçük bir devlet olduğunu” hatırlatarak, 1991'de Irak füze saldırılarına karşı konuşlandırılan ABD Patriot bataryalarını ve son dönemde yabancı orduların İran saldırılarına karşı savunmaya aktif katılımını örnek gösteriyorlar.

Analizde, "Siyonist projeyi ilerletmek için yabancı gönüllülerin yardımından vazgeçmek için zorlayıcı bir neden olmadığı" ve bu çabanın "Batı medeniyetinin korunmasına katkıda bulunduğu" iddia ediliyor.

Analistler, “yalnızca kendi güçlerine güvenme özleminin takdire şayan olduğunu ancak mevcut gerçeklerin bu ideale sıkı sıkıya bağlı kalmayı zorlaştırdığını” savunuyor.

Ekonomik ve siyasi avantajlar

Analizde, sınırlı ölçekte bir yabancı lejyon kurmanın (birkaç yıl içinde bir hava indirme tugayı büyüklüğünde) devlete nispeten “mütevazı maliyetler” getireceği hesaplanıyor.

Ön tahminlere göre bu model, yedek hizmetle ilişkili ekonomik maliyetin kabaca üçte birinden yarısına kadar “tasarruf” sağlayabilir. Lejyonun rutin güvenlik görevlerini üstlenerek diğer birlikleri eğitim için serbest bırakabileceği, ayrıca lejyon askerlerinin İsrail vatandaşı olmaması nedeniyle askeri operasyonlarda görevlendirilmelerinin daha az iç siyasi baskı yaratabileceği belirtiliyor.

Analistler, iç zorunlu askerliğe dayanmayan bir gücün, “yük paylaşımı” etrafındaki toplumsal gerilimlerin bir kısmını azaltabileceğini ve ulusal karar alıcılara daha fazla hareket özgürlüğü sağlayacağını iddia ediyor.

Vatandaşlık vaadi: En güçlü teşvik

Analiz, potansiyel lejyonerler için “iki aşamalı bir tarama” süreci öneriyor. İlk taramanın yurt dışında, yerel yasaların izin verdiği yerlerde İsrail temsilcileri aracılığıyla yapılması, ikinci aşamanın ise İsrail'de tam tıbbi, güvenlik ve psikolojik değerlendirmeleri içermesi öngörülüyor.

Analistler, giriş eşiğinin sabıka kaydı veya ciddi disiplin sorunları olan adayları dışlayacak şekilde belirlenmesini tavsiye ediyor.

Askere alınma motivasyonlarının ideolojiden maceraya, kimlik arayışından ekonomik düşüncelere kadar değişebileceğini kabul eden analiz, uluslararası deneyimden çıkarılacak dersin basit olduğunu vurguluyor: "Hayatlarını riske atan bireyler olumlu bir ufuk görmelidir."

Bu doğrultuda, beş yıllık tam hizmet ve tatmin edici performansın ardından “oturma izni ve devlet kriterlerine bağlı olarak vatandaşlığa kabul” için uygunluk sağlayan bir yol tasarlanabileceği belirtiliyor.

Fransız Yabancı Lejyonu örneğine atıfta bulunularak, en güçlü teşviğin gelişmiş bir ülkede kalıcı statü elde etme beklentisi olduğu vurgulanıyor. İsrail ordusunun küresel ünü ve "İslamcı aşırılığa karşı Batı'nın kalesi" imajıyla dünyanın dört bir yanından idealist gençleri çekebileceği iddia ediliyor.

Sosyal destek ve din değiştirme imkânı

Hizmetin sürdürülebilirliği için sivil bir destek yapısı oluşturulması tavsiye ediliyor. Yalnız askerler için mevcut "evlat edinme" sistemlerini model alan bir dernek, lejyonerlerin topluma entegrasyonunu kolaylaştıracak, izin dönemlerinde yardım sağlayacak ve temel sosyal ihtiyaçları karşılayacak.

Ayrıca, hizmetin sonunda ilgilenenlere “resmi bir din değiştirme (Yahudiliğe geçiş) programına katılma fırsatı” sunulabileceği belirtiliyor. Makale ayrıca, diplomatik bir boyuta dikkat çekiyor: İsrail'de birkaç yıl hizmet eden, dili ve kültürü öğrenen kişilerin daha sonra İsrail için "gayri resmi iyi niyet elçileri" olabileceği öngörülüyor.

Riskler ve meşruiyet sorunu

Analiz, önerinin avantajlarının yanı sıra yönetilmesi gereken riskleri de sıralıyor. Güvenlik ve karşı istihbarat riski, disiplin ve işlevsel zorluklar, "ayrı bir ordu" algısı yaratabilecek sosyo-politik risk, hukuki ve diplomatik karmaşıklıklar ile bütçe ve idari hususlar detaylandırılıyor.

Bu riskleri yönetmek için çok katmanlı bir inceleme mekanizması, “özel eğitim programları ve şeffaf bir çerçeve” öneriliyor.

Pilot model ve uygulama planı

Analiz, girişimin aşamalı bir “pilot model “aracılığıyla uygulanmasını öngörüyor. İlk aşamada (12-18 ay) mevcut Mahal çerçevesi genişletilecek, bakanlıklar arası bir ekip askere alma mekanizmasını ve hizmet koşullarını tanımlayacak. İkinci aşamada, performans değerlendirmesinin ardından sınırlı ölçekte sözleşmeli bir program başlatılabilecek. Süreç boyunca performans metriklerini içeren yıllık raporlar yayınlanarak programın katkısının ölçülmesi hedefleniyor.