Gazze’de ilkel şartlarda tarım geri dönüyor

28 Şubat 2026

Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin dördüncü ayında, Filistinli çiftçiler işgal ordusunun sistematik buldozerleme ve ağır bombardımanla harabeye çevirdiği tarlalarına geri dönüyor.

YDH- Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının üzerinden geçen dört aya rağmen, bölgenin bir zamanlar "tahıl ambarı" olarak bilinen verimli toprakları, hâlâ savaşın yıkıcı izlerini taşıyor.

Filistinli çiftçiler, işgal güçleri tarafından sistematik bir şekilde buldozerlenen ve küle çevrilen arazilerine geri dönmek için zorlu bir mücadele başlattı.

Ancak bu dönüş, alışılagelmiş bir tarım sezonu hazırlığı değil; altyapısı tamamen çökertilmiş bir coğrafyada hayatı yeniden inşa etme girişimi olarak yankı buluyor.

Gazze şehrindeki tarlası başında konuşan 55 yaşındaki Mahmud el-Gulyah, Ekim 2023 öncesinde sebzelerle dolup taşan arazisinin bugün bir enkaz yığınına dönüştüğünü ifade ediyor.

Ağır iş makinelerini kiralamanın imkansızlığı nedeniyle toprak engellerini el baltaları ve küreklerle aşmaya çalışan el-Gulyah’ın hikayesi, sulama ağları ve su kuyuları yerle bir edilen binlerce üreticinin ortak kaderini yansıtıyor.

Bölgedeki çiftçiler, Gazze yönetim komitesinin bu hafta sonu başlatacağı çalışmaların, bu devasa yıkıma karşı gerekli teknik desteği sağlayacağı umuduyla bekleyişlerini sürdürüyor.

Han Yunus kırsalında iki yıldır aralıksız süren saldırılara rağmen toprağını canlandırmaya çalışan Ahmed Abu Breika ise tohum, sulama boruları ve ilaç gibi temel girdilere erişimin imkansızlığından yakınıyor.

Saha raporları, yerel pazarlarda yaşanan ciddi gıda kıtlığının yanı sıra, mevcut ürünlerin fiyatlarının çiftçilerin satın alma gücünün çok üzerine çıktığını doğruluyor. Bu durum, birçok üreticiyi makinelerin yokluğunu telafi etmek adına saatlerce süren ağır ve yıpratıcı bir fiziksel emeğe yöneltiyor.

Deyr el-Belah’ta ise krizin bir başka yüzü, fahiş fiyatlar olarak tezahür ediyor.

Çiftçi Halil el-Hacı, savaştan önce 50 şekel olan bir rulo sulama borusunun fiyatının 1000 şekele fırladığını, patates tohumu maliyetinin ise on kat artarak üç dönüm için 10.000 şekel gibi şok edici rakamlara ulaştığını belirtiyor.

Girdi maliyetlerindeki bu kontrolsüz artış, tarım sektörünü doğrudan iflasın eşiğine sürüklerken bölge halkını açlık riskiyle yüz yüze bırakıyor.

Hükümet kaynakları ve Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verileri, Gazze’de yaşanan durumu "tarımsal yıkım" olarak tanımlıyor. İstatistiklere göre; Beyt Hanun, Huza'a ve el-Mevasi gibi en verimli bölgelerin de dahil olduğu tarım arazilerinin %90 ila %95’i tamamen yok edilmiş durumda. Tahrip edilen 1100 kuyu ve 12 bin 500 sera ile birlikte toplam doğrudan kayıp 2,2 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Uzmanlar, patlayıcı kalıntıları ve zehirli kimyasallardan kaynaklanan toprak kirliliği de göz önüne alındığında, üretimin eski kapasitesine dönmesinin uzun yıllar alacağı uyarısında bulunuyor.

Gazze’nin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde evi yıkılmasına rağmen enkazın ortasına patates fideleri diken Yusuf Salem, işgalin kadim zeytin ağaçlarını kökünden sökmesini bir kültürel saldırı olarak nitelendiriyor.

Gazze’deki çiftçiler için bugün tarım, sadece bir geçim kaynağı değil; su pompalarını çalıştıracak yakıtın yokluğunda yağmur suyuna bel bağlayarak yürütülen, Filistin varlığını toprağa mühürleme amacını taşıyan bir direniş eylemi.

Tarım uzmanı Mühendis Muhammed Ebu Avda, gerçek bir rehabilitasyonun ancak geçiş noktalarının koşulsuz açılmasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Ağır iş makineleri, yakıt ve inşaat malzemesi akışı sağlanmadığı sürece, yerel üretimin yerini yabancı yardımların alacağı ve gıda bağımlılığının kalıcılaşacağı ifade ediliyor.

Gazze tarlalarındaki manzara, muazzam bir yıkımın acısı ile bu yıkıntıların arasından yeniden filizlenmeye kararlı bir halkın sarsılmaz iradesini bir araya getiriyor.