
YDH - Eski ABD Büyükelçisi ve diplomat Chas W. Freeman, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü saldırıyı değerlendirdiği açıklamasında, Washington'ın stratejik hedeflerinin belirsizliğini koruduğunu ve bu durumun İsrail'in yönlendirmesiyle şekillendiğini belirtti.
Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen'e mülakat veren Freeman, operasyonun arkasındaki temel motivasyonun "İran'ı Batı Asya'daki jeopolitik satranç tahtasından silmek" olduğunu ifade ederek, bu hedefe ulaşmak için mevcut rejimin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını kaydetti.
Freeman, operasyonun zamanlamasının ve planlamasının aralık ayı sonunda Mar-a-Lago'da yapılan görüşmelerde kararlaştırıldığını ifade etti.
Diplomat, bu süreçte yürütülen müzakerelerin ise gerçek bir amaç taşımadığını belirterek, "Yapılan müzakerelerin, süreci uzatmak amacıyla tasarlanmış bir aldatmaca olduğu sonucunu destekliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Freeman, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu vizyonu benimsediğini ve İsrail'in askeri önceliklerini ABD anayasasının önüne koyduğunu vurguladı.
ABD iç siyasetindeki yansımalara da değinen Freeman, yürütülen harekatın ülkede "anayasal bir uyanış" yarattığını belirtti.
Bir başkanın, Kongre'yi bilgilendirmeden ve anayasal süreçleri işletmeden bu ölçekte bir saldırı başlatmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Freeman, bu durumu "diktatoryal bir eylem" olarak nitelendirdi.
Freeman, "Bu, sadece anayasal bir ihlal değil, aynı zamanda yerleşik kamuoyuyla çelişen diktatoryal bir eylem" şeklinde konuştu.
ABD Kongresi'nin anayasal yetkilerini yeniden kullanıp kullanamayacağı sorusuna temkinli yaklaşan Freeman, bazı Cumhuriyetçi kanatlardan gelen eleştirileri hatırlatarak, "Eğer bu durum düzeltilmezse, Amerikan cumhuriyetinin ve anayasal özlemlerinin sonunu işaret ediyor" dedi. Freeman, saldırıya yönelik en sert tepkinin dahi, Trump'ın destekçilerinden geldiğini kaydetti.
İran'ın nükleer programına ilişkin hedeflerin aksine bir sonuç doğabileceği konusunda uyarıda bulunan Freeman, Tahran'ın başarılı bir nükleer caydırıcılık modeli olarak Kuzey Kore'yi örnek alabileceğini belirtti. Mevcut yönetimin "maksimum baskı" stratejisinin, İran içinde nükleer silahlanmayı savunan kesimlerin elini güçlendireceğini kaydeden Freeman, şu ifadeleri kullandı:
"Eğer bu saldırının hedeflerinden biri İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmaksa, bunun tam tersi bir etki yaratması muhtemeldir. Kuzey Kore örneği, nükleer silah geliştirmenin devletin bütünlüğünü güvence altına almanın tek etkili yolu olduğu algısını güçlendiriyor."
İran'ın misilleme saldırılarının doğrudan ABD üslerini hedef almasını "kritik bir dilemma" olarak tanımlayan Freeman, üslerin bulunduğu Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin zor bir pozisyonda olduğunu belirtti.
Freeman, bu ülkelerin egemenliklerinin hem İsrail hem de ABD tarafından ihlal edildiğini savunarak, bu durumun yerel yönetimler üzerinde siyasi bir baskı oluşturduğunu kaydetti.
Freeman, bu devletlerin İran ile gayriresmi bir koalisyona yönelme eğiliminde olduklarını ancak ABD'nin eylemlerinin bu süreci sabote ettiğini ifade etti.
Eski diplomat, "Bir yandan İran ile İsrail'e karşı gayriresmi bir koalisyona doğru ilerliyorlardı, diğer yandan İsrail ve Amerikan eylemleri egemenliklerinin ihlaliyle sonuçlandı" dedi.
Freeman, bu ülkelerin İran'a yönelik saldırıları desteklemelerinin mümkün olmadığını ancak kendilerine yapılan saldırıları da görmezden gelemeyeceklerini sözlerine ekledi.
Savaşın sadece birkaç gün süreceği yönündeki beklentilerin gerçekçi olmadığını vurgulayan Freeman, çatışmanın bir "yıpratma savaşına" dönüşme potansiyeline dikkat çekti.
ABD'nin halihazırda Ukrayna ve İsrail savunması nedeniyle cephaneliğini tükettiğini belirten Freeman, "ABD, cephaneliğinin büyük bir kısmını başka maceralarda harcadı. Bu nedenle, küresel düzeyde diğer meydan okumalara yanıt verme yeteneği büyük ölçüde azaldı" ifadesini kullandı.
Freeman, İran'ın bu tür bir yıpratma savaşına, İsrail ve ABD'den daha hazırlıklı olduğu görüşünü savunarak şunları ekledi:
"İran'ın bu tür bir yıpratma savaşını yönetmek için daha donanımlı olduğuna inanan birçok kişi var. Eğer İran'ı yeterince sıkıştırırsanız, hiç hoşunuza gitmeyecek bir kapasite geliştirerek yanıt verirler."
Mevcut diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalacağını savunan Freeman, "diplomasi" kelimesinin artık askeri amaçlara hizmet eden bir aldatmaca olarak kullanıldığını belirtti. Rusya ve Ukrayna örneğini hatırlatan Freeman, Washington'ın görevlendirdiği müzakerecilerin kredibilitesini yitirdiğini ifade etti.
Freeman, "Müzakerecilerimiz herhangi bir kredibiliteye sahip değil. Cenevre'de oradan oraya uçup insanları aldatıyorlar, herhangi bir anlaşmaya varmıyorlar ve vardıklarında da bunları reddediyorlar. Kimsenin Donald Trump dışında kimseden yetkileri yok" yorumunu yaptı.
Freeman, uluslararası hukuk ile yürütülen düzenin artık "hayatta olmadığına" dair inancını yineleyerek, bu kaybın ABD'nin itibarı için büyük bir bedel olduğunu vurguladı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararını ve bunun küresel enerji piyasalarına etkilerini değerlendiren Freeman, bunun ekonomik açıdan bir "intihar" girişimi olsa da, uzun vadeli sonuçlarının ağır olacağını belirtti.
Freeman, sigorta şirketlerinin bloke edilen rotalarda hizmet vermeyeceğini hatırlatarak, durumun sadece gemilerin batırılması değil, ticaretin durması anlamına geldiğini ifade etti.
Freeman, bölgedeki ülkelerin ekonomik kırılganlıklarına değinerek, Bahreyn ve Umman gibi ülkelerin bu durumdan en fazla zarar görecek taraflar arasında olduğunu kaydetti.
Suudi Arabistan'ın düşük petrol fiyatları nedeniyle zaten zorlandığını belirten Freeman, "Petrol fiyatlarının küresel düzeyde muazzam bir şekilde enflasyona uğramasından fayda sağlayabilirler ancak bu, bölgenin istikrarını tamamen bozacaktır" dedi.
Savaşın Türkiye veya Mısır gibi bölgenin büyük aktörlerine sıçrama ihtimalini değerlendiren Freeman, bu ülkelerin doğrudan bir çatışmaya dahil olmalarını olası görmediğini belirtti.
Freeman, "Türklerin teknoloji ve dolaylı askeri destek sağlayabileceğini ancak doğrudan dahil olmayacaklarını düşünüyorum. Mısır'ın ise bunu yapacak kapasitesi yok" değerlendirmesini yaptı.
Bununla birlikte, savaşın kontrol edilemez bir doğası olduğunu hatırlatan Freeman, "Savaşları tek taraflı başlatmak kolaydır, ancak bitirmek çok zordur. Savaşlar bir kumardır ve kontrol edilemezler" uyarısında bulundu.
Freeman, son olarak, İran'ın Trump ve Netanyahu'nun düşündüğünün aksine, baskıyla "isyan etmeyecek" bir toplum yapısına sahip olduğunu belirterek, "İnsan yaratıcılığı tehditlerle bastırılamaz; aksine, bu tehditler yaratıcılığı teşvik etme eğilimindedir" ifadesiyle sözlerini noktaladı.