Scott Ritter: İran operasyonu ABD için stratejik bir hezimete dönüştü

01 Mart 2026

Eski Birleşmiş Milletler silah denetçisi Scott Ritter, Washington'ın mühimmat sınırlılıkları ve istihbarat hataları nedeniyle İran'a yönelik haydutluk eylemini bir "stratejik hezimet" olarak tanımladı.

YDH - Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran'a karşı başlatılan haydutluk eylemi, üst düzey İran liderliğini hedef alan bir "baş kesme" (decapitation) girişimi olarak kurgulandı.

Eski Birleşmiş Milletler silah denetçisi ve Amerika Birleşik Devletleri Deniz Piyadeleri istihbarat subayı Scott Ritter, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen'e verdiği mülakatta operasyonun temel amacının rejim değişikliği olduğunu belirterek, saldırıların doğrudan Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin konutunu, İran Cumhurbaşkanı'nı ve üst düzey sivil ve askeri yetkililerin yerleşkelerini hedef aldığını aktardı.

Ritter, harekatın hedeflerine ulaşamadığını vurgulayarak, "Donald Trump ve Benyamin Netanyahu, bu harekatın nihai hedefinin rejim değişikliği olduğunu açıkladılar. Ancak bu hedefe ulaşamadılar. Eğer rejim değişikliği hedefi gerçekleşmediyse, başarısız olmuşsunuz demektir" ifadelerini kullandı.

Ritter, İran'ın halihazırda yürütülmekte olan bu girişime verdiği yanıtın, on iki gün süren önceki çatışmalardan çok daha kapsamlı ve farklı olduğunu dile getirdi.

"İran, ABD ve İsrail'in askeri kabiliyetlerini boşa çıkardı"

Harekatın askeri boyutuna ilişkin teknik değerlendirmelerde bulunan Scott Ritter, çatışmanın sınırlı kaynaklar nedeniyle ABD için sürdürülebilir olmadığını belirtti.

Askeri operasyonların yüksek miktarda mühimmat gerektirdiğini hatırlatan Ritter, "Amerika Birleşik Devletleri'nin mühimmatı bittiğinde, güç yansıtma kabiliyeti de biter. Askeri harekatlarda, vurulması gereken hedef listeleri vardır ve bu hedefleri vurmak için kaynaklar tahsis edilir. Bu harekat, rejim değişikliğini sağlamak için belirli miktarda kaynağın kullanımına dayanıyordu. Ancak başarısız oldular; bu da yeniden dağıtılması gereken kaynakların aynı hedef listesinde kalmak zorunda kaldığı ve diğer görevlerden kaynak çekilerek takviye yapıldığı anlamına geliyor" dedi.

Ritter, bu durumu bir "zincirleme başarısızlıklar dizisi" olarak niteledi ve şunları ekledi:

"Mühimmat tükendiğinde ve hiçbir hedef başarılamadığında, bu yenilginin tanımıdır. İran, füze savunma sistemlerinin nasıl çalıştığını on iki günlük savaş sürecinde analiz etti ve bu sistemleri aşmanın yolunu buldu. Şu an gördüğümüz şey, İran füze teknolojisinin, Amerikan ve İsrail hava savunma sistemleri karşısındaki üstünlüğüdür."

"Trump ve Netanyahu için siyasi bir intihar girişimi"

Askeri hedeflere ulaşılamamasının siyasi sonuçlarına değinen Ritter, bu durumun hem Washington hem de Tel Aviv'de liderlerin geleceğini tehdit ettiğini vurguladı.

Trump'ın İran'a saldırma kararının siyasi kariyerini riske attığını belirten Ritter, "Donald Trump, bu kararla siyasi intiharını gerçekleştirdi. Eğer bu harekatta hızlı ve kesin bir zafer elde edemezse, ara seçimlerde hezimete uğrayacak, azledilecek ve muhtemelen mahkum edilecektir. Benzer şekilde, eğer rejim değişikliği sağlanamaz ve İran karşılık vererek İsrail'e ciddi zarar verirse, Benjamin Netanyahu'nun hükümetinin ve bir lider olarak geçerliliğinin sonu gelir" değerlendirmesinde bulundu.

Ritter, İran'ın sadece hayatta kalmasının değil, bu süreçten bölgesel bir jeopolitik dönüşümle çıkmasının hedeflendiğini belirterek, "İran, bu savaşı kazanmak zorundadır. Amerika Birleşik Devletleri ordusu, gemiler batırılarak veya uçaklar düşürülerek değil, kazanamayarak mağlup edilir. İran'ın yapması gereken, Amerika Birleşik Devletleri'nin ateşleyebileceği tüm mühimmatı soğurmaktır; çünkü fazlası yok" şeklinde konuştu.

"ABD istihbaratı gerçekliği yansıtmıyor, sadece liderliği onaylıyor"

Harekatın planlama aşamasındaki istihbarat eksikliklerine dikkat çeken Ritter, istihbarat süreçlerinin siyasileştiğini ifade etti.

Ritter, "Amerika Birleşik Devletleri, birkaç on yıldır istihbarat sürecinin siyasallaşmasına izin verdi. İstihbarat, liderliğe en iyi kararları alması için gerçeklere dayalı bilgi sağlamak yerine, halihazırda verilmiş kararların bir yankı odasına dönüştü. Liderlik 'biz bu kararı verdik, istihbaratı buna uydurun' diyor. Bu, kişinin kendisini kandırmasından başka bir şey değildir" dedi.

Ritter, sözlerine şöyle devam etti:

"İran'da ne olduğu konusunda liderliğe yalan söylüyorlar. 'Bu hedefleri vurursanız halk ayaklanacak' dediler, ancak halk ayaklanmadı. Amerika Birleşik Devletleri istihbaratı, İran'ın nükleer programı gibi konularda gerçek verileri sunmak yerine, İsrail'den gelen yönlendirmelere göre hareket ediyor. Bir sorunu tanımlamadan çözemezsiniz. İstihbarat topluluğunun görevi, sorunu doğru tanımlamaktır; ancak bu topluluk artık siyasi olarak kirletilmiş ve gerçekleri değil, duymak istenileni söylemeye odaklanmış durumdadır."

"Rusya ve Çin, çatışmanın ekonomik bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalışıyor"

Rusya ve Çin'in çatışmaya bakış açısını değerlendiren Ritter, bu ülkelerin kaostan ziyade istikrardan yana olduklarını vurguladı. Ritter, "Rusya ve Çin, Amerika Birleşik Devletleri'ni yenmek için İran'ı kışkırtmıyor. Aksine, çatışmayı dünyayı istikrarsızlaştırmadan sonlandırmanın yollarını arıyorlar. İran'a, çatışmanın ekonomik hedeflere yayılmaması için ciddi baskı uygulayacaklarını düşünüyorum" diye konuştu.

Enerji altyapısının hedef alınmasının "son kırmızı çizgi" olduğunu belirten Ritter, "Hürmüz Boğazı'nın geçici olarak kapatılması sistemi gerer ancak tekrar açılmasıyla düzelir. Fakat Suudi Arabistan, Azerbaycan, Kuveyt veya Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol üretim altyapısının hedef alınması geri dönülemez bir hasar yaratır ve ekonomiyi uzun süreliğine çökertir. Rusya ve Çin'in en büyük zorluğu, bu savaşı ekonomik bir savaşa dönüşmekten alıkoymaktır" ifadelerini kullandı.

Ritter, son olarak, İran'ın karşı saldırılarının Bahrain, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD üslerinin bulunduğu bölgelere odaklanmasının, bu ülkelerin ABD tarafından sağlanan güvenlik şemsiyesine olan inancını sarstığını ve bölgedeki rejimlerin kırılganlığını gözler önüne serdiğini de sözlerine ekledi.