
YDH - Savaşın genişlemesiyle birlikte ABD'nin Körfez'de bulunan ve geçtiğimiz günlerde yoğun saldırılara maruz kalan üsleri, Washington için savunmasız noktalar olarak öne çıkıyor.
El-Ahbar'ın değerlendirmesine göre bölge ülkeleri, topraklarında gerçekleşen çatışmalar nedeniyle hem maddi kayıplarla karşı karşıya kalıyor hem de ABD üslerine ev sahipliği yapmanın getirdiği güvenlik risklerini yönetmeye çalışıyor.
Körfez ülkelerinin neredeyse tamamının savunma için ABD güçlerine dayanması, bölge yönetimlerinin saldırgan taraf ile aralarına mesafe koyma konusundaki hareket alanını önemli ölçüde kısıtlıyor.
İran, Körfez ülkeleri ile ABD arasındaki ayrımı netleştirmeye yönelik bir strateji izliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Çinli mevkidaşı Vang Yi ile yaptığı telefon görüşmesinde, "Körfez'deki ABD üslerinin hedef alınması bölge ülkelerine yönelik bir saldırı değil, saldırganlığın kaynağına verilen bir karşılıktır" ifadelerini kullandı.
Tahran'ın bölge ülkelerine karşı herhangi bir düşmanlık beslemediğini ve iyi ilişkileri sürdürmeye kararlı olduğunu vurgulayan Arakçi, mevcut durumu "saldırının kaynağına karşı meşru müdafaa" olarak tanımlıyor.
İran ile Çin arasında gerçekleşen diplomatik temas, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip bölgedeki durumu belirginleştiriyor.
Çin'in, petrol ihtiyacının büyük bölümünü bu bölgeden karşılaması nedeniyle ticaret güzergahındaki aksamalardan doğrudan etkilendiği görülüyor.
Vang Yi, Çin'in İran ile geleneksel dostluğa değer verdiğini belirterek, "İran'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma hakkını destekliyoruz. Tahran'ın kendisini savunmaktan başka seçeneği yok" değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, sivil hedeflere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğu belirtilerek, "İran veya Arap ülkelerindeki sivil altyapıya yönelik her türlü saldırı derhal durdurulmalı" çağrısı yapıldı.
Tahran'ın bölge ülkelerindeki sivil hedefleri vurmadığı, buna karşın okul gibi sivil mekanların ABD ve İsrail bombardımanlarında zarar gördüğü göz önünde bulundurulduğunda, Moskova'nın diplomatik dengeleri gözetmeye çalıştığı anlaşılıyor.
Katar Emiri Temim bin Hamad ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen görüşmede de diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerektiği üzerinde durulurken, Putin her türlü desteğe hazır olduklarını iletti.
Washington, İran'ın Körfez'deki ABD üslerine yönelik operasyonlarını gerekçe göstererek bölge ülkelerini İran'a karşı daha sert bir pozisyon almaya zorluyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın bölgedeki askeri ve sivil mevzilere gelişigüzel füze fırlattığını iddia ederek, bu durumu Körfez ülkelerini mobilize etmek için kullanıyor.
Bölge yönetimleri ise kendi askeri güçlerinin operasyonel kapasitesini ön plana çıkararak müdahil olma eğilimi gösteriyor. Kuveyt İçişleri Bakanı Fahd el-Yusuf el-Sabah, askeri birimlerin olası her türlü saldırıya karşı hazır olduğunu duyurdu.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, Prens Sultan Hava Üssü yakınlarında 5 İHA'nın imha edildiğini açıkladı. Katar Savunma Bakanlığı ise ülkeyi hedef alan tüm füzelerin düşürüldüğünü ve egemenliği koruma kapasitesine sahip olduklarını belirtti.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Hava Kuvvetleri, İran'dan gelen iki adet SU-24 tipi uçağın düşürüldüğünü ve çok sayıda füze ile İHA'ya karşı başarı sağlandığını kaydetti.
Bahreyn resmi haber ajansı da hava savunma sistemlerinin yeni saldırı dalgalarını başarıyla karşıladığı bilgisini paylaştı.