İran Dışişleri: Rehberimiz Hamenei kendini vatanın korunmasına feda etti

03 Mart 2026

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Tahran'da düzenlenen haftalık basın toplantısında, Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin şehadetinin ardından ülkenin savunma odaklı stratejisini sürdüreceğini açıkladı.

YDH - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, bugün Tahran'daki Ab-Sardar kavşağında bulunan ve daha önce ABD ile İsrail güçlerinin hedefi olan Şehit Mahallati Okulu'nda haftalık basın toplantısını gerçekleştirdi.

Toplantıya, İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei, üst düzey komutanlar ve sivil kayıplar için taziye dileklerini ileterek başlayan Bekai, "Hepimiz yas tutuyoruz ve içimizde bir öfke barındırıyoruz; ancak şu an her İranlı için öncelikli mesele vatanın savunulmasıdır" diye konuştu.

Tesnim ajansının aktardığına göre Bekai, İran'ın "en kötü niyetli odaklar" tarafından haksız bir saldırıya maruz kaldığını ve bölgenin son iki yıldır uluslararası toplumun eylemsizliği nedeniyle bir ateş çemberine dönüştüğünü belirtti.

Sözcü, bölgedeki komşu ülkelere yönelik cinayetlere sessiz kalanların, bugün yaşanan "haydutluğun" suç ortağı haline geldiğini ifade etti.

"Rehberimiz Hamenei protokolleri değil, vatanını düşündü"

Rehber Hamenei'nin şehadetiyle ilgili açıklamalarda bulunan Bekai, Hamenei'nin Tahran'ın merkezindeki çalışma ofisinde kalarak "vatanseverliğin" en somut örneğini sergilediğini dile getirdi.

Bekai, "Bazıları protokollerin uygulanmadığını söyleyerek durumu basitleştirmeye çalışmasın; kendisi İran'ı korumak adına bilerek canını feda etmeyi seçti" dedi. Bekai, tarihin Hamenei'yi en vatansever liderlerden biri olarak kaydedeceğini ve dünyanın onun yokluğunu kısa sürede hissedeceğini vurguladı.

İran'ın mevcut durumda "kötülüğe karşı duran son güç" olduğunu kaydeden Bekai, ülkenin temel kurumlarına ve bireylerine yönelik saldırıların bir soykırım girişimi olduğunu belirtti.

Uluslararası basında yer alan müzakere süreçlerine dair iddialara değinen Bekai, bu haberlerin "tarihin kalbine enjekte edilen yalanlar" olduğunu söyledi.

ABD'li yetkililerin çelişkili açıklamalarına dikkat çeken Sözcü, "(ABD Dışişleri Bakanı) Marco Rubio İsrail üzerinden müdahale kararı aldıklarını, ABD Başkanı ise İran'ın bir tehlike olduğunu söylüyor. İran kime savaş açtı, nereye ordu gönderdi veya Beyaz Saray'a füze mi fırlattı? Bu çelişkileri görmek gerekir" dedi.

Steve Witkoff'un "İran neden teslim olmuyor" şeklindeki şaşkınlık ifadelerini ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "savaşı İran başlattı" yönündeki iddialarını eleştiren Bekai, İran halkının tek vücut olarak birleşmesi gerektiğini ve bu birliğin ülkenin bekası için yegane anahtar olduğunu ifade etti.

"Diplomasiye inançları olmadığını kanıtladılar"

Basın toplantısının düzenlendiği okulun seçilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bekai, saldırıların ilk günden itibaren eğitim kurumlarını ve sivil yerleşimleri hedef aldığını kaydetti.

Dün diplomatik polisin de hedef alındığını hatırlatan Bekai, "Bu saldırılar, karşı tarafın diplomasiye zerre kadar inancı olmadığını gösteriyor. Hatta bölge ülkelerini İran'a karşı kışkırtmak için 'yanıltma harekatları' bile düzenleyebilirler" uyarısında bulundu.

Bekai, bu savaşın İran'ın seçimi olmadığını ancak her kökenden ve inançtan İranlının, medeniyetin bekası için mücadele edeceğini vurguladı.

"Cenevre müzakerelerinde ilerleme sağlayan taraf bizdik"

Geçmişteki müzakere süreçlerine dair açıklamalarda bulunan Bekai, İran'ın her zaman iyi niyetle masada olduğunu ancak karşı tarafın hileli bir kampanya yürüttüğünü belirtti.

Cenevre'de gerçekleştirilen iki tur müzakerede Ummanlı arabulucu Busaydi'nin "önemli ilerleme kaydedildiğini" bizzat ABD ile görüştükten sonra paylaştığını hatırlattı.

Bekai, ABD'li temsilci Witkoff'un iddia ettiği "nükleer programın, füze kapasitesinin ve donanmanın sonlandırılması" gibi şartların müzakere masasında hiçbir zaman gündeme gelmediğini, bunların sadece saldırıları meşru göstermek için uydurulan bahaneler olduğunu ifade etti.

Sözcü, "İran'ın nükleer programı ve füze kapasitesi kim için bir tehdit oluşturuyor? Biz sadece binlerce yıllık bir medeniyetin koruyucularıyız" dedi.

Nükleer tesislere yönelik saldırılar doğa felaketi riski taşıyor

Natanz nükleer tesislerine yönelik saldırılar hakkında askeri birimlerden ayrıntılı bilgi alınması gerektiğini ifade eden Bekai, bu tür saldırıların sadece insan canına kastetmediğini, aynı zamanda sınırları aşan çevresel felaketlere yol açabileceğini belirtti.

Bekai, "Haziran ayında tesislerimize saldırıldığında orada zenginleştirme faaliyeti yoktu. Ancak şimdi yapılan her saldırının Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde geri dönülemez ekolojik sonuçları olacaktır" dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin "korkunç bir atalet" içinde olduğunu savunan Bekai, konsey üyesi bir rejimin (ABD) bizzat saldırganın yanında yer almasının, BM sisteminin sonu anlamına geldiğini vurguladı.

"İran şerefli bir şekilde savaşmayı bilir"

İran'ın bölgedeki diğer ülkelere yönelik gizli faaliyetlerde bulunduğu yönündeki iddiaları reddeden Bekai, "İranlılar savaşmayı bildiklerini ve bunu şerefleriyle yaptıklarını Saddam ile olan savaşta kanıtlamışlardır. Biz hiçbir zaman insani ilkeleri ihlal etmedik" dedi.

Suudi Arabistan ve Katar'da Mossad ajanlarının bombalı eylem hazırlığındayken yakalandığına dair haberlere atıfta bulunan Sözcü, bölge ülkelerini bu tür provokasyonlara karşı dikkatli olmaya çağırdı.

Bekai, bölgedeki her bir ülkenin güvenliğinin İran için hayati önem taşıdığını ve ABD'nin müslüman ülke topraklarını İran'a karşı bir saldırı üssü olarak kullanmamasını temenni ettiklerini belirtti.

"Avrupa'nın tutumu çelişkilerle dolu"

Avrupa ülkelerinin mevcut çatışmaya yönelik yaklaşımlarını "çelişkili ve ilgisiz" olarak tanımlayan Bekai, uluslararası hukukun ayaklar altına alınmasının er ya da geç Avrupa'yı da etkileyeceğini ifade etti.

Bekai, "Bu savaşın ateşi tüm dünyayı saracak niteliktedir. Avrupa bu eylemsizlik halinden bir an önce çıkmalıdır" dedi.

Sözcü, İran'ın diplomasiyi her zaman bir seçenek olarak sunduğunu ancak karşı tarafın İran'ın mantığına tahammül edemeyerek askeri seçeneğe yöneldiğini kaydetti.

"Tüm gücümüzle bu varoluşsal savaşta çarpışacağız"

Basın toplantısının sonunda, ABD'den gelen zıt mesajların bir öneminin kalmadığını belirten Bekai, şu an tüm odağın savunma üzerinde olduğunu vurguladı.

"Hata payı yüksek bir hesaplama yanlışıyla bu savaşa girildi. Bunun bedelini hem Amerikan halkı hem de bölge halkları ödüyor" diyen Bekai, Kürt, Beluç, Türkmen ve tüm etnik unsurlarıyla İran halkının vatan toprağını savunacağını ve bu "varoluşsal mücadeleden" başarıyla çıkacaklarını ifade ederek sözlerini tamamladı.

Gelecekteki diplomatik adımlar için uluslararası toplumun saldırganı durdurması gerektiğini belirten Bekai, İran'ın savunma hakkının Birleşmiş Milletler şartı uyarınca saklı olduğunu hatırlattı.