
YDH- Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati, Lübnan’daki siyasi ve askeri dengeleri sarsacak kritik açıklamalarda bulundu.
Kamati, direnişin bugüne kadar sergilediği itidalli tutumun sonuna gelindiğini belirterek, "Sabır dönemi sona erdi ve direnişe geri dönmekten başka seçeneğimiz kalmadı," ifadelerini kullandı.
Kamati, geçtiğimiz süreçte gösterilen stratejik sabrın temel motivasyonunu açıklarken; bu tutumun, Lübnan devletinin saldırganlığı durdurmak, işgali sona erdirmek ve sınır ihlallerini engellemek adına yürüttüğü diplomatik çabalara alan açmak amacıyla benimsendiğini kaydetti.
Ancak bu yapıcı tutumun karşı tarafta karşılık bulmadığını vurgulayan Kamati, saldırıların her gün can ve mal kayıplarına yol açarak devam ettiğine dikkat çekti.
Ateşkes anlaşmasına olan bağlılığın ve Litani Nehri’nin güneyindeki silahların teslimi gibi kritik adımların karşılıksız kaldığını ifade eden Kamati; ne saldırıların durdurulması ne de ülkenin kurtuluşu ve yeniden yapılanması dosyalarında somut bir ilerleme kaydedilemediğini belirtti.
Kamati’ye göre Lübnan’a yönelik bu yeni Siyonist saldırı dalgası çoktan planlanmış durumdaydı ve gerçekleşmek için herhangi bir bahaneye ihtiyaç duymuyordu.
Başbakan Nevaf Selam’ın, Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerine yönelik getirdiği yasaklama kararını da değerlendiren Kamati, hükümeti sert bir dille eleştirdi.
Hükümetin, İsrail’in Güney Lübnan, Bekaa ve banliyölerde gerçekleştirdiği katliamlara karşı öfke göstermek yerine, uzun ve sancılı bir sabrın ardından sembolik karşılık veren direnişi hedef almasını "iftira" olarak nitelendirdi.
Kamati, direnişin bu saatten sonra vereceği yanıtların artık sembolik düzeyle sınırlı kalmayacağının altını çizdi.
Hükümetin direnişi engelleme çabalarının başarısızlığa mahkûm olduğunu savunan Kamati, Siyonist işgale ve ulusal onurun zedelenmesine sessiz kalan bir anlayışın, milletin gücünü tasfiye edemeyeceğini söyledi.
Söz konusu yasaklama kararının vatanseverlik ve egemenlik ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade eden Kamati, asıl hukuk ihlalinin bizzat hükümet tarafından yapıldığını ileri sürdü.
Açıklamasını uluslararası hukuk bağlamında temellendiren Kamati, "Uluslararası hukuk, halkların işgale karşı direnmesine izin verir. Bu hak, tüm yerel otoritelerin, kararların ve yasaların üzerindedir," diyerek direnişin meşruiyet zeminini hatırlattı.
Bu çıkış, Başbakan Nevaf Selam’ın "devlet kurumları dışındaki her türlü askeri eylemin kabul edilemez olduğu" yönündeki deklarasyonuna doğrudan bir meydan okuma niteliği taşıyor.