Amerika, savaş hedefleri konusunda bocalamaya başladı

04 Mart 2026

"Washington, kendi silahlandırdığı, fonladığı ve koruduğu çok daha küçük müttefikinin İran'a saldırmasını engellemekte başarısız oldu."

YDH - Trump yönetimi, İran'a yönelik haydutluk eyleminin hedefleri konusunda (rejim değişikliği ile nükleer/füze kabiliyetlerinin tasfiyesi arasında gidip gelerek) çelişkili bir tutum sergiliyor. Dışişleri Bakanı Rubio'nun operasyonun itici gücünün İsrail olduğunu itiraf etmesi hem MAGA tabanında hem de Kongre'de "Önce Amerika" doktrininden uzaklaşıldığı gerekçesiyle ciddi tepkilere yol açtı. El-Ahbar yazarı Rim Hani'nin değerlendirmesine göre Savaş Bakanlığı ve askeri yetkililer arasındaki operasyonel başarı ve stratejik hedeflere dair görüş ayrılıkları, savaşın uzunluğu ve maliyeti konusundaki belirsizliği artırıyor.

Washington, kendi silahlandırdığı, fonladığı ve koruduğu çok daha küçük müttefikinin İran'a saldırmasını engellemekte başarısız oldu; bu durum onu da savaşa girmeye mecbur bıraktı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, MAGA (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketi destekçilerinin kulaklarına -ya da sözleri en azından böyle tercüme edildi- bunları fısıldadı; bu bile hareket saflarında şiddetli bir öfke ateşini yakmaya yetti.

Rubio, Kongre koridorlarında muhabirlere verdiği ve istihbarat brifingi öncesinde gerçekleşen demeçte, ilk kez İsrail'in savaşın itici gücü olduğunu itiraf etti. Bu itiraf, İsrail'e yönelik halk desteğinin ABD tarihinde en düşük seviyeye indiği bir dönemde geldi.

Rubio şunları söyledi: "İsrail'in İran'a karşı hamlesi olacağını biliyorduk. Bunun İran rejimi tarafından ABD güçlerine karşı saldırıya yol açacağını ve bu saldırıları gerçekleştirmeden önce onlara karşı proaktif şekilde hareket etmezsek daha büyük kayıplar vereceğimizi biliyorduk... O zaman da neden bunu bilip harekete geçmediğimize dair sorulara yanıt vermek zorunda kalacaktık." Rubio sözlerini şöyle sürdürdü: "İsrail'in niyetlerinden haberdardık, bunun bizim açımızdan ne anlama geldiğini anladık ve sonuç olarak harekete geçmeye hazır olmalıydık."

Rubio daha sonra operasyonun, Tahran'ın gelişen füze kabiliyetleri nedeniyle "eninde sonunda, altı ay ya da bir yıl içinde gerçekleşeceğini" iddia etse de, açıklamaları MAGA hareketine yakın birçok gözlemci, aktivist ve medya mensubunun öfkesine yol açtı.

Bu kesimler, söz konusu açıklamaların ülkelerinin "başka bir devletin" çıkarını savunmak için savaşa girdiğini ve "Önce Amerika" stratejisini hiçe saydığını kanıtladığını savundu. Demokratlar ise Rubio'nun açıklamalarını ve sözlerini destekleyecek istihbarat bilgisinden yoksun olmasını, yönetime saldırmak için hızlıca kullandı.

Ayrıca Trump'ın İran'ın nükleer programından kaynaklanan yakın tehdit hakkındaki duruşunu, haziran ayında Washington'ın Tahran'ın nükleer heveslerini "bitirdiği" yönündeki iddialarıyla kıyasladılar.

Senato İstihbarat Komisyonu Demokrat Başkan Yardımcısı Mark Warner, "İranlılardan ABD'ye yönelik yakın bir tehdit yoktu, aksine İsrail'e yönelik bir tehdit vardı. İsrail'in karşı karşıya olduğu tehdit ile ABD'nin karşı karşıya olduğu yakın tehdit birbirine karıştırılırsa, kendimizi meçhul bir alanda buluruz" ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nun kıdemli üyesi ve Rubio'dan operasyon hakkında bilgi alan "Sekizli Çete" üyelerinden Jim Himes, "Bu saldırılardan önce ve sonra yönetimden duyduğum her şey, bunun stratejik bir sonu olmayan, tercihe dayalı bir savaş olduğunu doğruluyor" dedi.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ise, "çok acil durumlar haricinde" -ki burada böyle bir durumun mevcut olmadığını savundu- Trump yönetiminin bu tür saldırılar için Kongre yetkisine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Hafta sonu saldırılarından önce bile, aralarında California Senatörü Adam Schiff'in de bulunduğu Demokratlar, Trump yönetiminin Kongre'den açık izin almadan İran'a saldırmasını engelleyecek bir tasarıyı geçirmesi için baskı yapıyordu.

Rubio, muhabirlere verdiği demeçte Washington'ın saldırı niyetini "Sekizli Çete"ye bildirdiğini ve Beyaz Saray'da oturan ismin Kongre onayı almasını gerektiren bir yasa bulunmadığını iddia etti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Dışişleri Bakanı'nın Cumartesi günü operasyon başlamadan hemen önce "Sekizli Çete" üyeleriyle temas kurduğunu belirterek Rubio'yu destekledi.

Ancak birçok milletvekili, Rubio'nun yaptığının saldırı hakkında "bilgi vermekle" sınırlı olduğunu, gerçek anlamda "istişare" yapılmadığını veya Kongre'ye konuyu tartışma ya da oylama fırsatı verilmediğini düşünüyor.

Her şeye rağmen Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna Pazar günü, "Demokratların savaş yetkileri tasarısını geçirme çabasında birleşeceği ve saldırılar MAGA tabanının bir kısmında popüler olmadığı için bazı Cumhuriyetçilerin de onlara katılacağı" konusunda iyimser olduğunu belirtti.

Jeffrey Epstein dosyalarının açılması için mevkidaşıyla işbirliği yapan Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie ise, "Önce Amerika" siyasetini yansıtmayan İran savaşı hakkında Kongre'de oylama yapılması için onunla tekrar çalışacağını tahmin ettiğini ifade etti.

Savaşın gerekliliğine dair şüpheler, Trump'ı destekleyen birçok etkili isme ve aktiviste de yansıdı. Bu kişiler, sosyal medya hesaplarında ve programlarında, Başkan'ın karşı çıktığı savaş yanlılarının ve yeni muhafazakarların "esiri" haline geldiğini savundu.

Başkan'ın sosyal medyadaki önde gelen destekçilerinden Mike Cernovich, X platformunda "Rubio'nun yorumları tarihi bir anı yansıtıyor" diyerek, "Tahmin edilebileni söyledi ancak bunu açıkça dile getirmesi dış politikada köklü bir değişimdir ve geri adım atılması için çağrılar yapılmalıdır" dedi.

Trump'ın bağışçılarından ve Blackwater güvenlik şirketinin kurucusu Erik Prince ise kararın "büyük bir kaos, yıkım ve sorun kutusunun kapağını açacağı" uyarısında bulundu.

Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon da "War Room" adlı podcast programında şaşkınlığını dile getirerek, "İsrail'in vuracağını ve İran'ın bize karşılık vereceğini bilseydik, koordinasyon neredeydi? Stratejik bir açıklama bekliyoruz" diye sordu.

"Çelişki" İdari yönetimin İran saldırısından gerçekte ne beklediğine dair çelişkili tutumlar içeren bir dizi video mesajı ve muhabirlerle yapılan telefon görüşmelerinin ardından, beklentiler nükleer programı yok etmek ile Tahran rejimini devirmek arasında gidip geldi.

Trump, Pazartesi günü Beyaz Saray'da yaptığı ilk resmi açıklamada "dört hedef" belirledi ve savaşın "dört ila beş hafta, belki de çok daha uzun süreceğini" öngördü. Birçok gözlemciye göre bu tutum, rejim değişikliği hedefinden bir "geri adım" anlamına geliyordu.

Bu çerçevede Trump, ABD'nin İran'ın balistik füze ve deniz kabiliyetlerini, nükleer silah geliştirme kapasitesini ve bölgedeki müttefik güçlere verdiği desteği yok etmeyi amaçladığını açıkladı.

Bu açıklama, Cumartesi günü İranlıları "kendi hükümetlerini geri almaya" çağırmasının ardından geldi; bu çağrı geniş çapta rejimi devirmeye yönelik bir davet olarak yorumlandı.

Başkan Pazartesi günkü açıklamasında, Tahran'ın nükleer ilerleyişini ve hızla büyüyen balistik füze programını engellemek için saldırı emrini verdiğini belirterek, bunların "Amerika ve yurtdışında konuşlu güçlerimiz için çok açık ve büyük bir tehdit oluşturduğunu" söyledi.

Trump'ın duruşunun, diğer üst düzey yetkililerin tutumuyla yer yer çelişmesi dikkat çekiciydi. Bunlar arasında, Başkan'ın açıklamalarından saatler önce ABD'nin İran'a rejim değişikliği amacıyla saldırdığı fikrini reddeden Savaş Bakanı Pete Hegseth de vardı.

Hegseth, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile düzenlediği basın toplantısında, "Bu savaşa rejim değişikliği savaşı denemez, ancak rejim kesinlikle değişti" ifadesini kullandı; fakat buna dair somut bir kanıt sunmadı.

Hegseth Amerikan operasyonunun "başarılı olacağını" düşünürken, General Caine'nin yorumları Savaş Bakanı ile fikir ayrılıklarını ortaya koydu.

Caine, "ABD'nin İran'daki askeri hedeflerine ulaşmanın zor olacağını ve bazı durumlarda çetin ve zorlu çalışmalar gerektireceğini" belirterek, savaşın devam etmesiyle ABD'nin daha fazla kayıp verebileceği uyarısında bulundu.

CIA eski Direktörü General David Petraeus ise İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye verdiği demeçte, "İranlı Devrim Lideri'bin öldürülmesinin tarihi bir başarı" olduğunu belirtirken, "rejim yanlısı güvenlik güçlerinin bir milyon kişiye ulaştığı bir dönemde, İran halkını ayaklanmaya çağırmanın riskli bir iş olduğu" uyarısında bulundu.

Çeviri: YDH