
YDH- Kültür Devrimi Yüksek Konseyi üyesi Hüccetülislam Said Rıza Ameli, Hendek Muharebesi’ndeki tarihsel kırılma anlarına atıfta bulunduğu konuşmasında, İslam dünyası ile küresel emperyalist güçler arasındaki güncel çatışmayı doktriner bir çerçeveye oturttu.
Ameli, Hz. Muhammed’in (sav) Hendek’teki " İmanın tamamı, küfrün tamamına karşı çıktı" sözünün, bugün İran’ın ABD ve İsrail ile yürüttüğü mücadelede tam karşılığını bulduğunu belirtti.
Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (as) Amr ibn Abdud karşısındaki zaferinin kıyamete kadar sürecek bir değer taşıdığını ifade eden Ameli, bugün İran’ın İsrail’in kalbine ve bölgedeki ABD üslerine yönelik füze operasyonlarını, küresel baskı sisteminin başarısızlığının bir sembolü olarak nitelendirdi.
Ameli’ye göre, küfrün sembol isimlerinin yerle bir edilmesi; yalnızca askerî bir başarı değil, İslam’ın sarsılmaz izzetinin ve küresel güç iradesinin yeniden tarihin öznesi haline gelmesidir.
İran’ın savunma kapasitesindeki muazzam ilerlemenin rastlantısal olmadığını vurgulayan Ameli, "Eğer bu bilimsel güç oluşmasaydı, savunma ve füze gücümüz bu seviyeye ulaşamazdı," dedi.
Ülkenin kara, hava ve deniz alanlarındaki başarılarını akademik sistem ile savunma sanayii arasındaki organik bağa dayandıran Ameli; nanoteknoloji, biyoteknoloji ve yapay zeka alanlarında İran’ın dünyada öncü ülkeler arasına girmesinin bu stratejinin bir sonucu olduğunu belirtti.
İran’ın güncel otoritesinin mimarı olarak Seyyid Ali Hamenei'yi işaret eden Ameli, Devrim Lideri’nin bilimi önceliklendiren "devrimci bilge" kimliğine dikkat çekti.
Kapsamlı bilim haritasının güncellenmesi ve yeni teknolojilere verilen önemin bu rehberliğin ürünü olduğunu söyleyen Ameli; 1950’lerden bu yana süregelen mücadele geçmişine, hapis, sürgün ve yaralanmalara rağmen düşmana geri adım attırmayan bir iradenin altını çizdi.
İran’ın bağımsızlığının savaş ve kriz zamanlarında temel eksiklik yaşamayacak bir yapıya kavuşmasının hedeflendiğini belirten Ameli, laik dünyadan farklı olarak dinin hayatın her alanıyla, özellikle siyaset ve bilimle olan derin bağını savundu.
Ameli, Devrim Lideri’nin ve ailesinin sade yaşamına da değinerek, bu ahlaki duruşun otorite modelinin bir parçası olduğunu ifade etti.
Konuşmasını bitirirken ABD düşmanlığının tarihsel bir gerçeklik olduğunu hatırlatan Ameli, direniş yolunun aynı model ve kararlılıkla devam edeceğini, yeni liderlik döneminde de bu otoritenin korunacağını vurguladı.