Suudi Arabistan, 'denge' arayışını sürdürüyor

05 Mart 2026

Riyad yönetimi, İran'ın bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik hamlelerinin ardından çatışmaya dahil olma yönündeki dış baskılarla karşı karşıya.

YDH - Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, İran'ın bölgedeki ABD çıkarlarını hedef alan saldırılarına karşı sert bir diplomatik dil kullansa da Riyad yönetimi, söz konusu eylemlere karşılık vereceğine dair bir sinyal vermedi.

İranlı yetkililer, saldırıların yalnızca ABD üslerini ve çıkarlarını hedef aldığını, doğrudan Körfez ülkelerine yönelik olmadığını belirtiyor.

Buna karşın Suudi Arabistan, İsrail ve ABD kaynaklı, ülkeyi çatışmanın içine çekmeyi amaçlayan bir baskı süreciyle karşı karşıya kalmış durumda.

Bu süreçte İran'ın Aramco tesislerini hedef aldığı yönündeki iddialar, dezenformasyon faaliyetlerinin bir parçası olarak öne sürülüyor.

Suudi Arabistan çatışmanın risklerini değerlendiriyor

Suudi Arabistan, bu tür bir çatışmaya dahil olmanın getireceği riskleri önceden hesaplamak zorunda. En önemli çekince, böyle bir kararın Riyad'ı, Tahran'a yönelik saldırılar için Washington'a baskı yapan ve bölgedeki sorunların temel kaynağı olarak görülen İsrail ile aynı tarafta konumlandıracak olması.

Özellikle Gazze'deki olayların ardından Suudi toplumunda yükselen İsrail karşıtlığı göz önüne alındığında, Riyad'ın böyle bir pozisyonu alması zor görünüyor.

Aksine, Suudi Arabistan'ın çatışmaya dahil olması, İran'a değil, aksine Tahran'a yarayabilir. Öte yandan Yemen'deki Ensarullah hareketinin İran'a destek verme ihtimali, Suudi güvenlik stratejisindeki bir diğer kritik başlık.

Ensarullah henüz savaşa doğrudan katılmasa da, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik bir saldırıda yer alması durumunda, bu seçeneği değerlendireceklerine dair mesajlar veriyor.

Tahran petrol altyapısını hedef almadı

Körfez ülkeleri, kendi topraklarındaki ABD üslerinin İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasının, İran'a hukuki olarak karşılık verme hakkı tanıyacağının farkında.

Bölgedeki enerji tesislerine yönelik saldırılar ise bu riskin somut örneklerini oluşturuyor. Doğu Bölgesi'ndeki Ras Tanura limanında bulunan Aramco'ya ait bir petrol rafinerisi insansız hava araçlarının hedefi olmuştu.

Suudi Arabistan Petrol Bakanlığı, iki insansız hava aracına yönelik önleyici füze atışlarından düşen şarapnellerin tesiste yangına yol açtığını ve tesisin ihtiyati tedbir olarak kapatıldığını duyurdu.

Ayrıca, Riyad'daki Prens Sultan Hava Üssü yakınlarına da beş insansız hava aracı düştü. Fransa merkezli haber ajansı AFP'ye konuşan ve Suudi hükümetine yakın bir kaynak, bu saldırıların askeri bir yanıt gerektirebileceğini ve İran'ın petrol tesislerine saldırılarını sürdürmesi halinde Suudi Arabistan'ın da İran'ın petrol tesislerini hedef alacağını belirtti.

ABD merkezli CNN kanalının haberine göre Veliaht Prens Muhammed bin Selman, silahlı kuvvetlere gerektiğinde karşılık verme yetkisi verdi.

Bin Selman'ın, İran'ın ülkenin doğusunu ve başkent Riyad'ı hedef almasını "korkakça bir eylem" olarak nitelendirdiği belirtildi. Haberde, Suudi Arabistan'ın hava sahasını ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları için kullandığı yönündeki iddiaları reddettiği ve İran'ın bu durumu operasyon öncesinde bildiği vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, İran'ın Riyad büyükelçisi Ali Rıza Enayati'yi çağırarak Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci aracılığıyla İran'ın saldırılarını kınadı.

Ancak İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, ülkesinin petrol altyapısına yönelik saldırılardan sorumlu olmadığını ifade etti.

Revançi, Suudi yetkililerle konuyu görüştüklerini ve İran'ın askeri hedefleri arasında Suudi petrol tesislerinin bulunmadığını belirtti.

Bunun yanı sıra İsrail kanalı Kan, Suudi Arabistan'ın Tahran'ın ABD büyükelçiliğine yönelik saldırısının ardından İran'a "sembolik" bir saldırı yapmayı düşündüğünü öne sürdü.

İsrailli üst düzey bir yetkili, Riyad'ın kısa süre içinde İran içerisinde bir eylem gerçekleştireceğini iddia etti. Alman Bild gazetesi ise Suudi Arabistan'ın İran'ı yıllardır en tehlikeli düşmanı olarak gördüğünü, bu saldırılara verilecek bir yanıtın Muhammed bin Selman'ın liderliğini ve ulusal güvenliği sağlama kapasitesini kanıtlaması açısından önemli olduğunu yazdı.

Benzer bir atmosfer, sosyal medya üzerinden yürütülen dezenformasyon kampanyalarıyla da destekleniyor. Suudi Arabistan'daki "Kıdemli Alimler Heyeti" üyesi Şeyh Salih el-Fevzan'ı hedef alan sahte bir video, el-Fevzan'ın ABD ve İsrail yanında İran'a karşı savaşma çağrısı yaptığı iddiasını içeriyordu.

Videonun orijinalinde ise el-Fevzan'ın, Suudi Arabistan sınırlarında görevli askerlere yönelik bir mesajda "İslam'ı ve Müslümanları korumak adına yapılan çalışmaları" övdüğü görülüyor.