İran ile savaşın İsrail'e ekonomik maliyeti rekor seviyeye ulaştı

05 Mart 2026

İsrail ve ABD'nin İran'a karşı başlattığı haydutluk eylemi, mühimmat sarfiyatı ve hava savunma harcamaları açısından geçen yılki çatışmaları geride bıraktı.

YDH - Siyonist rejim ve ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü haydutluk eylemi, saldırı mühimmatlarının kullanımı açısından haziran ayındaki 12 Gün Savaşı'na kıyasla çok daha yüksek maliyetli bir tablo ortaya koyuyor.

İsrail ordusu tarafından paylaşılan verilere göre, salı akşamı itibarıyla ordu yaklaşık 4 bin mühimmat kullandı. Bu rakam, Haziran ayındaki operasyonun 12 gününün tamamında harcanan miktara tekabül ediyor. Mevcut harekatta İsrail uçaklarının bomba atma hızının geçen yaza göre üç kat daha yüksek olduğu kaydedildi.

İbranice yayın yapan The Marker portalının haberine göre İsrail Savaş Bakanlığı Müsteşarı emekli Tümgeneral Amir Baram, savunma sanayiinin önde gelen yüklenicileri olan Elbit, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI), Rafael ve Tomer şirketlerinin genel müdürleriyle bir araya geldi.

İran ile yakın gelecekte yeni bir çatışma dalgası beklentisiyle Haziran 2025'ten bu yana savunma ve saldırı mühimmatı üretimi zaten genişletilmişti.

Ancak Baram, sanayi liderleriyle yaptığı görüşmede mühimmat üretiminin mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarılması ihtiyacını ele aldı.

Hava savunma sistemlerinin bedeli iki milyar şekeli aştı

Saldırganlığın maliyet tablosunda en ağır kalemlerden birini hava savunma sistemlerine ait önleyici füzeler oluşturuyor.

Hava Kuvvetleri uçaklarının kullandığı bombaların her birinin maliyeti yaklaşık 20 bin dolarken, Arrow 2 veya Arrow 3 sistemlerine ait tek bir önleyici füzenin maliyeti yaklaşık 2,5 milyon doları buluyor.

Geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana İsrail'e fırlatılan 200'den fazla balistik füzenin önlenmesi için harcanan tutarın 1 milyar ile 2 milyar şekel arasında olduğu tahmin ediliyor.

Hava Kuvvetleri uçaklarının İran hedeflerine yönelik kullandığı mühimmatın maliyeti ise yüz milyonlarca şekel ek yük getiriyor.

Bu rakamlara insansız hava araçlarının (İHA) imha edilmesi için yapılan harcamalar da eklendiğinde, Savaş Bakanlığının yerli sanayiye verdiği yeni siparişler şirketler için yüz milyonlarca dolarlık ek gelir anlamına gelirken, kamu maliyesi üzerindeki baskıyı ağırlaştırıyor.

Uçaklardaki metal yorgunluğu ve pilotlardaki bitkinlik risk yaratıyor

Saldırganlığın ilk dört gününde uçaklarda meydana gelen fiziksel yıpranma, beklenmedik düzeyde yüksek bir maliyet kalemi olarak öne çıkıyor.

Hava Kuvvetleri, Haziran ayındaki harekatın tamamında 1500 sorti yaparken, mevcut operasyonun ilk dört gününde bu sayı 1600'e ulaştı.

Konuya vakıf kaynaklara göre son süreç, İsrail uçaklarının sadece kendi tanker uçaklarına değil, ABD'ye ait tanker uçaklarına da yakıt ikmali yapmasıyla önceki operasyonlardan ayrılıyor.

Yakıt ikmali kabiliyetinin artması İsrail uçaklarının daha uzun mesafeler kat etmesini ve daha sık sorti yapmasını sağlıyor.

Fakat bu durumun beraberinde getirdiği bir sorun var. Hava Kuvvetleri'nin hava üstünlüğünü hızla sağlaması, uçakların "kaliteli hedeflere" yönelmek için daha hızlı ve daha geniş alanlarda uçmasına imkan tanısa da uçaklardaki fiziksel yıpranma ve pilotlarda biriken yorgunluk endişe yaratıyor.

İran'ın düşük yoğunluklu saldırı stratejisi ekonomiyi felç ediyor

İran'ın İsrail'e yönelik füze fırlatma hızı geçen yıla göre daha düşük seyrediyor. Haziran ayında tek bir saldırıda 100 füze fırlatılabilirken, mevcut harekatta şimdiye kadarki en büyük yaylım ateşi 15 füze ile sınırlı kaldı.

Bu durumun temel sebebi olarak İsrail ve ABD uçaklarının İran'daki fırlatma rampalarına yönelik aralıksız saldırıları gösteriliyor.

Fakat fırlatılan füze sayısı azalsa da İran'ın "damlatma" olarak tabir edilen düşük yoğunluklu ve zamana yayılan saldırı stratejisi, İsrail ekonomisi üzerinde Haziran ayındakine benzer bir felç edici etki yaratıyor.

Eski Hava Savunma Komutanı emekli Tuğgeneral Ran Kohav, İran'ın stratejisinin Yemen'deki Ensarullah'ı anımsattığını belirterek, "Uzun bir süre boyunca birkaç günde bir tek bir füze fırlatmaya benziyorlar" dedi.

Kohav, erken uyarı politikasının sertleştirilmesinin halkta bir güvenlik hissi yaratsa da cephe gerisini daha fazla yıprattığını kaydetti. Salı gecesi Eylat ve kuzeydeki iki hedefe yönelik tehdit nedeniyle ülkenin yarısının 40 dakika boyunca sığınaklara girmesi, ekonomideki iş gücü kaybını ve toplumsal yorgunluğu tetikleyen unsurlar arasında gösteriliyor.

ABD'nin bölgesel öncelikleri İsrail üzerindeki yükü artırıyor

Katar'daki Patriot bataryalarına ait önleyici füze stoklarının tükenmek üzere olduğuna dair haberler, Körfez ülkelerinin hava saldırıları karşısındaki zorluklarını gündeme taşıdı. Bu durum İsrail'i de doğrudan etkiliyor.

Haziran 2025'teki savaşta ABD öncelikli olarak İsrail'in savunmasına odaklanırken, şu anda bölgedeki kendi birliklerinin ve Körfez'deki müttefiklerinin güvenliğini de öncelemek zorunda kalıyor.

Emekli Tuğgeneral Kohav, "Savunma her zaman kıt bir kaynaktır; daha fazla önleyicimizin olmasını tercih ederdim" diye konuştu.

Bloomberg'in aktardığına göre Amerikalılar, önleyici füzelerinin yüzde 25'ini kullanmış durumda.

ABD'nin kaynaklarını bölge geneline yayması nedeniyle İsrail savunma sistemleri, önceki savaşta Amerikan sistemlerinin sağladığı korumayı da ikame etmek zorunda kalıyor. Bu durum harekat uzadıkça İsrail için katlanarak artan ekonomik bir bedel anlamına geliyor.