
YDH- Beyaz Saray Sözcüsü Karolin Leavitt, İran’da 175 sivilin katledilmesiyle sonuçlanan hava saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, ABD’nin sorumluluğunu reddeden ifadeler kullandı.
Bir gazetecinin, 28 Şubat 2026 tarihinde İran’ın Minab şehrindeki kız ilkokuluna düzenlenen İsrail-Amerikan ortak bombardımanına dair yönelttiği soruya Leavitt, "Elimizdeki raporlara göre böyle bir bilgiye sahip değiliz" yanıtını verdi.
Washington’dan gelen bu muğlak açıklama, özellikle sosyal medya mecralarında büyük bir tepki ve öfke patlamasına neden oldu.
Saldırıda hayatını kaybeden kız çocuklarının ardından yas tutan kamuoyu, Beyaz Saray’ın kullandığı üslubu "sorumsuzluk" olarak nitelendirdi.
Çok sayıda Twitter kullanıcısı, ABD’nin sivil katliamlar sonrası rutinleşen "haberimiz yok, soruşturuyoruz" şeklindeki savunma mekanizmasını eleştirerek; "İranlı üst düzey yetkilileri cerrahi bir hassasiyetle hedef alanların, bir okulda yüzlerce kız öğrencinin bulunduğunu bilmemesi imkansızdır" yorumunda bulundu.
Kullanıcılar, Leavitt’in yanıt verme biçiminin İsrail hükümetinin kaçamak söylemleriyle olan benzerliğine de dikkat çekti.
Tepkiler, ABD’nin küresel ölçekteki askeri müdahale tarihine yönelik sert eleştirilerle derinleşti.
Dijital platformlardaki yorumlarda, Amerika’nın "sivilleri hedef almadığı" yönündeki iddiaları; yerli halkların soykırımı, Japonya’ya atılan atom bombaları, Irak, Somali ve Filistin’deki milyonlarca sivil kayıp hatırlatılarak "gezegenin duyduğu en büyük yalan" olarak tanımlandı.
Blog yazarları ise Batılı yetkililerin savunmalarını ironik bir dille eleştirdi. Bir blog yazarının, "Biz melekleriz! Bu füze yanlışlıkla kuzeye yöneldi... Gazze'de ve Japonya'da insanları öldüren İran'dı, biz Vietnam'da bile kimseye dokunmadık" şeklindeki alaycı ifadeleri, Washington’ın dezenformasyon stratejisine yönelik toplumsal güvensizliği gözler önüne serdi.