
YDH - Yargıç Andrew Napolitano'nun sunduğu "Judging Freedom" programına katılan emekli Albay Lawrence Wilkerson, programın başında gelişmekte olan bir habere değindi.
Beyaz Saray'ın, İç Güvenlik Bakanı Christy Gnome'un görevine son verdiğini ve yerine Oklahoma Senatörü Mark Wayne Mullen'ı aday göstereceğini duyurduğunu belirten Napolitano, gelişmenin programın hemen öncesinde yaşandığını ifade etti. Wilkerson, Mullen'ı yakından tanımadığını, ancak yaşanan bu değişikliğin yönetim kademesindeki hareketliliği yansıttığını kaydetti.
Wilkerson, programın ana gündem maddesi olan ABD ve İsrail'in İran ile yürüttüğü çatışmaya ilişkin değerlendirmelerinde, sürecin iddia edilenin aksine oldukça uzun ve karmaşık olduğunu ifade etti.
Siyasi söylemlerle askeri gerçeklik arasındaki uçuruma dikkat çeken Wilkerson, "Bu, yönetimin öngördüğü gibi tonlarca hava bombardımanını içeren kısa ve sonuç alıcı bir savaş değil. Tarih boyunca hiçbir hava bombardımanı, tek başına kesin bir sonuç sağlamamıştır" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'nun hedeflediği kaos ortamının veya ABD'nin arzusu olan rejim değişikliğinin mevcut çatışma dinamikleri içerisinde mümkün olmadığını belirten Wilkerson, "Bu çatışmanın doğası gereği, kısa süreceği yanılgısı çok tehlikeli. Çok sayıda insan ölecek veya yaralanacak, milyarlarca dolarlık ekipman boşa harcanacak. Şu an İsrail'in, özellikle Tel Aviv'in ciddi bir saldırı altında olduğunu görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Napolitano'nun, Pentagon'un bu duruma dair itirazlarını nasıl değerlendirdiği yönündeki sorusuna yanıt veren Wilkerson, Genelkurmay Başkanı General Kane'in bazı çekinceler ortaya koyduğunu belirtti.
Wilkerson, "Pentagon'daki mühimmat, özellikle hassas güdümlü mühimmat sıkıntısı birkaç haftadan uzun sürecek bir çatışma için yeterli değil. Ukrayna ve diğer müttefiklerin yanı sıra İsrail'in de bu mühimmatları yoğun kullanımı stokları alarm seviyesine getirdi" dedi.
Askeri birlikler içerisindeki ideolojik eğilimlere de değinen Wilkerson, bir astsubaydan aktardığı örnek üzerinden askeri briefinglerde dini söylemlerin kullanılmaya başlandığını vurguladı.
Wilkerson, "Komutanlar, birliklere bu operasyonların 'Tanrı'nın ilahi planının bir parçası' olduğunu, Başkan Trump'ın ise İsa tarafından Armageddon'u başlatmakla görevlendirildiğini söylüyor. Bu durum, anayasal bir ihlaldir ve askeri disiplin içerisinde oldukça tehlikeli bir eğilime işaret ediyor" şeklinde konuştu.
Bölgedeki operasyonel kayıplara dair bilgiler veren Wilkerson, ABD'nin stratejik bir tedarik gemisinin ve bir refakatçisinin isabet aldığını ve yandığını kaydetti.
"Bu gemiler şu an alevler içerisinde. ABD ordusu, bu hasarın ardından uçak gemisi görev grubunu İran kıyılarından 400-500 mil daha uzağa çekmek zorunda kaldı" diyen Wilkerson, İran'ın gelişmiş füzelerini çok daha seçici kullandığını belirtti.
Mevcut ABD medyasına da eleştiriler yönelten Wilkerson, "Ana akım medya bu çatışmayı derinlemesine incelemekten uzak. Geçmişte Sırbistan'daki gibi kartondan yapılmış sahte hedefleri vurup bunları başarılı operasyon olarak raporlayan bir zihniyetten bahsediyoruz. Medya da ne yazık ki bu gerçekleri yansıtmıyor" ifadelerini kullandı.
Napolitano'nun, "CIA Kürtleri silahlandırıp bir kara harekatı başlatmaya çalışırsa ne olur?" sorusunu yanıtlayan Wilkerson, bunun Kürtler için bir felaket olacağını vurguladı.
Bölgesel güç dengelerine dikkat çeken Wilkerson, "Kürtlerin liderliği bu konuda oldukça başarısız. Böyle bir harekat, hem Rusya ve Çin tarafından İran'a sağlanan saldırı helikopterleri hem de sınırın hemen arkasında hazır bekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birlikleri tarafından kuşatılmalarına neden olur" dedi.
İran Dışişleri Bakanı'nın ABD'nin kara harekatı ihtimaline karşı "Biz onları bekliyoruz" şeklindeki açıklamasını hatırlatan Wilkerson, "Bu, İran'ın hazır olduğu anlamına geliyor. ABD, İran topraklarına zamanında 100 bin kişilik bir kuvvet bile soksa, bu güç yutulur. Altı hafta içerisinde bu askerlerin hepsi ya yaralanır, ya esir düşer ya da ölür" diyerek sahadaki risklerin boyutunu vurguladı.
Wilkerson, sözlerini "Kongre'nin 50 milyar dolarlık ek ödenek çıkarması savaşa olan desteği gösterse de, sahadaki askeri gerçeklikler siyasetin çok ötesinde" diyerek tamamladı.