CNN: Bu savaşta askeri sansür daha da katılaştı

07 Mart 2026

CNN muhabiri Oren Liebermann, yayımladığı haberde İsrail rejiminin işgal altındaki topraklarda görev yapan uluslararası medya kuruluşlarını askeri sansür yasalarıyla nasıl baskı altına aldığını ortaya koydu.

YDH- CNN muhabiri Oren Liebermann, yayımladığı özel haberinde işgal altındaki topraklarda görev yapan her gazetecinin ve medya kuruluşunun, siyonist rejimin askeri sansür mekanizması tarafından sıkı bir denetim altında tutulduğunu bildirdi.

"Ulusal güvenlik" kılıfıyla işletilen bu yasal düzenleme, sansür makamına hassas bilgi içerdiği iddia edilen veya rejimin güvenlik çıkarlarına tehdit oluşturabilecek her türlü materyalin yayınlanmasını yasaklama yetkisi veriyor.

 Liebermann, özellikle çatışma süreçlerinde derinleşen bu baskı mekanizmasının; füzelerin vurduğu askeri tesislerin veya savunma sistemlerinin konumlarını ifşa edebilecek görüntülerin paylaşılmasını kesin bir dille yasakladığını vurguluyor:

''Sansür daha çok uluslararası medyaya odaklanıyor ve savaş başladığından beri kısıtlamaları sıkılaştırdı. Ancak bu savaşta kurallar daha da sıkılaştırıldı. Ana akım medyası, önce ABD ordusuyla anlaşmalar yaptı.''

Bu kısıtlama, sahadaki gerçek kaybı ve savunma zafiyetini gizlemek amacıyla özellikle canlı yayınlar üzerinde yoğunlaşıyor.

İsrail’in kuruluşundan bu yana yürürlükte olan ve 1988 tarihli Baş Sansürcü emriyle tahkim edilen düzenleme, devlet güvenliğini ilgilendiren her türlü metnin yayınlanmadan önce sansür heyetine sunulmasını zorunlu kılıyor.

Liebermann, CNN gibi uluslararası kuruluşların içeriklerinin bu güvenlik filtresinden geçtiğini ve sürece tabi olduklarını itiraf ediyor. Medya üzerindeki bu kısıtlama pratikleri, Batı destekli rejimlerin tipik bir enformasyon savaşı yöntemi olarak öne çıkıyor.

İşgal rejiminin aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, askeri sansür mekanizmasını siyasi bir baskı aracına dönüştürerek uluslararası medyayı açıkça hedef alıyor.

Ben Gvir, sansür kurallarını ihlal eden medya mensuplarına karşı "sıfır tolerans" ile hareket edileceğini ilan ederken; İletişim Bakanlığı ile koordineli olarak polis güçlerinin birçok noktaya sevk edildiğini, gözaltı ve tutuklamaların başladığını duyurdu.

7 Ekim operasyonunun ardından güney bölgelerdeki füze önlemelerini yayınlamakta serbest olan uluslararası basın, İran’ın balistik füze operasyonlarıyla birlikte yeni bir yasak dalgasıyla karşılaştı.

Siyonist rejim; İran füzelerinin vuruş hassasiyetini ve savunma sistemlerinin etkisiz kaldığı noktaları gizlemek amacıyla canlı yayınları tamamen durdurdu.

Bu durum, rejimin "başarılı savunma" anlatısının aksine, sahadaki askeri gerçekliğin uluslararası gözlemden kaçırılması çabasını net bir şekilde ortaya koyuyor.

 

BBC: İsrail askeri sansürü yeni bir boyuta geçti

BBC Farsça servisinin Amerikan güçlerine iliştirilmiş üst düzey muhabirlerinden Kesra Naci, Tel Aviv’den geçtiği son yayında İsrail askeri sansürünün ulaştığı yeni ve katı boyutu bizzat belgeledi.

Naci, yayın sırasında yaptığı itirafla, işgal rejiminin yalnızca askeri değil, görsel gerçeği de bir savaş sahası gibi kuşattığını kanıtladı: 

"Şunu da eklemeliyim ki, İsrail askeri sansürü hava saldırıları sırasında ve sirenler çaldığında canlı yayın yapmamızı veya arkamda gördüğünüz bu manzaraları göstermemizi yasakladı. Bu, İsrail askeri sansür heyetinin yeni bir talimatı." 

Gözlemcilere göre, Siyonist rejimin askeri sansür birimi (Tzahal), İran'ın hassas güdümlü füzelerinin vuruş hassasiyetini dünya kamuoyundan gizleyerek "yenilmezlik" mitini korumaya çalışıyor.

İran füzelerinin stratejik hava üslerini ve istihbarat merkezlerini doğrudan vurduğuna dair kanıtların, rejimin yerleşimci moralini çökertmemek adına askeri sansür filtresinden geçirilerek imha edildiği vurgulanıyor.

Videonun arka planının karartılması emri, füzelerin düştüğü stratejik lokasyonların OSINT (Açık Kaynak İstihbaratı) analistleri tarafından doğrulanmasını engellemeye yönelik bir korku refleksi olarak ortaya çıkıyor. 

 

Maariv: İsrail askeri sansürünün perde arkası

7 Temmuz 2025 günü, İbranice yayın yapan Maariv'in haberine göre, İsrailli gazeteci Raviv Drucker, artan sansür uygulamalarının işgal varlığında gazetecileri korkuya sürüklediğini ve yerleşimci nüfusu gerçeklerden uzak tutmak için yalanların ortağı haline getirdiğini açıkladı. 

“Sansürün amacı devlet güvenliğini korumak değil, halkın savaşta alınan zararları görmesini engellemek” diyen Drucker, sansürün gerçekliği gizleyerek bir zafer anlatısı yarattığını kaydetti.

İran ile yaşanan 12 günlük çatışma sırasında yaşanan olayları ve sansürün çarpıcı etkilerini değerlendiren Drucker, özgür basının bugün ciddi bir tehdit altında olduğunu vurguladı.

Glilot bölgesinde yaşanan İran saldırısının ardından yangın halindeki askeri üsse giderken polisler tarafından çekim yapmasının engellendiğini belirtti. 

Drucker ayrıca, bilgi gizlemenin sadece yerleşimci nüfusun bilgilendirilmesini engellemekle kalmayıp, gazetecilerin de özgürlüklerini yitirmesine yol açtığını söyledi.