ABD ve İsrail, İran'ı yanlış mı değerlendirdi?

08 Mart 2026

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı “beklenen çöküşü” getirmedi; İran halk desteği ve stratejik hazırlığıyla karşılık verdi.

YDH- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardındaki stratejiyi değerlendiren The Electronic Intifada, bunun “tanıdık bir fanteziye” dayandığını belirtti.

Habere göre, saldırının dayandığı temel varsayım, İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Ali Hamenei’yi öldürmek ve şok etkili bir bombardıman başlatmanın İran devletinin çöküşünü tetikleyeceği ya da halk ayaklanmasına yol açacağıydı. Ancak bu beklenti gerçekleşmedi.

Buna karşın, İran genelinde Şehit Ayetullah Hamenei için büyük yas gösterileri düzenlendi ve halk misilleme talep etti.

Ülke genelinde dolaşan videolarda, önde gelen İranlı yetkililerin verilerine göre ABD‑İsrail saldırılarında 1.200’den fazla kişinin hayatını kaybetmesine ve binlerce kişinin yaralanmasına rağmen halkın “silahlı kuvvetlere destek” sloganları attığı görülüyor.

Habere göre, Trump, savaşı ABD kamuoyunun desteği olmadan başlattı ve insani ve ekonomik maliyetler arttıkça muhalefetin daha da büyümesi bekleniyor.

Haberde, İran’a yönelik saldırısının özellikle sağ kesimde İsrail’in ABD politikası üzerindeki etkisine karşı eşi görülmemiş bir muhalefet yarattığı ve bunun aynı zamanda diğer politika unsurlarını da çözülmeye sürüklediği belirtildi.

Endonezya tepkisi ve uluslararası etkiler

Endonezya cuma günü Trump’ın “Barış Kurulu” olarak adlandırdığı girişimden çekildiğini açıkladı. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülkesinin, Trump’ın Gazze üzerindeki kontrolü sağlamak için planladığı “Uluslararası İstikrar Gücü”ne asker göndermesi bekleniyordu. Ancak savaş nedeniyle artan halk tepkisi Endonezyalı yetkilileri planlarını yeniden gözden geçirmeye zorluyor.

The Electronic Intifada, İran’ın uzun süreli bir savaş için ABD ve İsrail’den daha hazırlıklı göründüğünü belirtti.

Habere göre, İran’ın stratejik hedefi, saldırıyı başlatan ülkelere yüksek bir bedel ödetmek ve böylece gelecekteki saldırılara karşı caydırıcılık sağlamak. Ayrıca, uzun vadeli güvenlik için ABD ordusunu bölgeden tamamen çıkarmak da İran’ın stratejik amacı arasında yer alıyor.

İran’ın karşı saldırıları ve halk desteği

İran’ın Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik yeni füze ve insansız hava aracı saldırıları, ABD’nin askeri ve diplomatik varlığının bulunduğu ülkelere yöneldi.

Habere göre, İran’ın komşu ülkelere saldırmama sözü – yalnızca onların topraklarından saldırı gelirse – büyük bir taviz olarak görülmeyebilir. ABD hâlâ bu ülkelerde faaliyet yürütüyor ve İran, kritik erken askeri hedeflerini büyük ölçüde gerçekleştirmiş olabilir.

İran’ın saldırıları, bölgede ABD ve İsrail radar sistemlerinde ciddi hasara yol açtı. Uzmanlar, bu hasarın uzun menzilli radar sistemlerini etkilediğini ve İsrail ordusunun cuma günü vatandaşlarını bilgilendirme sürelerini olağanın “çok altında” tuttuğunu belirtiyor.

Habere göre, Ürdün başkenti Amman’da üç İran füze saldırısında sirenler cuma günü çalmadı ancak cumartesi günü yeniden çalıştı.

MIT Profesörü: ABD ve İsrail İran’ı hafife aldı

Massachusetts Institute of Technology/Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) profesörü Theodore Postol’a göre, ABD ve İsrail’in İran’ın yeteneklerini “hafife aldığı “görülüyor.

Postol, İran tarafından yayımlanan füze fırlatma videolarının, İran’ın geniş çöllerinde tespit edilemeyen gizli fırlatma alanlarına sahip olabileceğini ve bu durumun ABD ve İsrail’in mobil fırlatıcıları yok ettiği iddialarını geçersiz kıldığını belirtiyor.

Ayrıca, ABD ve İsrail’in füze savunma sistemlerinin iddia edildiği kadar “etkili olmadığı” ve mühimmat stoklarının “kritik derecede” düşük olduğu kaydedildi.

Habere göre, savaş İran lehine dönmesi durumunda, İsrail veya ABD’nin İran’a nükleer silah kullanabileceği “korkutucu bir ihtimal” olarak öne çıkıyor.

İran için bu durumun varoluşsal bir mücadele olduğunu belirten The Electronic Intifada’ya göre, yıllardır süren yaptırımlar, sabotajlar ve suikast girişimlerinin ardından Tahran, 1979 devriminden bu yana Washington ve müttefikleri tarafından yürütülen “rejim değişikliği” kampanyasının doruk noktasına ulaşıyor.

Trump rejimi, savaşın “henüz yeni başladığını” bildirirken, kara birliklerini de devreye sokma tehdidinde bulunuyor. Ancak National Intelligence Council’ın şubat sonunda tamamladığı gizli bir rapor, ABD’nin İran’a büyük çaplı bir saldırı düzenlemesi durumunda dahi İran’ın köklü askeri ve dini yapısını “deviremeyeceğini” ortaya koyuyor.