
YDH - Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği haydutluk eylemi, Cumhuriyetçi Parti içinde ve Trump'ın liderliğindeki MAGA (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketinde ciddi bir siyasi zafiyet yarattı.
Bloomberg'ün aktardığına göre, bu durum özellikle yaklaşan kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçiler için bir risk unsuru haline geldi. MAGA hareketi; ekonomik milliyetçilik, sıkı göç politikaları ve dış çatışmalardan kaçınma temelinde şekillenen, "Amerika Önce" (America First) ideolojisine dayalı, ancak iç dinamikleri bakımından oldukça heterojen bir yapı.
Saldırganlığın yarattığı bu bölünme, parti içindeki radikal popülistler ile geleneksel kanat arasındaki makası daha da açıyor.
Tucker Carlson, Megyn Kelly ve eski Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene gibi MAGA hareketinin önde gelen isimleri, Trump'ı seçim vaatlerine ihanet etmekle suçluyor.
Bloomberg'ün belirttiğine göre Trump, seçim kampanyası döneminde dünyadaki savaşları durduracağı, yeni çatışmalar başlatmayacağı ve ABD vatandaşlarını yurt dışındaki silahlı operasyonlara göndermeyeceği sözünü vermişti.
Radyo programında konuyu değerlendiren Kelly, "Hiç kimse yabancı bir devlet için ölmemeli" ifadesiyle tepkisini dile getirdi. Trump, operasyona yönelttiği eleştirilerin ardından Tucker Carlson'ı MAGA hareketinden dışladı.
Saldırganlığın "açık bir hata" olarak nitelendiren The American Conservative dergisi yayın yönetmeni Kurt Mills, Trump'a oy vermiş bir isim olarak dış politika tercihlerini sorguluyor. Daha önce Trump'ı defalarca eleştiren Kentucky Cumhuriyetçi Temsilcisi Thomas Massie de benzer bir görüşü paylaşıyor.
Cumhuriyetçi kanadın dış politikasına karşı şüpheci yaklaşan Massie, durumu şu sözlerle özetliyor:
"MAGA hareketi şu an bölünmüş durumda. Hareketin yarısının benimle, diğer yarısının ise başkanla birlikte hareket ettiğini düşünüyorum."
Trump'ın ekibi, İran ile yaşanan savaşın getirdiği tehlikenin farkında. Bloomberg ile özel görüşen ekip üyeleri, kasım ayında Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetme ihtimaline karşı endişelerini dile getirdi.
Ekip, MAGA figürlerinden gelen sert tepkilerin, Beyaz Saray'ın Cumhuriyetçi tabanın dışındaki seçmenlerle kuracağı iletişimi sınırlayabileceğini öngörüyor.
İran'a yönelik bu harekat, ekonominin güçleneceği beklentisiyle Trump'a oy veren seçmenleri de uzaklaştırıyor; zira seçmenler bu durumu ekonomik hedeflerin önüne çıkan bir engel olarak görüyor.
ABD'de benzin fiyatlarının Trump başkanlığındaki en yüksek seviyeye ulaşması ise seçmen tepkisini besleyen diğer bir unsur.
Bloomberg'ün analizine göre, üst düzey Amerikan yönetiminde de görüş ayrılıkları göze çarpıyor. Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Savaş Bakanı Pete Hegseth, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Trump'ın kendisi, İran'a yönelik saldırılar hakkında birbiriyle uyumsuz açıklamalar yaptı.
The Atlantic'in haberine göre J.D. Vance, Washington'ın resmi politikasından farklı bir görüşe sahip olsa da kamuoyu önünde bu çizgiyi desteklemek durumunda kalıyor.
Ayrıca, Marco Rubio'nun Amerikan yönetiminin İsrail'in planlarından haberdar olduğu ve endişeler nedeniyle bu planlara dahil olduğu yönündeki sözleri, MAGA tabanında tepkiyle karşılandı. Rubio, gelen tepkiler üzerine bu ifadelerinden geri adım attı.
Parti içi bölünmenin boyutları konusunda anket verileri farklı sonuçlar ortaya koyuyor. 28 Şubat ile 1 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen bir CNN araştırması, Cumhuriyetçilerin yüzde 77'sinin İran'a yönelik operasyonu onayladığını gösterdi.
Buna karşılık, aynı dönemde Reuters tarafından yürütülen anket, saldırılara verilen desteğin yüzde 55 seviyesinde kaldığını ortaya koydu.