
YDH- İsrail basının önde gelen gazetelerinden Yediot Ahronot'ta dün yayımlanan Ron Ben Yishai imzalı analize göre, İsrail ordusunun tüm istihbarat ve hava gücünü İran senaryolarına harcaması, Lübnan sınırında 'geri dönülemez bir güvenlik boşluğu' yarattı.
İsrail’in "ileri savunma hattı" kurma iddiasıyla Lübnan içine işgal askeri yığması, taktiksel bir felakete dönüşürken İsrail medyasında yer alan askeri analizler, ordunun kuzey cephesinde Hizbullah karşısında giderek daha başarısız olduğunu ve ağır kayıplar verdiğini ortaya koyuyor.
Özellikle kara birliklerinin Lübnan toprakları içine sürülmesi, askerleri tanksavar füzeleri için açık hedef haline getirirken, komuta kademesi bu durumu tersine çevirecek kaynak bulmakta zorlanıyor.
İsrail’in ''temizlendiğini'' iddia ettiği Litani bölgesinde Hizbullah güçleri yeniden hakimiyet kurmuş durumda.
İstihbarat kaynaklarının İran operasyonlarına kaydırılması, Güney Lübnan’daki hareketliliğin takibinde büyük bir körlük yarattı.
Hizbullah’ın elit birimi Rıdvan Gücü, küçük tanksavar timlerini Litani’nin güneyine sızdırarak İsrail’in cephe gerisini ve lojistik hatlarını doğrudan vurmaya başladı.
İsrailli uzmana göre İsrail, ''İran’daki çatışmalardan uçak ve İHA çekmediği sürece bu sızmaları durdurma yeteneğine sahip değil''.
Litani’nin kuzeyindeki "Bader" bölgesinde konuşlanan Hizbullah unsurları, kendilerine yaklaşan İsrail birliklerini kısa menzilli silahlar ve havan toplarıyla kıskaca alıyor.
İsrail ordusunun sahadaki fiziksel hareketleri ve yaydığı elektronik sinyaller, Rıdvan Gücü tarafından kolayca tespit ediliyor.
Bu durum, İsrail’in teknolojik üstünlüğünün sahadaki gerilla taktikleri karşısında nasıl etkisiz kaldığını gösteriyor.
İsrail ordusu, Hizbullah’ın kapasitesinin %20’ye düştüğünü iddia etse de, sahadaki gerçekler bu söylemi yalanlıyor.
Örgütün elindeki 25 bin füze, yüzlerce isabetli roket ve imha edilemeyen binlerce tanksavar füzesi, İsrail’in enerji platformlarından derinlikteki şehirlerine kadar her noktayı tehdit etmeye devam ediyor.
Özellikle İran'ın yapımı Elmas füzesinin -ki bu mühimmatın İsrail menşeli Spike füzelerinin tersine mühendislik yöntemiyle geliştirildiği biliniyor- hassas vuruş yeteneği, İsrail askerleri için sahayı bir ölüm tuzağına dönüştürüyor.
İşgal ordusu, bugün gelinen noktada üç farklı koldan direniş görmesine rağmen etkili bir yanıt geliştiremiyor.
Bir yandan İran’a odaklanan Hava Kuvvetleri, diğer yandan Lübnan’daki kara birliklerine destek verme zorunluluğu arasında sıkışmış durumda.
Sahadaki askerlerin duman maskeleriyle gizlenmeye çalışması veya küçük birimler halinde hareket etmesi de Hizbullah’ın gelişmiş gözetleme ağını aşmaya yetmiyor.
Hizbullah’ın füze sistemlerinin büyük oranda engellendiği iddia edilse de, tanksavar füzeleri ve kısa menzilli vuruşlar karşısında İsrail ordusunun bir çözümü bulunmuyor.
İsrail için "kara manevrası" bir seçenek olarak masada dursa da, İran cephesindeki belirsizlik ve ordunun kaynak yetersizliği bu hamleyi imkansız kılıyor.
Askeri analistlere göre, İsrail işgal ejimi, şimdi ya İran'daki saldırgan hedeflerinden feragat edip 'kuzeyi koruyacak' ya da Lübnan’da giderek artan kayıplara razı olacak.