
YDH - Hizbullah'ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa Bloku milletvekili Muhammed Raad, dün yaptığı açıklamada, direnişin her türlü İsrail saldırganlığına karşı eldeki tüm imkanlarla karşılık vermekten tereddüt etmeyeceğini vurguladı.
İşgal güçlerine karşı gerçek caydırıcılığın ancak direniş ve kararlılıkla sağlanabileceğini belirten Raad, Lübnan'ın bazılarının iddia ettiği gibi barış ile savaş arasında değil, iki seçenek arasında olduğunu ifade etti.
Raad bu seçenekleri "saldırganlığa karşı koymak" veya "işgalcinin Lübnan devletine dayatmak istediği şartlara teslim olmak" şeklinde tanımladı.
Hizbullah'ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa Bloku milletvekili Muhammed Raad, direnişin ulusal birlik ve toplumsal barış konusundaki hassasiyetini dile getirirken, Lübnan'ın egemenliğini ve topraklarını savunma hakkına sahip çıktıklarını kaydetti.
Raad, direnişin hedefinin açık olduğunu belirterek; işgalcinin Lübnan topraklarından çıkarılması, hava, deniz ve kara ihlallerinin durdurulması, esirlerin kurtarılması ve halkın köylerine dönerek buraları yeniden imar etmesinin temel amaçları olduğunu söyledi.
Muhammed Raad, direnişin, bir Amerikan başkanlık elçisinin arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakerelerin ardından Lübnan devletinin 2024 yılında imzaladığı anlaşma uyarınca bir yıl beş ay boyunca ateşkese bağlı kaldığını hatırlattı.
Fakat Raad, İsrail'in bu anlaşmaya uymadığını, Lübnan'a yönelik ihlal ve saldırılarını sürdürdüğünü belirtti. İsrail'in, direnişin anlaşmaya olan bağlılığını istismar ederek sınır köylerinde öldürme, yıkım ve tahrip faaliyetleri yürüttüğünü ifade eden Raad, işgal güçlerinin bazı köylerin içine ilerleyerek evleri ve dükkanları yıktığını, tarımsal hayata büyük zarar verdiğini bildirdi.
İsrail'in işgal altındaki Filistin sınırına bitişik ön hatta, Lübnan toprakları içerisinde yedi yeni mevzi kurduğuna dikkat çeken Raad, bu ihlallerin hava, kara ve deniz saldırılarıyla devam ettiğini kaydetti.
Başkent Beyrut dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgeleri üzerinde insansız hava araçlarının uçuşlarını sürdürdüğünü belirten Raad, bu durumun Lübnan egemenliğinin açık bir ihlali olduğunu vurguladı.
Lübnan hükümetinin İsrail saldırılarını durdurma veya ihlallere karşı baskı kurma konusundaki yetersizliğini eleştiren Muhammed Raad, direnişin silahsızlandırılması tartışmalarının saldırıları durdurmadığını, aksine düşmanı daha fazla talep ve bahaneye teşvik ettiğini ifade etti.
İsrail'in yaklaşık yüz bin yedek askeri göreve çağırma kararının Lübnan'a yönelik muhtemel bir saldırı hazırlığının göstergesi olduğunu belirten Raad, müzakere süreci devam etmesine rağmen mart ayı başında Tahran'ı hedef alan hava saldırılarının, Lübnan'da yeni bir gerilim aşamasına geçilmeden önce İran İslam Cumhuriyeti liderliğini hedef alma ve rejimi sarsma çabası olduğunu dile getirdi.
Raad, direnişin İsrail'e yönelik roket saldırılarının, üst düzey bir komutan ve Şii bir merciin suikasta kurban gitmesinin ardından geldiğini belirtti.
Bu adımın, Lübnan halkının ve direnişçilerin devam eden İsrail saldırganlığına karşı sabrının tükendiğine dair bir işaret olduğunu söyleyen Raad, bunun aynı zamanda Lübnan'a yönelik geniş çaplı bir saldırı planına karşı bir uyarı niteliği taşıdığını vurguladı.
İsrail yaklaşık bir haftadır Lübnan'ın farklı bölgelerine yönelik saldırılarını sürdürürken, bu harekat yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaralanmasına ve yerleşim yerlerinde ağır yıkıma neden oldu.