Amerikalı emekli albay Wilkerson: Netanyahu nükleer silah kullanmaya hazır

11 Mart 2026

ABD Dışişleri eski Bakanı Colin Powell'ın özel kalem müdürü emekli Albay Lawrence Wilkerson, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik haydutluk eylemine tepki göstererek, yaşananları "modern tarihin en ağır savaş suçları" olarak nitelendirdi.

YDH - ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ile birlikte İran'a karşı başlattığı savaşın hedefleri ve süresi konusunda birbiriyle çelişen açıklamalar yapması, bölgesel çatışmanın küresel bir krize dönüşme riskini artırıyor.

ABD Ordusu'ndan emekli Albay ve eski Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın özel kalem müdürü Lawrence Wilkerson, Democracy Now! portalına verdiği mülakatta, ABD ve İsrail'in İran'da kasıtlı olarak "savaş suçları" işlediğini vurguladı.

Wilkerson, "Sivilleri acımasızca bombaladık. Bir okulu bombaladık. Bir hastaneyi bombaladık" diyerek, Batı medyasının İsrail'deki hasarın boyutlarını ve İran'ın savunma başarısını gizlediğini belirtti.

Savaşın stratejik derinliğini analiz eden Wilkerson, "Bu, ayakları yere basan uzun bir savaş. Trump bunu tamamen yanlış yorumladı" değerlendirmesinde bulundu.

Wilkerson'a göre durumu doğru okuyan tek isim olan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, işler kontrolden çıkarsa nükleer silaha başvurmaya hazır. Wilkerson, "Netanyahu'nun, durum şu an göründüğü kadar kötüleşirse nükleer silah kullanmaya hazır olduğunu düşünüyorum. Çünkü İran henüz en gelişmiş füzelerini ateşlemeye başlamadı bile" uyarısını yaptı.

"Hitler'den bu yana en büyük savaş suçları işleniyor"

Programın sunucusu Amy Goodman, ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının 11. gününe girdiğini hatırlatarak sahadaki durumu aktardı.

El-Cezire'nin haberine göre Tahran sakinleri, savaşın en şiddetli bombardımanlarından birini yaşadı ve Risalat Meydanı yakınlarında en az 40 kişi hayatını kaybetti. Lübnan'da ise İsrail saldırıları sonucu ölü sayısı 500'e yaklaşırken, yaklaşık 700 bin kişi yerinden edildi.

İran'ın ise Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) stratejik tesislere insansız hava araçlarıyla yanıt verdiği, Bahreyn'de bir füzenin yerleşim yerine isabet etmesi sonucu can kayıplarının yaşandığı bildirildi.

Wilkerson, Cenevre'deki diplomatik temaslar sürerken düzenlenen ve İran'ın dini liderinin hedef alındığı saldırıları "uluslararası hukukun ve insani nezaketin ihlali" olarak tanımladı. George W. Bush ve Dick Cheney döneminde de savaş suçlarına tanıklık ettiğini hatırlatan Wilkerson, mevcut durumu şu sözlerle eleştirdi:

"Bu yönetim, son birkaç gün içinde Adolf Hitler'den bu yana herhangi bir ülkenin işlediğinden daha fazla savaş suçu işledi. Bu, tüm bu sürecin inanılmaz bir mahkumiyetidir."

Wilkerson, hedef alınan tesislerin askeri noktalardan ziyade siviller ve petrol kapasitesi olduğunu, bunun 10 milyondan fazla insanı zehirli bir kirlilikle baş başa bıraktığını ifade etti.

"Trump bu savaşta da korkup geri çekilecek"

Trump'ın savaşın durumuna dair çelişkili mesajları Washington'daki kafa karışıklığını gözler önüne seriyor. Trump, CBS News'e yaptığı açıklamada "Savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum" derken, kısa süre sonra Florida'da Cumhuriyetçilere hitaben "Yeterince kazanmadık" ifadelerini kullandı. ABC muhabiri Selina Wang'ın bu çelişkiyi sorması üzerine Trump, her iki ifadenin de doğru olduğunu savunarak İran'ın deniz, hava ve radar kapasitesinin yok edildiğini ifade etti.

Buna karşın Wilkerson, Trump'ın ve güvenlik ekibinin savaşın doğasını tamamen yanlış anladığını belirtti.

İran'ın Batı Avrupa kadar geniş bir coğrafyaya, 93 milyonluk bir nüfusa ve Büyük İskender'i bile zorlayan bir arazi yapısına sahip olduğunu vurgulayan Wilkerson, "Trump aslında oraya kara gücü yerleştirmekten bahsediyor. Herhangi bir zafer iddiasında bulunabilmesinin tek yolu bu. Ancak bu, imparatorluğun Levant ve Ortadoğu'daki varlığının sonu olacaktır. Çünkü bunu ekonomik veya fiziksel olarak sürdüremeyiz. Elimizde bunu yapacak asker veya deniz piyadesi yok" dedi.

Wilkerson, Haaretz gazetesinde çıkan bir köşe yazısına atıfta bulunarak, Trump'ın sadece "korkup geri çekilmeyeceğini", aynı zamanda yenilgiye uğrayacağını kaydetti.

"İmparatorluğun Ortadoğu'dan çekilme süreci başladı"

Juan González'in ABD'nin bölgedeki askeri altyapısına verilen hasara ilişkin sorusu üzerine Wilkerson, Amerikan imparatorluğunun Ortadoğu'dan geri çekilmesinin ilk adımlarına tanıklık edildiğini belirtti.

Wilkerson, "Bölgedeki varlığımızı sürdürebileceğimizi sanmıyorum, özellikle de önemli kayıplar vermeye devam edersek. Kamuoyuna açıklanandan çok daha fazla kayıp veriyoruz. Medya bu konuda bilgilendirilmiyor" dedi.

Almanya'daki Landstuhl Hastanesi'nin sivil hizmetleri durdurarak çok sayıda yaralıyı kabul etmeye hazırlandığını, Walter Reed Hastanesi'nde de benzer hazırlıkların yapıldığını aktardı.

Askeri kayıpların teknik boyutuna değinen Wilkerson, Bahreyn'deki milyarlarca dolarlık radar ve ekipmanın imha edildiğini, dikey füze yükleme vinçlerinin devre dışı kalması nedeniyle gemilerin mühimmat yüklemek için Diego Garcia'ya kadar gitmek zorunda kaldığını söyledi.

Suudi Arabistan, Katar ve BAE'deki muharebe kapasitesinin büyük ölçüde felç edildiğini belirten emekli Albay, "Kuveyt'teki lojistik tesislerimizin hala işler durumda olduğundan emin değilim. İran'a nasıl asker sokacaksınız? Gelen gemileri batıracaklar" diye konuştu.

"İsrail'deki yıkım Amerikan halkından gizleniyor"

İran'ın balistik füze kapasitesinin ciddi bir hasar almadığını savunan Wilkerson, İsrail üzerindeki medya karartmasının Amerikan halkının gerçekleri görmesini engellediğini belirtti.

Hayfa Limanı'nın, Yemenlilerin Eilat'ta yaptığına benzer şekilde hedef alındığını ve devre dışı bırakıldığını ifade eden Wilkerson, Hüthilerin tam kapasiteyle harekete geçmesi durumunda dünya ticaretinin yüzde 60'ının geçtiği Babülmendep Boğazı'nın kapanacağını hatırlattı.

İsrail'deki askeri sansürün boyutlarına dikkat çeken Wilkerson, CNN muhabiri Oren Liebermann'ın paylaştığı bilgilere atıfta bulunarak, İsrail'deki her muhabirin ulusal güvenlik gerekçesiyle askeri sansürün denetiminde olduğunu söyledi.

"Amerikan ana akım medyasının Amerikan halkına söylediği yalanlar iğrençtir" diyen Wilkerson, halkın bu savaşın ne kadar akılsızca ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu yargılama imkanından mahrum bırakıldığını vurguladı.

"Anayasanın ve uluslararası hukukun açık ihlali"

Wilkerson, bu savaşın Trump başkanlığının sonunu getirebileceğini öngörüyor. Baskı arttığında ve kayıplar gizlenemez hale geldiğinde halkın "Neden bize yalan söylediniz? Neden bu seçilmiş savaşı başlattınız? İran'ın ABD için hiçbir tehdidi yoktu" sorularını soracağını belirtti.

2003 Irak Savaşı'na paralel olarak, mevcut durumun da ABD Anayasası'nın ve savaş yetkilerinin tamamen ihlali olduğunu savunan Wilkerson, "Kofi Annan'ın 2003 Irak Savaşı için söylediği gibi, bu yasa dışı bir savaştır" dedi.

Netanyahu'nun kabinesindeki aşırı sağcı isimlerle yaptığı görüşmelerin tercümesine ulaştığını belirten Wilkerson, İsrail Başbakanı'nın "Eğer işler kötüye giderse, İranlılara daha önce hiç görmedikleri bir şeyi göstermeye hazırım" dediğini aktardı.

Bunun nükleer bir silah anlamına geldiğini belirten Wilkerson, 1973 savaşında Golda Meir'in de benzer bir kararlılık sergilediğini hatırlattı:

"1973'te Golda Meir, bir BBC muhabirine nükleer silah kullanıp kullanmayacağı sorulduğunda hiç tereddüt etmeden 'Evet' demişti. Bugün muhtemelen çok daha tehlikeli bir noktada, yine o kavşaktayız."

"Irak'taki leke bugün yaşananların yanında hafif kalır"

Amy Goodman'ın, Colin Powell'ın 2003'te Birleşmiş Milletler'de (BM) verdiği ve sonradan "kariyerindeki bir leke" olarak tanımladığı konuşma ile bugün arasında bir paralellik olup olmadığı sorusuna Wilkerson şu yanıtı verdi:

"Bir paralellik kurabilirim ama bugünkü durum çok daha büyük bir trajedi ve rezalet. O dönemde işkence benim ve nihayetinde Colin Powell'ın sabrını taşıran son damlaydı. Çünkü sadece gereksiz bir savaşa değil, ülke tarihinde ilk kez işkenceyi kamu politikası haline getiren bir başkana imza atmıştık. Bugünkü durum ise bunun çok daha ötesinde."

Wilkerson, Trump'ın ilk döneminden bu yana inşa edilen bu sürecin, geçmişte yapılan hataları gölgede bıraktığını ve Amerikan cumhuriyetinin geleceği konusunda kendisini derin bir endişeye sevk ettiğini belirterek sözlerini tamamladı.