
YDH - Siyasi bilimci ve üniversite öğretim üyesi Hamidrıza Mukaddemfer, İran'ın mevcut askeri ve siyasi durumuna ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, düşmanın son sekiz ayda üç aşamalı bir yenilgi serüveni yaşadığını belirtti.
Tesnim ajansının aktardığına göre Mukaddemfer; Batı'nın önce 12 günlük savaşta, ardından sokak darbesi ve hibrit savaş girişiminde, son olarak da "dayatma diplomasisi" cephesinde başarısız olduğunu ifade etti.
Mukaddemfer, düşman güçlerin iç baskılara dayanarak müzakere masasında kendi şartlarını dikte etmeye çalıştığını ancak Rehber'in akılcı liderliği ve kırmızı çizgilerden taviz verilmemesi sayesinde bu stratejinin çöktüğünü vurguladı.
Stratejik analiz uzmanı, düşmanın Benyamin Netanyahu'nun baskısıyla yeni bir "hesap hatasına" düştüğünü, bu durumun Donald Trump ve İsrail rejimi için daha fazla çaresizlikten başka bir sonuç doğurmayacağını kaydetti.
Düşmanın "liderlik", "halk" ve "silahlı kuvvetler" olmak üzere üç temel unsurun analizinde stratejik bir çöküş yaşadığını dile getiren Mukaddemfer, Trump'ın beklentisinin aksine Rehber'in şehadetinin bir dağılmaya yol açmadığını bildirdi.
Mukaddemfer, aksine halkın meydanlardaki milyonluk duruşunun ve silahlı kuvvetlerin kararlılığının düşmanın savunma ve füze hesaplarını altüst ettiğini belirtti.
Suikast sonrası temel senaryonun bir güç boşluğu yaratmak ve liyakatli bir halefin seçilmesini engellemek olduğunu ifade eden Mukaddemfer, Trump'ın seçim sürecine müdahale etme ve halef adaylarını suikastla tehdit etme girişimlerini "küstahlık" olarak nitelendirdi.
Bu doğrudan müdahalenin, "sokak darbesi" planlarının tam bir tıkanmaya girmesinin ve sistemin sağlam yapısı karşısında duyulan acziyetin göstergesi olduğunu ekledi.
Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei'nin yeni lider olarak seçilmesini düşman senaryolarının gövdesine indirilen bir "nihai darbe" olarak tanımlayan Mukaddemfer, bu gelişmenin askeri sahadaki başarılardan daha ağır bir yenilgi olduğunu vurguladı.
Mukaddemfer, "Düşman, Rehber'e suikast düzenleyerek 'baş düşmanını' yok etmeyi hedefliyordu; ancak otuz yıldır sömürgeci medya organlarının hedefinde olan bir ismin iktidara gelmesiyle şoke oldu" dedi.
Seçimin "veraset" iddialarının aksine fıkhi ve irfani yetkinlikler ile tavizsiz emperyalizm karşıtı duruş esas alınarak yapıldığını belirten Mukaddemfer, Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei'nin "İmam Hamenei ekolünün genç, vakur ve zamanın gerekliliklerine hakim bir versiyonu" olduğunu ve tüm nüfuz planlarını iptal ettiğini ifade etti.
Uzman Mukaddemfer, Trump'ın mevcut durumda medya şovları ve sosyal medya paylaşımlarıyla gerçekleri çarpıtmaya çalışan bir "kuklaya" dönüştüğünü ifade etti.
Trump'ın "İran'ın askeri gücünün yüzde 80'ini yok ettik" iddiasına değinen Mukaddemfer, yeni nesil füzelerin işgal altındaki toprakların derinliklerine ve ABD üslerine isabet etmesinin bu iddiaların yalan olduğunu kanıtladığını belirtti.
Savaşın ilk günlerinde hava sahasının kırılgan olduğu yönündeki algının aksine bugün dengenin tamamen değiştiğini kaydeden Mukaddemfer, "Düşmanın radar sistemlerini imha ederek onların semalarını savunmasız bıraktık. İran'ın 'yüzde 100 hedefe ulaşma' stratejisi, istikbar cephesi için tam bir askeri tıkanma anlamına geliyor" diye konuştu.
İran'ın füze stoklarının tükendiği yönündeki iddiaların saha gerçekleriyle 180 derece ters düştüğünü belirten Mukaddemfer, İran'ın bir tondan fazla harp başlığı taşıyan yeni füzeleri devreye aldığını bildirdi.
Bölgesel düzeyde de Direniş Cephesi'nin öngörülerin ötesinde hareket ettiğini; Hizbullah'ın radar ve uydu merkezlerini felç ettiğini, Irak ve Yemen'deki güçlerin ise ABD üslerini ve Kızıldeniz'i güvensiz hale getirerek düşmanı köşeye sıkıştırdığını kaydetti.
Mukaddemfer, düşmanın altyapıya yönelik saldırılarının, İran'ın nüfuz edilemez füze gücü karşısında yaşadıkları kontrol kaybının bir işareti olduğunu vurguladı.
Ayrıca, Fars Körfezi'ndeki enerji ve ulaşım hatlarının tıkanmasının ABD'de benzin fiyatlarını beş katına çıkardığını ve küresel borsaları sarstığını belirterek, "Düşman şimdi bu öz kaynaklı çıkmazdan 'onurlu bir çıkış' yolu arıyor" dedi.
İran'ın ön koşulsuz bir ateşkesi kabul etmeyeceğini ifade eden Mukaddemfer, nihai kararın bölgedeki ABD üslerinin tasfiyesi ve saldırganlığın önlenmesine yönelik kesin garantiler çerçevesinde sistemin stratejistleri tarafından verileceğini bildirdi.