
YHD- İsrail medyasında yer alan ve konuya yakın kaynaklara dayandırılan haberlere göre, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran'daki "savaşın sonrası dönemi" için bir plan üzerinde çalışıyor. Bu planın, nihayetinde "Tahran'da siyasi değişime yol açabilecek koşulları" yaratmayı hedeflediği belirtiliyor.
“Halk destekli” operasyon mu, yeni bir müdahale modeli mi?
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Israel Hayom tarafından yayınlanan bir habere göre, Washington ve Tel Aviv'deki yetkililer, savaşın sona ermesinin ardından İran'da yönetimi değiştirecek bir iç isyan ortaya çıkması halinde, "İran halkını desteklemek üzere" tasarlanmış bir çerçeveyi ele alıyor.
Görüşmelere aşina bir kaynak, stratejinin, dışarıdan askeri müdahaleyle bir liderlik değişimi dayatmak yerine, bizzat İranlılar tarafından yürütülecek "iç siyasi değişimi kolaylaştırmaya" odaklanacağını söyledi.
Haberde, planın, savaşın ardından protestolar veya siyasi hareketlenmeler yaşanması durumunda İran halkına "acil destek" sağlamayı amaçlayan kamuya açık unsurlar içerdiği, ancak operasyonel yönlerine ilişkin ayrıntıların açıklanmadığı belirtildi.
Değişim senaryosu: İç baskı ve dışlanan kesimler
Haberde kaynak gösterilen kişilere göre, öngörülen senaryo, ABD veya İsrail güçlerinin doğrudan müdahalesinden öte, öncelikli olarak "İran toplumundaki iç baskıya" dayanıyor.
Görüşmelere dahil olan yetkililerin, "İran'da gelecekteki herhangi bir liderliğin, Kürtler veya Azeriler gibi etnik azınlık gruplarından ziyade, İran toplumunun ana akım unsurları arasından çıkması gerektiğine" inandıkları aktarılıyor.
Bu ifade, ABD ve İsrail'in İran'ın gelecekteki siyasi yapısına dair “etnik temelli bir tercih” ortaya koyduğunu gösteriyor. "İran halkının iradesi" vurgusuyla çelişen bu yaklaşım, azınlık gruplarını dışlayan bir siyasi modeli işaret ediyor.
Haber, Washington ve Tel Aviv'deki politika yapıcıların, "savaş sonrası olası herhangi bir siyasi dönüşümde İran halkını ana aktör olarak gördüklerine" işaret etti.
Liderlerden İran halkına çağrı
ABD ve İsrail liderlerinin kamuoyuna yaptığı açıklamalar da çatışma sırasında benzer temaları yansıttı.
Savaşın ilk gününde ABD Başkanı Donald Trump, İranlı sivillere askeri operasyonların ilk aşamasında evlerinde kalmaları çağrısında bulunarak, sokakların saldırıların boyutu nedeniyle “güvensiz” olacağını söylemişti.
Trump o dönemde, "Evlerinizde barının. İçeride kalın. Dışarısı çok tehlikeli" demiş ve İranlıların eninde sonunda "hükümetlerinin kontrolünü ele alabileceklerini" iddia etmişti.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da “İran'daki siyasi değişimin nihayetinde İran halkının kendi eylemlerine bağlı olacağını” ima etti. Netanyahu İranlılara hitaben yaptığı açıklamada, "Gerçeğin anı yaklaşıyor. Amacımız İran'ı bölmek değil, onu zulümden kurtarmaktır" ifadelerini kullandı.
Belirsizlikler ve çelişkiler: Ne zaman bitecek, ne olacak?
Planlamaya ilişkin haberlere rağmen, İsrailli yetkililer “savaşın İran hükümetinin çöküşüne yol açacağına dair bir garantinin olmadığın”ı ifade ediyor.
Görüşmelere aşina kaynaklar, İran'da yaşanabilecek "büyük bir siyasi değişimin", askeri operasyonların hemen ardından değil, çatışmaların sona ermesinden haftalar hatta aylar sonra gerçekleşebileceğini ileri sürdü.
Aynı zamanda, haberde atıfta bulunulan yetkililer, askeri harekatın kendisinin başlangıçta "beklenenden daha erken" sonuçlanabileceğini söyledi.
ABD'li yetkililerin ilk değerlendirmeleri savaşın dört ila beş hafta sürebileceğini öne sürerken, daha güncel tahminler, "askeri hedeflerine ulaşmaları halinde" ABD ve İsrail'in saldırılarını daha erken durdurabileceğine işaret ediyor.
Şimdilik, savaş sonrası planlamaya ilişkin bu haberler, Washington ve Tel Aviv'de savaşın askeri aşaması sona erdiğinde “İran'daki olası siyasi sonuçlara hazırlanmaya yönelik artan çabaları” yansıtıyor.