
YDH- Küresel istihbarat kuruluşu Stratfor'un "Worldview" platformunda yayımlanan analize göre, İran'a yönelik savaşın Bahreyn'de "mezhepsel gerilimleri alevlendirme" ve enerji ile alüminyum ihracatındaki aksamalar nedeniyle ülke ekonomisini daha da zorlama riski bulunuyor.
Analizde, diğer Körfez ülkelerinin Bahreyn'i istikrara kavuşturmak için "güvenlik ve ekonomik müdahalede" bulunabileceği, ancak olası bir mali yardım paketinin "daha fazla mali konsolidasyon çabası" koşuluna bağlanabileceği belirtiliyor.
Ayetullah Hamenei'nin şehadeti ve Bahreyn sokakları
Rapora göre, ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırılar sırasında İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin 28 Şubat'ta şehit edilmesinin ardından Bahreyn'de başlayan iç protestolar sonrasında yetkililer, "göstericilere ve hükümet eleştirmenlerine yönelik baskılarını" artırdı.
Ülkede “nadir görülen” sivil huzursuzluk örneklerinden biri olarak nitelendirilen protestolara, Bahreyn nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Şii kesimden "en az yüzlerce kişinin" katıldığı ve eylemlerin ülke genelindeki şehir ve köylere yayıldığı ifade ediliyor.
Protestoların çoğunluğunun "barışçıl" olduğu, ancak bazı göstericilerin "Molotofkokteyli attığı" ve Bahreyn güvenlik güçleriyle çatıştığı, onlarca kişinin gözaltına alındığı kaydediliyor.
Bahreynli yetkililerin gösterilere ilişkin haberleri sınırlandırdığı, güvenlik güçlerinin tutuklamaları ve hükümetin örgütlenme çabalarını engelleyen tedbirlerinin "protesto hareketini sekteye uğrattığı" değerlendirmesi yapılıyor.
İran'ın misillemesinde "öncelikli hedef": Bahreyn
Analizde, İran'ın son 12 gün içinde bölgesel misilleme kampanyası kapsamında Bahreyn'e "çok sayıda saldırı" düzenlediği belirtiliyor.
Bahreyn'in, kısmen "ABD Beşinci Filosu'nun karargahına ev sahipliği yapması" ve hem İsrail hem de ABD ile bağları nedeniyle İran için "öncelikli bir hedef" olduğu vurgulanıyor.
İran'ın insansız hava aracı ve füze saldırılarının askeri, sivil, enerji ve kritik altyapıyı hedef aldığı ve çok sayıda can kaybına yol açtığı bildiriliyor.
Analizde, 1 Mart'ta Crowne Plaza oteline, 5 Mart'ta büyük bir petrol rafinerisine ve 8 Mart'ta bir tuzdan arındırma tesisine düzenlenen saldırılarda "maddi hasar" oluştuğu kaydediliyor.
"Yüzyıllık mezhepsel gerilimler" ve yönetimin Şii çoğunluğa yönelik politikaları
Bahreyn'in Sünni bir kraliyet ailesi tarafından yönetilmesine karşın nüfusun çoğunluğunun Şii olduğu hatırlatılan analizde, ülkedeki yönetici elitlerle geniş halk kitleleri arasında "uzun süredir devam eden gerilimlerin" bulunduğu ifade ediliyor.
Ayetullah Hamenei'nin bir İran siyasi lideri olmasının yanı sıra dünyadaki Şiiler için "manevi bir lider" olduğu, bu nedenle şehadetinin Bahreyn dahil dünya genelindeki Şiiler için bir "kriz noktası" haline geldiği belirtiliyor.
Analizde, Bahreyn'in Sünni kraliyet ailesi tarafından yönetilmesine karşın nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiilere yönelik uzun süredir "ayrımcı uygulamalar" uygulandığı kaydediliyor. Bu uygulamalar arasında Şiilerin görevden alınması, Şii muhalefet gruplarının yasaklanması ve Şii aktivistlerin "hükümeti devirmeye teşebbüs" dahil çeşitli suçlamalarla hapsedilmesi sayılıyor.
Analizde, söz konusu politikaların Şiiler arasında "genel hoşnutsuzluğu" körüklediği vurgulanıyor.
Hürmüz Boğazı'na bağlı ekonomi: "Mücbir sebep" ilanları ve kredi notu düşüşü
İran savaşının, Bahreyn'in iki temel ihracat ürünü olan petrol ve alüminyumu Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç etme zorunluluğundan kaynaklanan "ekonomik kırılganlıklarını" daha da görünür kıldığı ifade ediliyor.
Bahreyn'in demografik yapısının onu mezhepsel gerilimlere açık hale getirmesinin yanı sıra, "yüksek borç/GSYİH oranı" ve "düşük döviz rezervlerinin" ekonomisini diğer Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine kıyasla dış şoklara ve bölgesel belirsizliğe karşı daha savunmasız kıldığı belirtiliyor.
Bahreyn'in “nispeten” çeşitlendirilmiş bir ekonomiye sahip olmasına rağmen, petrolle ilgili faaliyetlerin hâlâ GSYİH'nın yaklaşık %15'ini oluşturduğu kaydediliyor. Ülkenin, GSYİH'nın %12'sini oluşturan petrol ve alüminyum ihracatı için Hürmüz Boğazı'na bağımlı olduğu vurgulanıyor.
Devrim Muhafızları'nın boğazdaki deniz taşımacılığına yönelik tehditlerinin ardından boğazdan geçen gemi trafiğinin "önemli ölçüde azaldığı" belirtiliyor.
Saldırılar ve sevkiyat aksamaları sonucunda, devlete ait petrol şirketi “Bahrain Petroleum Company” ve “Aluminium Bahrain” dahil birçok Bahreynli şirketin "mücbir sebep" ilan ettiği bildiriliyor.
25 Şubat'ta Fitch Ratings'in Bahreyn'in kredi notunu B+'dan B'ye düşürdüğü, gerekçe olarak "artan kamu borcu/GSYİH oranı" (2025 sonunda %150'ye yaklaştığı) ve "düşük döviz rezervlerinin" gösterildiği aktarılıyor.
S&P'nin de son bir yıl içinde benzer nedenlerle Bahreyn'in notunu düşürdüğü, Moody's'in ise 2022'den beri Bahreyn'i derecelendirmediği kaydediliyor.
İran'dan Hürmüz tehdidi: "Ateş açılacak"
2 Mart'ta Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nı geçmeye çalışan gemilere "ateş açılacağını" duyurduğu belirtiliyor. O tarihten bu yana su yolunda ve çevresindeki sularda birden fazla geminin saldırıya uğradığı, ancak çoğu saldırının kaynağı ve verdikleri hasara ilişkin detayların sınırlı olduğu ifade ediliyor.
Devam eden çatışma ve tehditler sonucunda sigorta şirketlerinin "savaş sigortalarını iptal ettiği" ve boğazdaki tanker trafiğinin savaş öncesi seviyelere kıyasla %90'dan fazla azaldığı bildiriliyor.
İngiltere merkezli finansal hizmetler firması Marex'e göre, Hürmüz Boğazı'nın üç ay kapalı kalması durumunda Bahreyn'in bütçe açığının GSYİH'nın %9,9'undan %12,6'sına yükselebileceği öngörülüyor.
Güvenlik baskısı ve "Yarımada Kalkanı Gücü" ihtimali
Analizde, Bahreyn'in Ayetullah Hamenei'nin öldürülmesiyle alevlenen mezhepsel protestolara ve artan Amerikan karşıtı duygulara karşı "sert önlemler alacağı" belirtiliyor.
Protestoların büyümeye devam etmesi halinde güvenlik güçlerinin muhtemelen "genişletilmiş Körfez desteği" çağrısında bulunacağı, ancak altta yatan mezhepsel gerilimlerin devam edeceği ifade ediliyor.
Ayetullah Hamenei suikastı ve ABD-İsrail'in İran'a yönelik sürdürdüğü saldırının körüklediği Amerikan karşıtı duygunun, çatışma sürdüğü sürece "daha fazla huzursuzluk riskini artıracağı" değerlendirmesi yapılıyor.
Bahreyn Sivil Savunma Konseyi'nin, hükümetin 6 Mart'ta cadde ve açık meydanlarda toplanma yasağını -kısmen protestoları koordine etme çabalarını engellemek için getirilen bir önlem- uzatarak protesto riskini daha da azaltmaya çalışacağı ve yasakları ihlal edenlere zorla müdahale edeceği öngörülüyor.
Ancak protestoların devam etmesi ve göstericilerle güvenlik güçleri arasında daha kapsamlı şiddetli çatışmalar yaşanması halinde, Bahreyn kraliyet ailesinin herhangi bir huzursuzluğu bastırmak için güvenlik güçlerini desteklemek üzere "Yarımada Kalkanı Gücü"nden ek destek talep edebileceği belirtiliyor.
Sosyal medyada, protestoların başlamasından kısa süre sonra bazı “Yarımada Kalkanı Gücü” unsurlarının Bahreyn'e konuşlandığına dair söylentiler dolaştığı, ancak bunun doğrulanmadığı ifade ediliyor.
Mart 2011'de Bahreyn yönetiminin, demokrasi yanlısı hareketi bastırmak için Körfez İşbirliği Konseyi'nin (KİK) güçlerinin yardımını talep ettiği ve Yarımada Kalkanı Gücü'nün ilk kez iç tehditleri bastırmak için konuşlandırıldığı hatırlatılıyor.
İç huzursuzluk ve yönetim içindeki "şahinler"
İç karışıklığın, Bahreyn yönetimi içinde 2022'de Başbakan Selman bin Hamad el-Halife'nin büyük kabine değişikliği sırasında büyük ölçüde "kenara itilen" şahin kanat "Havalidler" fraksiyonunu güçlendirmesinin beklendiği belirtiliyor.
Havalidlerin daha güvenlik odaklı bir yönetim anlayışına sahip olduğu ve güvenlik teşkilatında etkili olduğu kaydediliyor.
Ekonomik kırılganlık ve Körfez'in müdahale ihtimali
Sevkiyat aksamaları ve maddi hasarın Bahreyn'in ekonomik faaliyetini aksatacağı ve borç yükünü "büyük olasılıkla daha da kötüleştireceği" ifade ediliyor.
KİK ülkelerinin, gerektiğinde bir mali krizi önlemek için Bahreyn'e "mali cankurtaran halatı" uzatmasının beklendiği, ancak desteğin Bahreyn'in ek mali konsolidasyon adımları atması koşuluna bağlanabileceği belirtiliyor.
İran saldırılarının yol açtığı maddi ve altyapı hasarına ek olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamanın Bahreyn'in ana ticaret yollarından birini "fiilen kapattığı", bunun da ülkenin ana ihracatları olan enerji ve metallerde önemli üretim kesintilerine yol açtığı vurgulanıyor.
Ekonomik Karmaşıklık Gözlemevi'nin son tam veri yılı olan 2024 verilerine göre, bu iki sektörün Bahreyn ihracatının yaklaşık %75'ini oluşturduğu kaydediliyor.
“Aluminium Bahrain” gibi bazı şirketlerin ihracat için alternatif yollar bulmaya çalıştığı, ancak Bahreyn'in coğrafyasının sınırlı alternatifler sunduğu, kara yoluyla ihracat güzergahlarının yalnızca Bahreyn'i Suudi Arabistan'a bağlayan Kral Fahd Köprüsü’nü kullandığı ve bu güzergahın sıkışıklık ve darboğazlara maruz kaldığı belirtiliyor.
"Uzun vadeli ticari aksamalar" ve olası Körfez desteğinin koşulları
Uzun vadeli ticari aksamaların Bahreyn'in devlet gelirini neredeyse “kesin olarak” azaltacağı ve halihazırda endişe verici olan kamu borcu/GSYİH oranı ile bütçe açığını daha da genişleterek, Bahreyn'in orta vadeli mali sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri artıracağı ifade ediliyor.
Kısa vadede, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin, gerekirse Bahreyn'e mali rahatlama sağlamak için "müdahale edeceği" değerlendirmesi yapılıyor.
Körfez ülkelerinin son zamanlarda kurtarma paketleri konusunda “daha ihtiyatlı” hale geldiği, yatırımları ve kendi ekonomik çeşitlendirmelerini önceliklendirdiği, ancak KİK üyeleri arasında istikrarı korumanın hâlâ önemli olduğu vurgulanıyor.
Bunun büyük ölçüde, siyasi huzursuzluğun, özellikle de bir “Şii ayaklanmasının” diğer Körfez ülkelerine sıçrayabileceği endişesinden kaynaklandığı belirtiliyor.
Sonuç olarak, Körfez ülkelerinin daha önce olduğu gibi Bahreyn'e mali destek sunmaya istekli olacağı ifade ediliyor. Bu tür bir yardımın, özellikle Suudi Arabistan'ın Bahreyn üzerindeki etkisini artırmasının beklendiği ve herhangi bir mali paketin, "vergi tabanını genişletmek" ve "kamu borcu/GSYİH oranını azaltmak" gibi Bahreyn'in mali durumunu güçlendirmeyi amaçlayan koşullar içerebileceği kaydediliyor.
“Aluminium Bahrain”in açıklamasında, mücbir sebebin "Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat aksamaları nedeniyle" ilan edildiği, tesislerdeki hasar veya üretim yapamamaktan kaynaklanmadığı, bunun da boğazdaki nakliye yollarının yeniden açılması halinde ihracatın hızla yeniden başlayabileceğine işaret ettiği belirtiliyor.
Reform çabaları ve hava savunma ihtiyacı
İran Savaşı'nın, artan yatırımcı tereddüdü ve saldırıların yol açtığı hasar nedeniyle Bahreyn Başbakanı el-Halife'nin Vizyon 2030 reform çabalarını da "büyük olasılıkla rayından çıkaracağı" ifade ediliyor.
Savaşın Bahreyn'in İran insansız hava aracı saldırılarına karşı “kırılganlıklarını” ortaya çıkardığı ve Bahreyn'i hava savunma sistemlerini yükseltmeye teşvik edeceği belirtiliyor.
Bahreyn'in, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Şahit insansız hava araçlarına karşı etkili olduğu kanıtlanmış bazı düşük maliyetli insansız hava aracı önleyicileri tedarik etmek için Ukrayna ile görüşmelerde olduğu, ancak Ukrayna'nın buna karşılık olarak Rusya'ya karşı koymak için gelişmiş ABD savunma sistemlerine erişim ve ABD'nin Rusya üzerinde baskıyı artırmasını talep ettiği, bunu yapmasının ABD için muhtemel olmadığı kaydediliyor.
Ayrıca, Bahreyn'in hava savunma sistemlerinde yapılacak büyük yükseltmelerin hükümetin bütçe açığını artırabileceği ve ekonomik sorunlarını derinleştirebileceği uyarısı yapılıyor.