ABD’nin İran’a olası kara harekâtının riskleri

13 Mart 2026

Stratfor, ABD’nin İran’a karşı kara harekâtında bölgesel destek eksikliği ve lojistik zorlukların büyük engel oluşturduğunu kaydediyor.

YDH- İstihbarat kuruluşu Stratfor'un "Worldview" platformunda yayımlanan analizinde, ABD'nin İran ile olası bir çatışmada uygulayabileceği kara harekâtı seçeneklerine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Analizde, hava savaşının taraflardan herhangi biri için kesin bir sonuç doğurmasının “düşük ihtimal” olduğu belirtilirken, ABD Başkanı Donald Trump'ın "hiçbir seçeneği masadan kaldırmak istemediği" yönündeki sözleri hatırlatılıyor.

Komando harekâtları: "En uygulanabilir seçenek" iddiası

Analizde, ABD için "en basit politik ve lojistik seçenek" olarak İran içinde komando baskınları düzenlenmesi gösteriliyor.

Bu operasyonların olası hedefleri arasında “nükleer malzemelerin güvence altına alınması, suikastlar, füze ve insansız hava aracı programlarına ait askeri-endüstriyel altyapının tahrip edilmesi ve İran muhalefetinin silahlandırılıp örgütlenmesi” sayılıyor.

Donanma SEAL'leri, Delta Force ve Yeşil Bereliler gibi ABD özel kuvvetlerinin “nispeten kolay organize edilip bölgeye sevk edilebileceği” iddia edilirken, "Bu kuvvetler, aylarca sürecek bir yığınak yapılmasını veya kapsamlı lojistik tedarik zincirleri kurulmasını gerektirmez" deniliyor.

Ancak operasyonun risklerinin belirlenen göreve göre değişeceği şu şekilde vurgulanıyor: "Nükleer malzemelerin güvence altına alınması, uranyumun seyreltilmesi gibi zaman alıcı süreçler gerektireceğinden, ABD birlikleri Devrim Muhafızları'nın olası karşı saldırılarına uzun süre açık kalabilir."

Suikast operasyonlarının ise İran'ın askeri liderlik yapısı üzerinde “sınırlı etki” yaratabileceği belirtilirken, "İran'ın askeri liderliğe ağ tabanlı yaklaşımı ve komuta zincirindeki yedeklilikler göz önüne alındığında, bu tür hedefli öldürmelerin İran'ın bölgesel füze ve insansız hava aracı saldırılarını sürdürme kabiliyetini önemli ölçüde etkilemesi olası değil." ifadeleri kullanılıyor.

Analizde ayrıca, İran içinde “muhalif grupları” örgütleme girişimlerinin “yavaş ilerleyeceği” ve Devrim Muhafızları'nın ciddi direnişiyle karşılaşacağı kaydediliyor.

Sınırlı harekâtlar: Ekonomik hedefler ve "karmaşık zorluklar"

Raporda, ABD'nin İran ekonomisini hedef almak için limanlara veya kilit adalara yönelik “sınırlı harekâtlar” düzenleyebileceği ileri sürülüyor.

Bu senaryoda binlerce askerin yanı sıra önemli hava ve deniz desteğine ihtiyaç duyulacağı ifade ediliyor. Hark Adası, Kiş ve Keşm gibi İran'ın petrol ihracatı ve kıyı kontrolü için kritik öneme sahip adaların hedef alınabileceği belirtiliyor.

Ancak bu tür operasyonların risklerine de dikkat çekiliyor: "Amfibi ve hava indirme harekâtları, en karmaşık askeri operasyonlar arasında yer alıyor. ABD, 1950'lerdeki Kore Savaşı'ndan bu yana herhangi bir direnişle karşılaştığı bir çıkarma harekâtı gerçekleştirmedi."

Birliklerin yerel halkın yaşadığı bölgelere çıkması durumunda “kentsel çatışmalara veya yerel bir ayaklanmaya saplanma riski” bulunduğu belirtilirken, “İran topraklarındaki ABD askerlerinin milliyetçi tepkiyi sertleştirerek İran yönetimini zayıflatmak yerine güçlendirebileceği” yorumu yapılıyor.

Tam kapsamlı işgal: "En düşük olasılık"

Analizin bir bölümünde, tam kapsamlı bir kara işgali senaryosu "en uç ve en düşük olasılık" olarak nitelendiriliyor. Bu senaryoda aşılması gereken engeller sıralanırken, İran'ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelere yer veriliyor:

İran'ın askeri güçlerine karşı operasyon için “yüz binlerce” askere ihtiyaç duyulacağı, 2003 Irak işgalinde 200 bin askerin konuşlandırılmasının altı aydan fazla sürdüğü hatırlatılarak, "Ancak İran'ın daha büyük yüzölçümü, daha zorlu coğrafyası ve olası amfibi çıkarma ihtiyacı nedeniyle bir işgal çok daha karmaşık olacaktır." deniliyor.

Analizde, böyle bir işgal için ABD Kongresi'nin onayının gerekeceği vurgulanırken, "Başkan Trump'ın bu tür bir düzenlemeyi görmezden gelmesi mümkün olsa da bu durum askeri operasyon için Kongre finansmanını tehlikeye atabilir ve Kongre ile Beyaz Saray arasında yeni bir siyasi krizi tetikleyebilir." ifadeleri yer alıyor.

Bölgesel destek ve tarihsel örnekler

Stratfor analizinde, olası bir kara harekâtının önündeki engellerden birinin “bölgesel destek eksikliği” olduğu iddia ediliyor.

NATO müttefiki Türkiye'nin böyle bir operasyonu desteklemesinin “düşük ihtimal” olduğu, Irak'ın da “destek vermeyeceği” kaydedilirken, ABD'ye geriye "Körfez Arap ülkeleri üzerinden büyük amfibi çıkarmalar yapmak ve/veya Azerbaycan üzerinden sınırlı bir harekât düzenlemek gibi seçenekler kalıyor."

Raporda ayrıca, hava harekâtlarının “rejim veya politika değişikliğini zorlama” konusundaki geçmişine ilişkin örnekler veriliyor: "1990'larda Irak'a yapılan tekrarlanan ABD hava saldırıları, Saddam Hüseyin'i kitle imha silahları programını açıkça terk etmeye ikna edemedi. Benzer şekilde, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve Japonya'ya yapılan büyük Müttefik hava saldırıları da teslim olmayı sağlayamadı."

Komando harekâtlarının başarısızlık riskine de değinilirken, 1980'de İran'daki Amerikalı rehineleri kurtarma girişimi olan "Kartal Pençesi Operasyonu" hatırlatılıyor.

Analizin genel değerlendirmesi

Stratfor analizi sonuç olarak, ABD'nin İran'a yönelik kara harekâtı seçeneklerini incelerken, küçük ölçekli komando operasyonlarının en uygulanabilir seçenek olduğunu iddia ediyor.

Daha büyük çaplı harekâtların veya rejim değişikliği operasyonlarının ise “ciddi lojistik, siyasi ve stratejik riskler” taşıdığı ve “bölgesel ile ABD iç desteğinde büyük bir değişiklik olmadığı sürece gerçekleşmesinin düşük ihtimal olduğu” belirtiliyor.