
YDH- İngiliz gazetesi Financial Times, İranlı liderlerin, ABD-İsrail’in Tahran’a karşı yürüteceği muhtemel bir savaştan önceki günlerde muhataplarını şiddetli ve kontrolsüz bir tırmanışa yol açacak bir karşılık beklemeleri konusunda defalarca uyardığını bildirdi.
Gazete, İranlı yetkililerin bölgedeki ABD askeri üslerine yönelik doğrudan saldırılar düzenleyeceklerini ilan ettiklerini, Devrim Muhafızları’nın ise Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirdikleri deniz tatbikatları üzerinden bu hayati önem taşıyan su yolunu kapatmaya hazır olduklarını açıkça duyurduklarını belirtti.
Aynı süreçte Körfez ülkeleri, enerji piyasalarına yönelik potansiyel tehditler konusunda ciddi uyarılarda bulunarak ABD Başkanı Donald Trump’ı savaş yerine diplomasiye yönelmeye çağırdı.
Gazete, ABD’nin İran’ın vereceği tepkinin boyutunu başlangıçta abartılı bulduğunu ancak savaşın başlamasından yaklaşık iki hafta sonra Tahran’ın, çatışmanın kapsamını petrol zengini Körfez bölgesini de içine alacak şekilde genişlettiğini savundu.
Bu hamleyle Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleştirilen petrol ve doğalgaz sevkiyatını önemli ölçüde durduran İran, küresel enerji fiyatlarında keskin bir artış yaşanmasına yol açtı.
Eski ABD’li yetkililer ve askeri uzmanlar, İran güçlerinin istihbarat, Rusya’dan edinilen sahadaki dersler, uydu görüntüleri ve coğrafi yakınlık avantajının bir kombinasyonunu kullanarak Körfez genelindeki ABD üslerine, enerji tesislerine ve diğer kritik stratejik hedeflere saldırılar düzenlediğini ifade etti.
ABD Özel Harekat Komutanlığı’nın Ortadoğu operasyonlarından sorumlu eski genelkurmay başkanı Seth Cromrich, İran’ın sergilediği performansı "sınırlı kaynaklarla elde edilmiş, eşi benzeri görülmemiş bir başarı" olarak nitelendirdi:
"İranlılardan daha az kaynakla daha fazlasını başaran kimse yok."
Cromrich, dünyada İranlılardan daha az kaynakla daha fazla sonuç alan başka bir aktör olmadığını belirterek, İran’ın sadece ABD güçlerinin konumuyla ilgili değil, aynı zamanda personelin yaşam tarzının birçok yönü ve ordunun operasyonel faaliyet biçimleriyle ilgili de son derece doğru ve ayrıntılı istihbarata sahip olduğunu sözlerine ekledi.
Moskova’daki Strateji ve Teknoloji Analiz Merkezi’nden Yuri Lyamin, İran’ın gerçekleştirdiği saldırıların temel amacının çeşitli radar sistemlerini imha ederek bölgedeki ABD güçlerini ve müttefiklerini tamamen "kör etmek" olduğunu açıkladı.
Savaşın ilk günlerinde Şahed insansız hava araçları bölgedeki askeri tesisleri doğrudan hedef alırken, eski bir ABD askeri yetkilisi eldeki uydu görüntüleri ve videolara dayanarak Ürdün’de bir Amerikan AN/TPY-2 radarının imha edildiğini, Katar’da ise bir başka AN/FPS-132 radar sisteminin ağır hasar gördüğünü teyit etti.
Bahreyn’deki Beşinci Filo karargahı yakınlarında bulunan bir Amerikan uydu iletişim merkezi de düzenlenen hava saldırısı sonucu tamamen devre dışı kaldı.
Diğer taraftan, Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nden gelen görüntülerde, en yeni Amerikan hava savunma teknolojisi olan THAD sistemine ait bir erken uyarı radarının hasar aldığı ve bir Amerikan askerinin hayatını kaybettiği tespit edildi.
Oslo Üniversitesi füze savaşı uzmanı Fabian Hofmann’a göre yapılan analizler, İran’ın Ukrayna sahasındaki Rus deneyimlerinden yararlanarak insansız hava araçlarını birden fazla güzergahtan fırlattığını, bu sayede önlenmelerini zorlaştırdığını ve bazı İHA'larda Rus yapımı sinyal bozmaya dayanıklı teknolojiler kullandığını gösterdi.
Analistler, İran’ın en gelişmiş füzelerinden ve hava araçlarından bazılarının operasyonel olarak henüz sahneye çıkarılmadığına inanıyor; bu sistemler arasında optik güdümlü hipersonik füze Kasım Başir ve saatte 550 kilometre hıza ulaşabilen jet motorlu Şahed-238 uçağı yer alıyor.
Bloomberg tarafından paylaşılan verilerde ise ABD-İsrail saldırganlığına rağmen İran’ın füze fırlatma platformlarının sayısının sabit kaldığı vurgulandı; bu durum, İsrail’in "İran’ın hava savunma kapasitesinin yüzde 80’i imha edildi" yönündeki iddialarına rağmen sahadaki gerçeği yansıtıyor.
Financial Times ayrıca, Washington’ın İran’a yönelik saldırganlığının başlangıcından bu yana geçen sürede, normal şartlarda yıllarca yetecek miktardaki mühimmat stoku ile Tomahawk füzelerini tükettiğini ortaya koydu.