
YDH- Foreign Policy dergisinin haberine göre, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik ilk saldırısının ardından Ortadoğu'da savaş hızla yayıldı.
Sadece 13 gün içinde ortaya çıkan tablonun, hem insani hem de ekonomik açıdan "şaşırtıcı" boyutlara ulaştığı belirtildi.
Savaşın bedeli ağır oluyor
Habere göre, can kaybı oldukça yüksek. İran Sağlık Bakanlığı verilerine dayandırılan haberde, 13 Mart itibarıyla en az 1.444 İranlının hayatını kaybettiği, bunlardan en az 168'inin bir ilkokula düzenlenen saldırıda ölen çocuklar olduğu bildirildi.
İsrail'in Lübnan'ı bombalamasında 600'den fazla kişi yaşamını yitirirken ve 800 binden fazla kişi yerinden edildi.
İran'ın bölgedeki misillemeleri ile Hizbullah'ın İsrail'e yönelik operasyonlarında ise resmi veriler göre, 60'tan fazla kişi öldü, binlerce kişi yaralandı. Ayrıca, 13 ABD askeri personelinin de öldüğü kaydedildi.
"Küresel ekonominin merkezlerine doğrudan darbe"
Haber, “asıl çarpıcı olanın ekonomik maliyet olduğuna” dikkat çekiyor. İran'ın Doha ve Dubai gibi büyük ekonomik merkezlere füzeler ve insansız hava araçları fırlattığı, ayrıca dünya petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattığı belirtildi.
Foreign Policy'den İsfendiyar Batmankılıç, bu durumu şu sözlerle değerlendiriyor: "Bu, Fars Körfezi'ndeki sıradan bir savaş olmaktan çok, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana küreselleşmiş ekonominin merkezleri olarak hizmet veren şehirleri ve tesisleri doğrudan etkileyen ilk çatışmadır."
ABD'nin maliyeti milyarlarca doları buldu
New York Times'ın haberine dayandırılan bilgiye göre, salı günü Kongre'deki milletvekillerine kapalı kapılar ardında yapılan bir brifingde, ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri savaşın ilk 13 gününde ABD'ye maliyetinin yaklaşık 8.3 milyar dolar olduğunu bildirdi.
Bu rakamın, 28 Şubat öncesindeki aylar süren askeri yığınağın maliyetini içermediği belirtiliyor.
Daha önceki brifinglerde savunma yetkilileri, ilk iki günde 5.6 milyar dolar değerinde mühimmat kullanıldığını açıklamıştı.
Foreign Policy'deki bir analize göre, ABD tek başına saldırının ilk 36 saatinde tahmini 1.250 savunma ve taarruz mühimmatı harcadı.
Analistler Macdonald Amoah, Morgan D. Bazilian ve Jahara Matisek bu durumu şöyle yorumluyor: "Harcanan mühimmat ve bunları üretmek için gereken mineraller, Batı ve özellikle ABD için bir savunma sanayii sorunudur."
Petrol fiyatları fırladı
Haber, piyasaların başlangıçta tepkisiz kalmasının ardından, Brent petrolün varil fiyatının 9 Mart'ta işlemler sırasında 119.50 dolara kadar fırladığını, daha sonra 100 doların altına gerilese de 11 Mart'tan itibaren çift haneli rakamlarda dalgalanmaya devam ettiğini aktardı.
FP'den Keith Johnson, "piyasaların nihayet İran savaşının küresel ekonomi için oluşturduğu tehdidin ciddiyetine uyandığını" belirtti.
Bu artışın, geçen Haziran ayında İran, İsrail ve ABD arasındaki 12 günlük savaş sırasındaki artışı geride bıraktığı kaydedildi.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 32 üye ülkenin, piyasadaki aksaklıkları hafifletmek ve yükselen petrol fiyatlarıyla mücadele etmek için 1.2 milyar varilin üzerindeki acil durum stoklarından çekilme kararını oybirliğiyle aldığını duyurdu.
Bu, ajans tarihindeki en büyük petrol salımı ve sadece altıncı kez yapılan koordineli bir hamle oldu.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise “geçici olarak” ülkelerin halihazırda denizde bulunan yaptırımlı Rus petrolünü satın almasına izin verildiğini açıkladı.
Johnson, Trump yönetiminin "başlattığı savaşın sonuçlarını sınırlamak için askeri, mali ve enerjiyle ilgili tüm politika araçlarını kullanmaya çalıştığını ancak şu ana kadar hepsinin boşa çıktığını" yazdı.
ABD'de ortalama benzin fiyatları galon başına 3.50 doların üzerine çıkarak geçen yılın aynı dönemine göre 0.50 doların üzerinde arttı.
Enerji devlerinin kaybı büyük
Habere göre, Körfez ülkelerinden petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatı savaş nedeniyle ciddi şekilde sekteye uğradı ve üreticilerin gelir kaybı belirginleşti.
Financial Times'ın aktardığına göre, danışmanlık şirketi Wood Mackenzie, Suudi Arabistan'ın savaşın başlangıcından bu yana 4.5 milyar dolarla gelir kaybının “aslan payını” üstlendiğini tahmin ediyor.
Dünyanın en büyük ikinci LNG ihracatçısı olan devlet şirketi QatarEnergy, geçen hafta üretimi durdurdu. Bu durumun küresel helyum ve gübre piyasalarında zincirleme etkilere yol açtığı belirtiliyor.
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi, Ortadoğu'daki savaşın "dünya ekonomilerini çökertebileceği" uyarısında bulundu.
Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor
İran'ın 2 Mart'ta Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan her gemiyi vuracağını açıklamasının ardından, Guardian'ın haberine göre, yaklaşık 500 petrol ve gaz tankeri, 500 konteyner gemisi ve altı yolcu gemisi kanalın iki tarafında mahsur kaldı.
Savaşın başlangıcından bu yana Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi'nde faaliyet gösteren tankerler, konteyner gemileri ve diğer dökme yük gemileri dahil en az 22 sivil gemiye İran tarafından saldırı düzenlendi.
İran'ın yeni Devrim Lideri Mücteba Hamenei, perşembe günü yaptığı ilk kamuoyu açıklamasında, "Hürmüz Boğazı'nı kapatma mekanizmasının şüphesiz kullanılmaya devam edilmesi gerektiğini" söyledi.
Körfez'de faaliyet gösteren gemiler için sigorta maliyetlerinin artması üzerine, ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu (DFC), Trump yönetiminin enerji sevkiyatlarını yeniden başlatma çabaları kapsamında, henüz belirlenmemiş bazı gemilere deniz reasüransı sağlayacağını duyurdu.
Planın DFC, ABD Merkez Komutanlığı ve Hazine Bakanlığı koordinasyonunda yürütüleceği, sigorta şirketi Chubb'ın ise ana ortak olarak görev yapacağı belirtildi.
Havacılık sektörü vuruldu
Haberin son bölümünde, Ortadoğu'ya ve bölgeden yapılan 46 binden fazla uçuşun iptal edildiği bilgisi paylaşıldı.
İran'ın, dünyanın en yoğun uluslararası havalimanı olan Dubai'deki havalimanı da dahil olmak üzere bölgedeki birçok ülkenin havalimanlarını hedef aldığı kaydedildi.
Doha'daki Hamad Uluslararası Havalimanı, 1-6 Mart tarihleri arasında tüm uçuşları durdurdu ve halen normal trafiğinin çok küçük bir kısmıyla çalışıyor.
Uçuş aksaklıklarının, savaşın başında bölgede yüz binlerce yolcuyu mahsur bıraktığı ve tahliye çabalarını zorlaştırdığı belirtildi.
FP'den Sam Skove'un 10 Mart tarihli haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, bu çabalara yardımcı olmak için işten çıkarılan yetkililerin tekliflerini geri çevirdi.
Aynı zamanda jet yakıtı fiyatlarının petrolden bile daha hızlı yükseldiği ve havayollarının tarife artışları ile sefer azaltmaları duyurmasıyla bu maliyetin küresel tüketicilere yansıyacağı ifade edildi.