İsrail güvenlik uzmanından 'İsrail ve Amerika, İran ve Hizbullah'ın tuzağına düştü' itirafı

14 Mart 2026

İsrailli uzman Danny Citrinowicz, Washington ve Tel Aviv’in İran ile Hizbullah’ı yanlış hesapladığını belirterek, eski statükonun çöktüğünü ve askeri baskının her iki aktörü de teslim olmaya değil, topyekûn bir yıpratma savaşına sevk ettiğini vurguladı.

YDH- INSS Uzmanı Danny Citrinowicz, yayımladığı analizde ABD yönetiminin İran konusundaki yaklaşım hatasının, İsrail rejiminin Hizbullah’a yönelik içine düştüğü yanlış değerlendirmeyle birebir örtüştüğünü vurguladı.

Citrinowicz’e göre stratejik tercih artık ya çatışmayı İran ve Hizbullah "teslim olana dek" genişletmek ya da bu aktörlerin talep ettiği koşulları bir ölçüde kapsayan bir anlaşmaya yönelmek arasında.

İsrailli uzmana görei hem İran hem de Hizbullah mevcut cepheleşmeyi, çatışmanın stratejik nihai sonucunu yeniden şekillendirmek adına tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyor.

Uzman, her iki aktörün de teslim olma, taviz verme veya İsrail ile önceki ateşkes düzenlemelerine geri dönme niyetinde olmadığını açıkça belirtti.

Aksine Citrinowicz, İran ve Hizbullah'ın, ne İsrail’in ne de ABD’nin gelecekte kendilerini askeri olarak şaşırtamayacağı yeni şartlar üzerinde uzlaşılana dek, süreci uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüştürmeye hazır göründüklerini ifade etti.

Analizinde bu hedefe ulaşmak için tarafların stratejilerine değinen Citrinowicz, İran ve Hizbullah’ın İsrail nüfusunu tüketme kabiliyetlerine güvendiklerini kaydetti.

Citrinowicz, İran özelinde bu stratejinin aynı zamanda Körfez ülkeleri ve küresel ekonomi üzerinde baskı kurarak, olası bir çözümde daha avantajlı şartlar elde etmek için kaldıraç oluşturmayı kapsadığını dile getirdi.

Sadece tehditler savurmanın ne İran’a ne de Hizbullah’a karşı işe yaramasının muhtemel olmadığını savunan Citrinowicz, geniş çaplı kara operasyonlarının da kesin sonuçlar üretmekten uzak olduğunu ve hatta savunan tarafın lehine sonuçlanabileceğine dikkat çekti.

İsrail ve ABD’nin Lübnan’da ve potansiyel olarak İran’da ciddi askeri hasar verebileceğini kabul eden Citrinowicz şöyle dedi:

''İran'a ve Hizbullah'a karşı tek başına tehditlerin işe yaraması imkansız; büyük ölçekli kara operasyonlarının da kesin sonuçlar üretmesi pek olası değil. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'da ve potansiyel olarak İran'da önemli askeri hasar verebilirler; İran'ın da Hizbullah'ın da basitçe teslim olacağı son derece şüphelidir.''

Daha da kaygı verici olan noktanın, özellikle tek taraflı bir askeri harekatın sona ermesinin bile Lübnan’daki cepheleşmeyi bitirmeye yetmeyeceği olduğunu belirten Citrinowicz, Hizbullah’ın İsrail’e karşı yürüttüğü harekatın, İran içindeki olayların seyrine otomatik olarak bağlı olmadığını hatırlattı.

Citrinowicz, Tahran’ın ABD veya İsrail ile doğrudan çatışması yatıştıktan sonra bile Hizbullah’ın askeri çabalarını desteklemeye devam edebileceğinin altını çizdi.

Diğer bir ifadeyle uzman, İran ile girilecek askeri bir "final oyununun" Lübnan’da stratejik bir kapanış anlamına gelmediğini savundu.

Hizbullah’ın kendi operasyonel mantığını ve savaşma güdülerini koruduğunu belirten Citrinowicz, özellikle İran’ın İsrail üzerindeki baskıyı Lübnan cephesi üzerinden sürdürmeyi yararlı görmesi durumunda çatışmanın devam edeceğini öngördü.

Citrinowicz, bu nedenle paralel bir diplomatik kanal açılmaksızın yalnızca askeri güce güvenmenin, İsrail’i geri adım atma belirtisi göstermeyen iki aktörle uzun süreli ve genişleyen bir çatışmaya sürükleme riski taşıdığı uyarısında bulundu.

Uzman, bu duruma alternatif olarak İran ve Hizbullah’ın mevcut duruşunu yönlendiren stratejik endişeleri ele alan ve güvenilir garantiler içeren bir diplomatik sürecin işletilmesi gerektiğini belirtti.

Sonuç olarak Citrinowicz, son dönemdeki ABD ve İsrail hamlelerinin İran ve Lübnan sahalarındaki kırılgan ateşkes düzenlerini istikrarsızlaştırdığını ve eski statükoya dönülmesinin artık mümkün görünmediğini vurguladı.