INSS: Katar, İran ile 'ihtiyatlı ortaklıktan' kopuyor

15 Mart 2026

Kudüs Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (JISS) tarafından yayımlanan analize göre İran'ın saldırganlık karşısındaki misillemeleri, Doha-Tahran arasındaki geleneksel "ihtiyatlı ortaklık" zeminini sarsarak Katar'ı stratejik bir yol ayrımına sürükledi.

YDH - İsrail merkezli Kudüs Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nü (JISS) internet sitesinde yayımlanan kapsamlı analizde, İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başlamasından bu yana Katar'ın Tahran politikasında "ihtiyatlı ve hesaplanmış bir kayma" yaşandığına dikkat çekildi.

Makalede, iki devlet arasındaki yakın ilişkilerin belirli unsurlarının devam etmesi muhtemel görülse de İran'ın Katar dahil Körfez ülkelerine yönelik misillemelerinin, Doha'yı "daha eleştirel ancak yine de çatışmacı olmayan" bir çizgiye itebileceği belirtildi.

Analize göre bu durum, Katar'ın İran rejiminin çıkarlarını savunma konusundaki istekliliğini de ciddi oranda azaltma potansiyeli taşıyor.

"İran bedel ödemeli"

Saldırı öncesinde Katar, Amerikan beklentilerini titizlikle yönetirken aynı zamanda İran rejiminin aktif bir destekçisi ve ortağı konumundaydı. İletişim kanalları, karşılıklı ziyaretler ve ticari bağlarla örülü bu ilişki, dünyanın en büyük doğalgaz sahası olan Güney Pars/North Dome üzerindeki teknik koordinasyonla perçinlenmişti.

Ancak İran'ın savaşın ilk gününden itibaren Körfez'deki sivil ve askeri hedeflere yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları başlatması, Doha'nın bu denge siyasetini sınamaya başladı.

Başlangıçta taraflar sürtünmeyi en aza indirmeye çalışarak saldırıların Katar'ı değil, el-Udeyd Hava Üssü gibi Amerikan tesislerini hedef aldığını savunsa da sahadaki gerçeklik bu söylemi kısa sürede boşa çıkardı.

Katar'ın stratejik endüstrisinin "taç mücevheri" olarak görülen Doha Uluslararası Havalimanı ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerinin vurulması, Doha'da bardağı taşıran son damla oldu.

Makalede aktarıldığı üzere, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü CNN televizyonuna yaptığı açıklamada açık bir dille, "İran, topraklarımıza yönelik saldırının bedelini ödemeli" ifadelerini kullandı. Bu açıklamanın ardından Doha'nın Tahran ile iletişimini askıya aldığı bildirildi.

Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman bin Casim esl-Sani, İran'ın "sivil hedeflerden kaçınıldığı" yönündeki iddialarını kesin bir dille reddetti.

Sani, Tahran'ı "komşularını savaşın içine çekmekle" suçlayarak, yapılan saldırıların Katar'ın egemenliğinin ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu savundu.

Başbakan, Katar'ın geleneksel olarak diyaloğu tercih etmesine rağmen ulusal çıkarlarına, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Doha ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği sert mektupta, BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

İran'ın Ras Laffan'daki KatarEnergy tesislerini hedef almasının ardından Katar hükümeti, tüm gaz ve LNG üretim tesislerini tamamen kapatma kararı aldı. Analize göre bu hamle sadece teknik onarım veya güvenlik gerekçesiyle değil, aynı zamanda uluslararası bir baskı mekanizması oluşturma amacıyla yapıldı.

İngiltere ve Almanya gibi ülkelerin Katar gazına olan ağır bağımlılığı göz önüne alındığında, üretimin durdurulmasının savaşı sona erdirmeye yönelik küresel bir baskı yaratması hedeflendi.

Bu hamleyi takiben Kuveyt ve Bahreyn'in de enerji arzını durdurması, Doha'nın normal şartlarda rekabet halinde olduğu diğer Körfez ülkeleriyle "beklenmedik İran saldırganlığı" karşısında ortak bir cephe oluşturmaya çalıştığını gösteriyor.

Katar'ın sert retoriğine ve hava sahasına giren İran araçlarını düşürmek gibi sınırlı savunma eylemlerine rağmen, Tahran ile köprüleri tamamen atmadığı görülüyor.

Bu durumun en net yansıması el-Cezire kanalının yayın politikasında gözlemleniyor. Makalede, "Katar'ın öfkesi büyük ölçüde retorik düzeyde kalıyor; Washington ve Körfez kampıyla uyumunu korumayı amaçlıyor ancak gerçek bir kopuş sinyali vermiyor" tespiti yapıldı. El-Cezire bir yandan resmi ağızların sert eleştirilerini aktarırken, diğer yandan İran'daki sivil acıları vurgulayarak Tahran'ın mesajlarına platform sağlamaya devam ediyor.

Hamas liderliği sınır dışı mı edilecek?

İlişkilerdeki gerilimin bir diğer boyutu ise Hamas'ın Katar'daki varlığına dair iddialar. İsrail kaynaklı iddialara göre, Hamas'ın İran'ın saldırılarını kınamaması üzerine Doha, ABD yönetimine örgüt liderliğini sınır dışı edeceğini bildirdi.

Her ne kadar resmi kaynaklar bu iddiaya yanıt vermemiş ve Katar yanlısı analistler bunu bir "dezenformasyon çabası" olarak nitelendirmiş olsa da makale, Doha'nın geçmişte de kapalı kapılar ardında verdiği sözleri medya sızıntıları yoluyla yönettiğine dikkat çekiyor.

Sonuç olarak Katar'ın gelecekteki tutumu, İran'ın bir sonraki hamlesine bağlı görünüyor. Makalede, "Tahran'ın Katar liderliğini hedef almak gibi daha ağır bir adım atması, Doha'yı İran'a karşı daha aktif bir sürece itebilecek bir kırmızı çizgi teşkil edebilir" uyarısında bulunuluyor.