
YDH - Hürmüz Boğazı'nda "seyrüsefer güvenliğinin tesisi" iddiası, ABD için devasa bir askeri angajman gerektiriyor ve bu sürecin aylar sürebileceği belirtiliyor.
The Wall Street Journal'ın haberine göre, karada düzenlenecek bir harekat dahi ticari gemilere yönelik tüm tehditleri bertaraf etmeye yetmiyor.
Haberde, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendi topraklarına yönelik saldırıların ardından İran tarafından kapatılan boğazda trafiği yeniden başlatma sözü verdiği ve Amerikan savaş gemilerinin yakında petrol tankerlerine eşlik etmeye başlayacağını açıkladığı hatırlatılıyor.
Ancak gazetenin analizine göre, ABD Deniz Kuvvetleri henüz yaklaşık 33 kilometre genişliğindeki boğazın içine gemilerini sevk etmiş değil.
Bunun temel sebebi ise İran'a ait insansız hava araçları ve gemisavar füzelerin, boğazı Amerikan denizcileri için bir "imha bölgesine" dönüştürme potansiyeli.
Uzmanların değerlendirmelerine göre, tankerlerin güvenli geçişini sağlamak için her bir tankere iki savaş gemisinin eşlik etmesi ya da 5-10 tankerden oluşan bir konvoy için yaklaşık bir düzine geminin görevlendirilmesi gerekiyor.
Ayrıca, İran kıyılarındaki fırlatma rampalarını izlemek ve vurmak amacıyla devriye görevi yürütecek en az 12 adet MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracına ihtiyaç duyuluyor.
WSJ, bu tür önlemlerin Washington için binlerce asker ve ciddi oranda mali yük anlamına geleceğini kaydediyor.
Öte yandan, en üst düzey önlemler alınsa dahi boğazdaki güvenliğin garanti edilemeyeceği vurgulanıyor. Lloyd’s List Intelligence tarafından paylaşılan verilere göre, olası gecikmeler ve savaş gemisi sayısındaki kısıtlılık, boğazdaki trafiği normal seviyesinin yüzde 10'una kadar düşürebilir.
Gazete, bu tempoda Fars Körfezi'nde mahsur kalan 600'den fazla ticari geminin oluşturduğu kuyruğun erimesinin aylar alabileceğine dikkat çekiyor.
Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yüzde 30'unun geçtiği Hürmüz Boğazı, gezegenin en önemli enerji damarı olarak nitelendiriliyor.
Boğazda kontrolü sağlamaya yönelik daha kapsamlı bir seçenek ise gemilere yönelik saldırıları engellemek amacıyla İran'ın güney kıyılarının bir kısmının ele geçirilmesi olarak görülüyor.
Ancak analizde, bu seçeneğin de büyük riskler barındırdığı ifade ediliyor. Böyle bir hamlenin binlerce asker gerektireceği ve mevcudu 190 bine ulaşan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) güçlerine karşı uzun süreli çatışmalara yol açabileceği belirtiliyor.
Analistler, kıyı şeridinin kontrol altına alınmasının dahi tehditleri tamamen sonlandırmayacağını, zira İran'ın uzak mevzilerden füze ve insansız hava araçlarıyla gemileri hedef alma kabiliyetine sahip olduğunu kaydediyor.
Habere göre, savaşın başlangıcından bu yana Tahran yönetimi Basra Körfezi'ndeki gemilere iki düzineden fazla saldırı düzenledi.
Günlük 100 gemiyi aşan normal trafiğin ise ancak çatışmaların durması ve seyrüsefer güvenliğinin garanti edilmesiyle yeniden sağlanabileceği aktarılıyor.
Trump, ihtiyaç duyulması halinde ABD'nin gemilere Hürmüz Boğazı boyunca eşlik edeceğini ifade etmişti.
Ancak Reuters'ın denizcilik sektörü kaynaklarına dayandırdığı bilgiye göre, Amerikan savaş gemileri şimdiye kadar sivil gemilerin refakat taleplerini geri çevirdi.
Aynı zamanda Trump; Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere birçok ülkeye çağrıda bulunarak bu deniz yolunun güvenliğini sağlamak için bölgeye kendi gemilerini göndermelerini istedi.
ABD Başkanı, Amerika'nın "İran'ın askeri potansiyelinin yüzde 100'ünü çoktan imha ettiğini" ancak Tahran'ın bu güzergahta halen kolayca drone gönderebileceğini, mayın bırakabileceğini veya kısa menzilli füze fırlatabileceğini belirtti.
Financial Times'ın haberine göre ise Ortadoğu'daki bu karşılıklı saldırılar dünyayı bir gıda kriziyle karşı karşıya bırakabilir.
Haberde, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle ülkelerin tarımsal üretim için hayati önem taşıyan gübre ve gaza erişemediği kaydedildi.
Analiz şirketi CRU'nun verilerine dayandırılan haberde, azotlu gübrelerin dünya gıda üretiminin yaklaşık yarısını sağladığı hatırlatılırken, gübre fiyatlarının halihazırda yüzde 40'tan fazla arttığı vurgulandı.