
YDH- Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Ali Muhammed Naini, ABD-İsrail'in İran'a dayattığı savaşın üçüncü haftasına girilirken Gerçek Vaat 4 Operasyonu'nun gidişatına dair değerlendirmelerde bulundu.
═══════════════════════════════
Beyaz Saray: Dünyanın 'en çok Amerikalıyı öldüren' rejimi İran'dır
═══════════════════════════════
Tuğgeneral Naini, ABD ve İsrail rejimlerinin sözde "zafer" ilanları ile İran’ın savunma kapasitesinin imha edildiğine yönelik asimetrik dezenformasyon faaliyetlerine ve iddialarına da yanıtlar verdi.
Konuşmasının başında, Kudüs Günü yürüyüşlerine halkın katılımını "eşsiz ve sarsıcı" olarak nitelendiren Naini, konuya ilişkin şu verileri paylaştı:
"Teknik uzmanların değerlendirmelerine göre, bu yılki Kudüs Günü yürüyüşlerine katılanların sayısı; hem Devrim Yıldönümü hem de geçmiş Kudüs Günü etkinliklerindeki ortalama kalabalığın çok üzerindedir. Öyle ki, bazı bölgelerde meydanlardaki kitle iki katına çıkarken, diğer yerlerde %60 ila %70 oranında bir artış kaydedilmiştir."
Tuğgeneral Naini ayrıca, Amerika tarafından savrulan tehditlere, olumsuz hava koşullarına ve nüfusun bir kısmının tatil gibi sebeplerle başkentten ayrılmış olmasına rağmen, Tahran’daki halk katılımının görkemine dikkat çekerek bu iradenin 'benzersiz' olduğunu vurguladı.
General Naini, İslam'ın tüm mücahitlerine, İslam Cumhuriyeti Ordusu'na, Kolluk Kuvvetleri'ne (Feraca) ve Devrim Muhafızları bünyesindeki beş kuvvetin neferlerine, özellikle de istihbarat devriyeleri ile kontrol noktalarında nöbet tutan kıymetli Besic mensuplarına şükranlarını sunarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gerçek şu ki, kontrol noktalarında görev yapan bu değerli kardeşlerimizin üstlendiği rol, füze rampalarının başındaki savaşçılarımızdan daha az değildir; nitekim düşman da bu stratejik önemi bildiği için hepsini birer hedef olarak seçmektedir."
╰┈➤ Bloomberg: İran'ın elindeki füze fırlatma rampası sayısı sabit
Savaşın ilk 15 gününe ilişkin bilançoyu değerlendiren Naini, muharebe meydanlarının bir ülkenin sadece savunma gücü ve hazırlık seviyesi için değil, aynı zamanda toplumsal direnci, milli birliği ve kriz anındaki devlet koordinasyonu için de gerçek bir sınav sahası olduğunu vurguladı.
╰┈➤ DMO Sözcüsü: ABD kayıplarını gizliyor
Savunma ve güvenlik literatüründe kabul görmüş temel bir doktrine atıfta bulunan Tuğgeneral Naini şu ifadeleri kullandı:
"Her savaşta zafer ya da yenilginin yegâne ölçütü, o savaş için belirlenen stratejik hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığıdır. Zira her savaş, belirli bir hedef seti ve bu hedefleri realize edecek operasyonel bir plan üzerine inşa edilir,"
Devrim Muhafızları Sözcüsü, ABD-İsrail'in stratejik hedeflerini ifşa ederken şu tespitlerde bulundu:
"Amerikalılar bu savaşı; bizzat nizamın zirvesini, İslam Devrimi Lideri'ni hedef alarak ülkeyi siyasi bir felce uğratacakları, yönetim kademelerinde çatlaklar oluşturacakları ve toplumsal dokuyu parçalayacakları varsayımı üzerine kurguladılar. Hesapları; halkın psikolojik bir yıkım yaşaması, karşı-devrimci odakların mobilize edilmesi ve ülkenin topyekûn bir iç kaosa sürüklenmesi için gerekli zeminin bu suikastla tamamlanacağı yönündeydi."
Sözlerine devam eden Naini, Amerika'nın harekat planındaki taktiksel sınırlara dikkat çekti:
"ABD istihbarat servislerinin projeksiyonlarına göre planlanan bu saldırı; kısa süreli, hedefleri sınırlandırılmış bir müdahale olacak; asla bölgesel bir yayılıma, yıpratma savaşına veya geniş bir coğrafi sahaya sirayet etmeyecekti. Onların kurgusuna göre bu harekatın nihai sonucu; içeride hızlıca tetiklenecek bir kaos ve toplumsal kargaşanın ardından, İran’a karşı bölgesel ve küresel ölçekte geniş bir koalisyonun devreye sokulmasıydı."
Batı merkezli düşünce kuruluşlarının savaşın safhalarını planladığına dair bir soruyu yanıtlayan Tuğgeneral Naini, "Elimizde tüm belgeler mevcut; düşman bu yöndeki senaryolarını hazırlamıştı, hatta savaşın ilk günlerinde bu niyetlerini bizzat itiraf ettiler," dedi.
''Kritik eşiklerde tecelli eden ilahi lütfa'' ve Uzmanlar Meclisi'nin yeni Devrim Rehberi’ni belirleme kararına atıfta bulunan Naini, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rehberlik makamı gençleşerek; aynı sarsılmaz inanç, anti-emperyalist ruh ve direniş söylemiyle vakit kaybetmeden sahaya indi; liderin ilk mesajı süratle halka ulaşarak karşılık buldu. Oysa savaşın ilk günlerinde, toplumun en güçlü sütunu olan liderlik makamı hedef alındığı için, bir an başkomutansız ve lidersiz kaldığımızı sanmıştık."
────────────────────────────────────────
➤ FT: Amerika yıllarca yetecek mühimmatı bir haftada tüketti
➤ Semafor: İsrail'in önleyicileri kritik derecede azaldı
────────────────────────────────────────
O kritik süreci hatırlatan Naini, ABD-İsrail'in suikast stratejisini şu sözlerle ortaya koydu:
"Savaşın sevk ve idaresinden sorumlu başkomutanlar; Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı ve Yüksek Savunma Konseyi Sekreteri ile birlikte çok sayıda üst düzey komutan hedef alınarak şehit edildi. Düşman, bu suikast dalgasıyla ülkenin hem siyasi hem de askeri olarak tamamen çökeceğini hesap etmişti. Planları; önce siyasi mekanizmanın felç olması, ardından savunma hattının kırılması ve nihayetinde oluşacak otorite boşluğunda halkın galeyana gelerek iç karışıklık yoluyla rejimi bitirmesi üzerine kuruluydu."
Sözlerini sürdüren Naini, gelinen noktadaki stratejik kırılmaya dikkat çekti:
"Düşman, elindeki istihbarata ve askeri gücüne aşırı güvenerek ülkeyi çökertmek için en ince ayrıntısına kadar işlenmiş, kapsamlı bir işgal ve darbe planı hazırlamıştı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı; her şey tam tersine döndü. Bugün, yani 15 günün sonunda düşman; derin bir kuşku, umutsuzluk ve tam bir belirsizlik içine hapsolmuş durumda. Şimdi İsrail, Batı ve Amerikan elitleri birbirlerini beceriksizlik ve planlama hatasıyla suçluyor."
Sözlerini sürdüren Naini, ''düşman cephesindeki söylem değişikliğine'' şu sözlerle dikkat çekti:
"Bu savaşın hedefleri en başından beri gayet aşikardı; harekatın ilk iki üç gününde Trump, işi bitirmeye kararlı olduğunu haykırarak niyetini ve stratejik ajandasını açıkça ilan etmişti. Ancak gelinen noktada, bu savaşı kurgulayan aktörlerin retoriği çökmüş durumda. Artık kendi içlerinde giriştikleri tartışmaların odağını, İslam Cumhuriyeti ile nasıl başa çıkılacağı ve hangi kanallar üzerinden iletişim kurulacağı soruları oluşturuyor."
Devrim Muhafızları Sözcüsü, ABD-İsrail saflarındaki kırılmayı şu ifadelerle derinleştirdi:
"Yenilgiyi zımnen kabul edip İslam Cumhuriyeti’nin bir bölgesel realite olduğunu idrak ettiler. Şu an tek gündemleri, İslam Cumhuriyeti ile nasıl bir etkileşim zemininde buluşacakları ve bu savaşı kendileri açısından nasıl sonlandıracaklarıdır. Bu gerçekler henüz kamuoyuna tam olarak yansımasa da, elimizdeki belgeler ve istihbari kanıtlar, düşmanın iç görüşmelerinin tamamen bu eksende seyrettiğini teyit etmektedir."
Amerika Birleşik Devletleri'nin yapısal bir analiz hatası yaptığını vurgulayan Naini, sözlerini şöyle tamamladı:
"Düşmanlar, İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal mimarisini sadece şahıslara dayalı, kırılgan bir yapı zannettiler; siyasi, sosyal ve askeri kudretimizi yanlış okuyarak bu savaşa giriştiler. Şehit İmamımızın savaş doktrinini ve ana stratejiyi bizzat belirlediğini, tüm operasyonel planların ise kendisinin şehadetinden önce titizlikle gözden geçirilip onaylandığını hesaba katamadılar."
Açıklamalarına devam eden Naini, savunma planlamasındaki derinliğe şu sözlerle dikkat çekti:
"Şehadet mertebesine erişen üst düzey komutanlarımız, olası tüm senaryolar üzerine 'savaş oyunları' icra etmiş, farklı harekat planlarını hazırlayıp onaylamışlardı. Bu sayede düşmanın atabileceği her adıma karşı önceden tanımlanmış özel bir mukabele planımız mevcuttu. İran halkına günlük hayatın akışını bozmamaları ve savaş psikolojisinden uzak durmaları tavsiye edilse de, silahlı kuvvetlerimiz savaşın kaçınılmaz olduğu gerçeğiyle teyakkuz halindeydi."
Analizler & Kapsamlı Değerlendirmeler
CIA değerlendirmesi: 'İran'daki direnişin ezilmesi mümkün değil'✦
'Hürmüz'den sadece dostlar geçebilir'✦
Utancını bölgeyi yakan bir ateşle unutmak isteyen Netanyahu✦
Olağanüstü iç bütünlük: İran 'beka savaşı'nda ayakta✦
ABD'nin üzerinde yenilginin hayaleti dolaşıyor ✦
Devrim Muhafızları Sözcüsü, hazırlık sürecindeki kararlılığı ise şu verilerle ortaya koydu:
"Komuta kadememiz, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı, hazırlık seviyesini bir an bile olsun düşürmedi. '12 Gün Savaşı' ile 'Ramazan Savaşı' arasındaki kritik dönemde, Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Şehit Pakpur, önceki savaşın hasarlarını gidermek, harbe hazırlık seviyesini yükseltmek, strateji ve taktikleri revize ederek silah sistemlerini modernize etmek için gece gündüz demeden çalıştı. Hava ve Deniz Kuvvetlerimiz ile Savunma Bakanlığımız da aynı disiplinle hareket etti. Neticede Ramazan Savaşı başladığı anda silahlı kuvvetlerimizin operasyonel hazırlığı, önceki savaşa kıyasla çok daha ileri bir seviyedeydi."
Tuğgeneral Naini, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin operasyonel görevlerine ve ABD'nin "İran'ın donanması imha edildi" iddialarına yönelik şu açıklamalarda bulundu:
"Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin temel misyonu, denizden yönelecek her türlü düşman saldırısını bertaraf etmektir. Bu kuvvetimiz, Hava Kuvvetleri ile eşgüdüm içerisinde; füze ve İHA operasyonlarıyla düşman gemilerini ve askeri üslerini imha etmekle görevlidir ve şu an bu sorumluluğunu her zamankinden daha büyük bir kudretle icra etmektedir."
Sözcü konuşmasını şu soruyla sürdürdü:
"Trump donanmamızı yok ettiğini iddia ediyor, öyle mi? O zaman, tabii eğer zerre cesareti varsa, savaş gemilerini Fars Körfezi sularına göndersin."
Stratejik hakimiyet vurgusunu sürdüren Naini, sözlerine şöyle devam etti:
"Hürmüz Boğazı, İran İslam Cumhuriyeti güçlerinin mutlak kontrolü altındadır. Bölgede ve denizde hakimiyet kurduğunu, donanmamızı saf dışı bıraktığını iddia eden düşman, şayet cesareti varsa gemilerini bu sulara yaklaştırmayı denesin. Bölgede farklı bayraklar altında seyretmesine rağmen mülkiyeti ABD veya İsrail rejimlerine ait olan tüm gemiler hedef listemize alınmış ve vurulmuştur. Düşman, savaş durumunda Hürmüz Boğazı’nı denetim altında tutacağını, gemilere refakat ederek enerji ve petrol sevkiyatının güvenliğini sağlayacağını iddia ediyordu; ancak bugün gelinen noktada tamamen sahadan çekilmek zorunda kalmışlardır."
╰┈➤ İran, Amerika'ya kışı getirdi: ABD'nin bölgedeki radarlarının yenilenmesi 8 yıl alacak
Amerika'nın maruz kaldığı ağır kayıplara dikkat çeken Tuğgeneral Naini, şu teknik detayları paylaştı:
"Düşman savaş gemileri, Umman Denizi’nin 300-400 mil açığına kadar püskürtülmüştür. Önce Devrim Muhafızları Donanması, ardından da Ordu birliklerimiz tarafından gerçekleştirilen hassas seyir füzesi saldırılarıyla bölgeden süratle uzaklaştırılan bu gemiler, muhtemelen ağır hasar alarak bakıma çekilmiş ve operasyonel kabiliyetlerini yitirmişlerdir. Düşmanın diğer askeri teçhizatı da aynı akıbeti paylaşmıştır. Deniz üsleri şu an darmadağınık haldedir; radarlar, hava savunma bataryaları, mühimmat depoları, stratejik yapılar ve çok sayıda savaş uçağı dahil tüm sistemleri, elektronik harp unsurlarımızla doğrudan hedef alınarak felç edilmiştir."
[video]
İran’ın savunma kapasitesinin 12 Gün Savaşı'ndan bu yana geometrik bir artış gösterdiğini kaydeden Naini, operasyonel verileri şu şekilde paylaştı:
"ABD ve İsrail rejimlerine ait stratejik hedeflere şu ana kadar yaklaşık 700 füze ve 3 bin 600 insansız hava aracı fırlatılmıştır."
╰┈➤ Eski CIA yetkilisi: İran'ın balistik füze kapasitesi askeri dengeleri değiştirdi
Hürmüz Boğazı üzerindeki mutlak egemenliğin altını çizen Devrim Muhafızları Sözcüsü, "Hürmüz Boğazı tamamen Devrim Muhafızları Donanması’nın kontrolü altındadır; bölgede İran’ın tam egemenliği esastır," dedi.
İran’ın füze envanterindeki teknolojik derinliğe de değinen General Naini, Amerika ve İsrail rejimlerine şu uyarıyı yaptı:
"Mevcut operasyonlarda kullandığımız füzeler on yıl öncesinin teknolojisidir. 12 Gün Savaşı’ndan Ramazan Savaşı’na kadar geçen sürede ürettiğimiz ileri nesil füzelerimizin büyük çoğunluğu henüz hangarlardan çıkarılmamış, kullanılmamıştır."
Açıklamalarını bir ültimatomla noktalayan Naini, "Önümüzdeki Çarşamba, düşmana en ağır darbeyi indireceğimiz gün olacaktır. Savaşın nihayeti, düşmanın askeri ve toplumsal caydırıcılığımıza tam olarak ikna olduğu andır. Stratejimiz, saldırganı cezalandırmak ve düşmana yönelik ağır, yıkıcı saldırılarımızı kararlılıkla sürdürmektir," ifadelerini kullandı.