
YDH- Axios muhabiri Barak Ravid’in dört farklı kaynağa dayandırdığı bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı aşmak ve rotayı yeniden trafiğe açmak için çok uluslu bir koalisyon kurma hazırlığında.
Trump, Cumartesi günü Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada ticari nakliyatı yeniden tesis etmek amacıyla ABD ve müttefiklerinin Körfez’e savaş gemileri sevk edeceğini öne sürerek; Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore ve Birleşik Krallık’a açık bir yardım çağrısında bulundu.
Trump, boğazların denetimi konusunda diğer ülkelerle görüşmelerin sürdüğünü ve bu süreçte ortak hareket etmenin önemini vurgularken, "Olumlu geri dönüşler alıyoruz" ifadelerini kullandı.
Ancak Ravid’in ulaştığı bilgilere göre Trump, yedi ülke ile temas halinde olduklarını ve bazılarının bu teklifi şimdiden geri çevirdiğini kabul etti. Öte yandan Trump, İran’ın elinde "çok az ateş gücü" kaldığını savunarak, planlanan operasyonun "küçük çaplı" bir müdahale olacağını iddia ediyor.
Pazar günü ise Air Force One’da gazetecilere konuşan Trump, NATO üyeleri ve Çin de dahil olmak üzere tüm petrol ithalatçısı ülkelerin boğaz güvenliği için elini taşın altına koymasını "talep ettiğini" bildirdi.
Öte yandan ABD’li yetkililer, Fars Körfezi’ndeki tanker trafiğinin engellenmeye devam etmesi halinde Trump’ın, İran’ın can damarı sayılan Hark Adası’ndaki petrol depolarına el koyma seçeneğini masaya yatırdığını belirtiyor.
Trump, Cuma günü adadaki askeri noktaların vurulması emrini verdiğini ancak petrol tesislerini şimdilik muaf tuttuğunu bizzat açıklarken; Cumartesi günü NBC’ye verdiği "sırf eğlence olsun diye birkaç kez daha vurabiliriz" şeklindeki tartışmalı beyanı Ravid’in notları arasında yer alıyor.
Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi Ravid’e, Hark Adası’nın akıbeti hakkında henüz kesin bir karar verilmediğini söylese de, Hürmüz’ü açma çabalarının sonuçsuz kalması durumunda Trump’ın ipleri eline alacağını ve "çatışmanın hızını İranlıların dikte etmesine" müsaade etmeyeceğini iddia etti.
Barak Ravid’in ulaştığı kulis bilgilerine göre üçüncü bir ABD’li yetkili, Trump’ın Hark Adası’na el koyma fikrine oldukça sıcak baktığını bildirdi. Ravid, bu hamlenin "rejimin ekonomik nakavtı" anlamına geleceğini ve Tahran’ın finansmanını fiilen keseceğinin değerlendirildiğini belirtiyor.
Ancak yetkili, bu adımın karadan asker gönderilmesini gerektirdiğini ve başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik misilleme saldırılarını tetikleme riski taşıdığını Ravid’e aktardı.
Ravid’e konuşan yetkili, "Büyük riskler var, büyük ödüller var; Başkan henüz o noktada değil ve biz de olacağını söylemiyoruz" diyerek durumun hassasiyetini vurguladı.
Konuya yakın bir kaynak, bölgedeki bu abluka ve kısıtlamalar devam ettiği sürece, Trump’ın istese bile savaşı bitirmesinin mümkün olmadığını öne sürüyor. Ancak Axios, böylesi bir hamlenin bölgeye Amerikan kara birliklerinin sevk edilmesini zorunlu kılacağına dikkat çekiyor.
Körfez’in bu dar geçidindeki İran ablukası, küresel ham petrol arzını kesintiye uğratarak enerji fiyatlarını tırmandırırken, Axios'a göre durumun vahameti çok daha derin.
Axios, ''İran'ın, Körfez ülkelerinin petrol ihracatını baltalarken kendi tankerlerinin serbestçe geçmesine izin vererek Çin ve diğer pazarlara sevkiyatı sürdürdüğünü'' öne sürdü.
Barak Ravid’in ulaştığı kulis bilgilerine göre bir ABD’li yetkili, Trump ve kurmaylarının hafta sonunu çok uluslu koalisyonu kurabilmek adına yoğun bir telefon trafiğiyle geçirdiğini aktardı.
Ravid, Trump’ın Pazar günü İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile yaptığı görüşmeye dikkat çekerek; bu hamlenin, Trump’ın sadece birkaç gün önce İngiltere için "yardım etmekte çok geç kaldıkları" yönündeki çıkışından net bir geri adım olduğu yorumunu paylaştı.
Detaylara vakıf bir kaynak ise hafta sonu boyunca ABD ile Avrupa, Körfez ve Asya hattında diplomatik mekik dokunduğunu belirterek, Trump yönetiminin asıl hedefinin müttefiklerden bir "Hürmüz Boğazı Grubu" için siyasi taahhüt koparmak olduğunu Ravid’e bildirdi.
Henüz hiçbir ülkenin kamuoyu önünde resmi bir söz vermediğini belirten Ravid, buna rağmen üst düzey bir yetkilinin, Beyaz Saray’ın "Hürmüz Koalisyonu" olarak adlandırdığı bu yapıya bazı ülkelerin bu hafta destek açıklamasını beklediğini aktardı.
Ravid’in ulaştığı yetkili, söz konusu petrolün asıl alıcısının ABD değil diğer ülkeler olduğunu hatırlatarak, fiyatların düşmesini isteyen her aktörün elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı.
Müzakerelerin gidişatına yakın bir kaynak ise Ravid’e, şu aşamada önceliğin askeri detaylardan ziyade siyasi bağlılık olduğunu; "kimin, neyi, ne zaman göndereceği" konusunun sonraya bırakıldığını ifade etti.
Ravid, koalisyon ortağı ülkelerden savaş gemisinden insansız hava araçlarına kadar geniş bir askeri destek beklendiğini belirtirken; Wall Street Journal’ın da Trump’ın bu koalisyonu hafta içinde duyurmak istediği bilgisini teyit ettiğini aktardı.
Trump, Perşembe günü Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile gerçekleştireceği ilk resmi Beyaz Saray zirvesinde İran krizini ve tanker güvenliğini masaya yatıracak.
Axios, Trump’ın ay sonunda Şi Cinping ile yapacağı görüşme öncesinde Çin’i koalisyona girmesi için sıkıştırdığını, hatta Financial Times’a verdiği demeçte Pekin’in ayak diretmesi durumunda bu geziyi erteleyebileceğini söylediğini aktarıyor.
Öte yandan Axios, ''bir İranlı yetkilinin'' CNN’e verdiği demeçte petrol ticaretinin dolar yerine yuan ile yapılması şartıyla geçişlere izin verilebileceği imasına dikkat çekerken; Trump’ın NATO müttefiklerini, koalisyona sessiz kalmalarının ittifakın geleceği için "çok kötü" olacağı yönünde uyardığını belirtiyor.
Cumhuriyetçi kanadın şahin ismi Senatör Lindsey Graham ise Ravid’in raporladığı bu gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirterek, petrol merkezinin kontrolünü kaybetmesi durumunda İran ekonomisinin "yok olacağını" savundu.
X platformu üzerinden açıklama yapan Graham, "Savaş tarihinde bir düşmanın size nadiren Harg Adası gibi sonucu dramatik şekilde değiştirebilecek tek bir hedef sunduğunu görürsünüz; burayı kontrol eden, savaşın kaderini de kontrol eder" ifadelerini kullandı.
Ravid’in geçen hafta Axios üzerinden duyurduğu bir diğer önemli iddia ise, ABD ordusunun sadece adaya el koymayı değil, aynı zamanda İran’ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarını güvence altına almak için özel kuvvetler göndermeyi de ciddi şekilde değerlendirdiği yönündeydi.